Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Dünya basınından manşetler - 26 Ocak

    Planet/EkoNet
    26.01.2011 - 10:54 | Son Güncelleme: 26.01.2011 - 10:54

    Dünyada öne çıkan tüm manşetler:

    REUTERS: İran ve Lübnan, Türkiye’nin nüfuzunun sınırlarını gösterdi

    Ortadoğu’daki en zor bilmecelerden birinin çözülmesi için yardımcı olmayan çalışan Türkiye, kaldırabileceğinden çok daha fazla yükün altına girdiğini düşünüyor olabilir. Son bir hafta içinde, Lübnan’ın politik krizinde ve İran’ın nükleer meselesinde Batı ile olan tartışmasında rol oynamak isteyen Türkiye, her iki girişiminden de eli boş döndü.

     

    Analistler, her iki durumda da beklentiler düşük olsa da, Türkiye’nin acemi arabuluculuk rolünü iyice tehlikeye attığını düşünüyor. Türkiye’nin tecrübeli dış politika analistlerinden Semih İdiz, “Geçmişte, elle tutulur tek bir arabuluculuk başarımız yok. Bu yüzden Türkiye kendisini aşırı geriyormuş gibi görünüyor… Türkiye’nin Ortadoğu’da akıllı itfaiyeci rolünü oynamaya çalışması çok zor gibi gözüküyor. Bunun neden bölgenin çok kaygan bir zemine sahip olması” dedi.

     

    Türkiye’nin arabuluculuk çabaları, İran, Suudi Arabistan ve Mısır’ın bir zamanlar en çok egemenliğe sahip olduğu bölgeye yeni bir hareketlilik getirdi. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın, Filistin üzerinden İsrail’i kınayarak Arap dünyasına güven mektubu vermesi, onu Arap sokaklarında bir kahraman haline getirdi.

     

    UZUN DÖNEM HEDEFLER

    Düşünce kuruluşu German Marshall Fund’dan Ian Lesser, Türkiye’nin dış politikada gereğinden fazla aktif konumunun, uzun dönemdeki hedeflerini görme yeteneğini azaltabileceğini belirtti.

     

    Türkiye’nin bir numaralı hedefi Avrupa Birliği (AB) üyeliği olmuş olsa da, Ankara’nın önüne haksız engeller konulduğuna yönelik şikayetleri bu süreçteki heyecanı büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Dahası, Türkiye’yi bölgedeki model haline gelebilecek bir Müslüman demokrasi gören ABD ile olan ilişkiler gerilmiş durumda.

     

    Lesser, “Politik hareketliliği görüyorsunuz, ancak öncelikler ortada yok. Türkiye’nin en önemli önceliklerinin ortadan kaybolma riski var” dedi.

     

    Carnegie Endowment for International Peace kuruluşundan Türkiye uzmanı Henri Barkey, Türkiye’nin, İran’ın Batıyla olan çatışmasında, elde edebileceğinden çok daha fazlasını ortaya koymaya çalıştığı kanısında. Barkey, “Türkiye geçmişe kıyasla daha fazla güce sahip. Ancak bu güç düşündüğünden daha az. Bardağın içinde biraz su var ancak şu ana kadar başarıdan çok başarısızlık elde edildi” yorumunu yaptı

     

    Diğer yandan, İdiz, NATO üyesi Türkiye’nin İran’la çok fazla yakınlaşarak izole edilme riski altında kalabileceğini belirtti Bazı analistler ise P5+1 ülkeleriyle uzlaşması için İran ile Batı arasında arabuluculuk yapan Türkiye’nin, Tahran tarafından kullanıldığını düşünüyor. İran, bir politik süreci uzatmak için Türkiye’nin iyi niyetini kullanıyor olabilir.

     

    EL CEZİRE: Gazze militanına düzenlenen suikastta Filistin Yönetimi-İsrail işbirliği

    Filistin Belgeleri, Filistin Yönetimini’nin Gazzeli bir militana düzenlenen suikastta, İsrail ile işbirliği yapmaya istekli olduğunu ortaya koydu.

     

    Arapça yazılmış olan belgelerde, Gazze Şeridi’nde yaşayan Hasan El Madhun adındaki militanın öldürülmesi için Filistin Yönetimi ve İsrail’in plan yaptıkları yer alıyor. MAdhun, Fetih’in Gazze’de kontrole sahip olduğu dönemde, Fetih’e bağlı El Aksa’nın Şehitler Tugayı’nda yer alan önemli bir isimdi.

     

    Madhun, İsrail’in Aşdod limanı ve Gazze ile İsrail arasındaki Karni geçiş kapısında ölümcül bombalama eylemleri planladığı gerekçesiyle suçlanmıştı.

     

    Madhun’ın öldürülmesi planı, 2005 yılında İsrail ve Filistin Yönetimi arasında mülteciler konusunda düzenlenen ortak bir komite toplantısında ele alındı. Toplantıda, İsrail’in o dönem Dışişleri Bakanı olan Şaul Mofaz, dönemin Filistin Yönetimi İç İşleri Bakanı Naser Yusuf’a, Madhun öldürülmesini istedi.

     

    Belgelere göre Mofaz ile Yusuf arasında şu diyalog geçti:

     

    Mofaz: Hasan Madhun’un adresini biliyoruz ve Raşid Ebu Şabak (Gazze’deki Önleyici Güvenlik Servisi başkanı) bunu biliyor. Neden onu öldürmüyorsunuz? Hamas, seçimlerden dolayı roketler fırlattı. Bu size karşı bir mücadele ve Ebu Mazen’e (Filistin Yönetimi Devlet Başkanı Mahmud Abbas) bir uyarı.

     

    Yusuf: Raşid’e gerekli talimatları verdik. Ne olduğunu göreceğiz.

     

    Mofaz: Bizim konuştuğumuzdan bu yana, Madhun dört hafta öncesinden beri bir eylem planlıyor. Onun Karni veya Erez’e (bir başka sınır geçiş kapısı) saldırmak istediğini biliyoruz. O Hamas üyesi değil ve onu öldürebilirsiniz.

     

    Yusuf: Çalışıyoruz, bu ülke çok kolay değil. Yeteneklerimiz sınırlı ve bize hiçbir şey teklif etmediniz.

     

    Mofaz: Görüyorum ki Gazze Şeridi’nde hiçbir başarı sağlanamamış.

     

    Bu görüşmenin üzerinden henüz bir ay geçmeden, 1 Kasım 2005 tarihinde, Gazze üzerinde uçan İsrail’e ait bir Apache helikopterinin attığı füze, Madhun içinde olduğu aracı havaya uçurdu.

     

    Madhun’un öldürülmesinin ertesi günü, Washington’da bulunan Mofaz, Filistinlilerin yaşam şartlarını kolaylaştırmak ve Abbas ile barış yapmak için çaba göstereceklerini söyledi. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı Condolezza Rice ve ulusal güvenlik danışmanı Stephen Hadley ile bir araya gelen Mofaz, “Filistin Yönetimi’nin terör örgütleriyle nasıl baş ettiğini göreceğiz” demişti.

     

    FİLİSTİNLİLERİ ÖLDÜRMEK ZORUNDA KALDIK

    Filistin Belgeleri, Filistin Yönetimi’nin, politik üstünlüğünü korumak ve bedeli ne olursa olsun barış görüşmelerinde ABD’nin desteğini korumak istediğini gösteriyor.

     

    17 Eylül 2009’da yapılan görüşmede, Filistin Yönetimi’nin baş müzakerecisi Saib Erekat, ABD’nin Ortadığu Temsilcisi Yardımcısı David Hale ile yaptığı görüşmede, ABD’nin desteğini korumanın kendileri için önemini ortaya koydu:

     

    Erekat, “Tek bir otorite, tek bir silah ve hukuk üstünlüğü kurmak adına Filistinlileri öldürmek zorunda kaldık. Hukukun üstünlüğünü koruyabilmek için zaman ve çaba harcayarak kendi insanımızı öldürdük” ifadesini kullandı.

     

    Erekat’ın sözlerinde, kimin öldürülmesi hakkında konuştuğu belli olmasa da, Madhun suikastı, baş müzakerecinin bahsettiği durumu ifade eden tek bir örnek olarak beliriyor.

     

    NEW YORK TIMES: Obama işsizlik için küresel alanda mücadeleye işaret etti

    Salı akşamı ulusa sesleniş konuşması yapan ABD Başkanı Barack Obama, ABD’lilerden yaratcı ruhlarını serbest bırakmalarını, taraflı görüşlerini terk etmelerini ve hızla değişen küresel ekonomi içinde ortak bir amaç etrafında buluşmak için bir araya gelme çağrısı yaptı.

     

    Obama, danışmanlarının “geleceği kazanmanın planı” olarak adlandırdığı konuşmasında, küreselleşmenin olumsuz etkilerini ve Çin ile Hindistan gibi yükselen güçlerin rekabetini savuşturmak için, eğitim, hızlı tren, temiz enerji teknolojisi ve yüksek hızlı internet gibi alanlarda harcama hedefleri sundu.

     

    Obama aynı zamanda, gelecek beş yıl içinde bazı kamu programlarında harcamaların durdurulmasını içeren, bütçe tasarrufu önlemlerinden bahsetti. Obama, alınacak önlemlerle, gelecek 10 yıl içinde bütçe açığının 400 milyar azaltılabileceğini belirtti.

     

    Bir gözünü 2012 seçimlerine diken Obama, ABD’nin uzun süreli ekonomik krizden çıktığını ve artık daha uzun dönemli hedeflere yönelebileceğini söyledi. Ara seçimlerden hezimetle çıkan ve işsizlik oranını yüzde 9’un altına çekmeyi başaramayan Obama, politik ve mali alanlarda yapılacak kısıtlamaların sinyalini verdi.

     

    Tucson’daki saldırının ardından silah denetimi hakkında bir açıklamada bulunmayan Obama, aynı zamanda hükümetin önündeki en büyük mali hususlar olan Sosyal Güvenlik ve Medicare sistemi hakkında da yorum yapmadı.

     

    2025’e kadar hava kirliliğine neden olacak yakıtların azaltılacağını belirten Obama, bunu sağlayacak mekanizmalara değinmedi.

     

    Konuşmasında ekonomiye odaklanan Obama, yüksek işsizliğe değinerek, “Dünya değişti, artık ABD’lilerin bir zamanlar olduğu gibi uzun süreli iş bulması kolay değil” dedi. Obama, “Artık kurallar değişti” ifadesini kullandı.

     

    “İş bulma rekabeti gerçek oldu. Ancak bu bizim cesaretimizi kırmamalı. Tersine bizi mücadeleye zorlamalı. Son birkaç yılda aldığımız darbeleri hatırlayın. ABD halen dünyanın en zengin, en büyük ekonomisi… Bizden daha üretken işçiler yok. Hiçbir ülkenin bizimkilerden başarılı şirketleri yok. Kimse yatırımcı ve girişimcilere bizden daha fazla patent vermiyor” dedi.

     

    Obana, beş alanda teşvikler sunulacağı belirtti ve bu alanları “yenilik, eğitim, altyapı, federal bürokrasinin modernize edilmesi ve bütçe açığının kapatılması” olarak belirtti.

     

    Araştırma ve geliştirme alanlarında yatırımların artırılacağı sözü veren Obama, hızlı tren, yol ve hava taşımacılığındaki çabaların artacağını söyledi. Bütçe açığının kapatılması için gelecek beş sene içinde Pentagon’un bütçesinde 78 milyar dolar kesintiye gidileceğini tekrarlayan Obama, Demokrat ve Cumhuriyetçilerin oluşturduğu mali komisyonun önerilerini benimsediğine yönelik bir mesaj vermedi.

     

    TELEGRAPH: Wikileaks: ABD ordusu Assange-Manning bağlantısı kuramadı

    Wikileaks sitesinin ABD ordusuna ait on binlerce belgeyi nasıl ele geçirdiğini araştıran soruşturmacılar, verileri sızdırdığına inanılan istihbarat uzmanı Bradley Manning ile Wikileaks’in kurucusu Julian Assange arasında bağlantı bulamadı.

     

    NBC News’in haberine göre, her ne kadar ABD ordusuna ait gizli belgeleri yasadışı yollardan elde ettiği bilinse de, Manning’in verileri Assange’a ulaştırdığı gösteren yeterli delil bulunamadı.

     

    Londra’da göz hapsinde tutulan Assange’ın, hakkında tecavüz suçlaması bulunan İsveç’e teslim edilmesi söz konusu.

     

    ABD’li Başsavcı Eric Holder, Obama yönetiminin, bilgilerin sızdırılmasını Casusluk Yasası altında değerlendirip değerlendiremeyeceğini tartıştığını belirtti. Assange, geçtiğimiz ay MSNBC’ye yaptığı açıklamada, Manning’in gizli belgeleri sağlayan kaynak olup olmadığı hakkında bilgisinin bulunmadığını belirtmişti.

     

    Assange, Manning’in ismini basına yansımadan önce duymadığını belirtmiş ve “Bu bizim teknolojimizin ve örgütümüzün çalışma şekli değil” demişti.

     

    TIMES: Yasemin Devrimi’nin izinden giden Mısırlılar polisle çatışıyor

    Tunus’ta yaşanan “Yasemin Devrimi’nden” güç alan binlerce Mısırlı, Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in 30 yıllık iktidarını sona erdirmek içinsokaklara döküldü. Protestocuları engellemek için yaklaşık 30 bin kişilik bir polis kuvveti Kahire sokaklarına konuşlandırıldı.

     

    Polis, göstericilere göz yaşartıcı bomba, sopa ve su püskürterek müdahale ederken, protestocular Kahire’nin bazı bölgelerinde kontrolü ele geçirdi. Öte yandan, İskenderiye, Nil Havzası’ndaki Mansura ile Tanta ve güneydeki Aswan ile Assiut şehirlerinde de halk iktidara karşı başlatılan büyük protesto gösterilerine katıldı.

     

    Polis ile göstericiler arasında yaşanan çatışmalarda Kahire’de bir polis, Süveyş’te iki gösterici hayatını kaybetti. En son, Irak’ın işgal edildiği 2003 yılında Mısır’da büyük gösteriler yaşanmıştı. Siyasi eylemlerin en fazla 500 kişiyi geçmediği ülkede yaşanan protestolar, bugüne dek eşi benzeri görülmemiş bir ayaklanmayı temsil ediyor.

     

    Geçtiğimiz ay, yüsek gıda fiyatları ve işsizlik yüzünden ayaklanan ve hükümeti deviren Tunus’taki Yasemin Devrimi’nin ardından harekete geçene Mısırlılar, Salı günü Kahire’nin Tahrir Meydanı’nın kontrolünü ele geçirdi. Binin üzerinde gösterici ise Mübarek’in parti binasının önünde toplanarak protestoda bulundu.

     

    ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, Gazap Günü’ne denk gelen gösteriler için “sakin olunması” mesajı verirken, Mısır hükümetinin halkın isteklerini karşılama isteğinde olduğunu ifade etti.

     

    Ancak sosyal paylaşım ağları Twitter ve Facebook üzerinden organize olan göstericiler, halka kendilerine katılma çağrıları yapmaya devam ediyor.

     

    INDEPENDENT: İngiltere Merkez Bankanı Başkanı King’den uyarı

    Geçtiğimiz gün yayımlanan rakamlara göre, 2010’un son üç ayında gerileyen ekonomi, son birt yıllık ekonomik büyüme ve toparlanmayı durma noktasına getirdi. Enflasyonun tekrar yükselmeye üzere olduğu günlerde gelen rakamlar ekonomistleri korkuturken, 1970’li yıllarında stagflasyon günlerine geri dönülebileceği endişesi doğdu.

     

    İngiltere Merkez Başkanı Mervyn King, geçtiğimiz gün yaptığı açıklamada, 2011 yılında enflasyon oranının “rahatsız edici seviyelere çıkabileceği” uyarısında bulundu. King, enflasyonun, 2012’de düşmeye başlamadan önce yüzde 4-5 seviyelerini görebileceğini belirtti. King ayrıca, ödeme baskısı oluşmadığı sürece, faiz oranlarının hızla artabileceğini ifade etti.

     

    Ulusal İstatistik Bürosu (ONS) tarafından açıklanan rakamlara göre, Ekim ve Aralık aylarındaki yüzde 0.5’lik azalışın,aşırı soğuk havalardan da etkilenmiş olduğu ancak, buna rağmen ekonomik büyümenin beklenenin altında kaldığı belirtildi.

     

    Ekonomi Bakanı George Osborne, verilerin “hayal kırıklığına” neden olduğunu kabul etti ancak, ekonomik politikada bir U dönüşü olmayacağını ifade etti. Osborne, “Aralık ayındaki gerilemenin aşırı soğukların etkisinden kaynaklandığını, hava şartlarının kendilerine engel olmasına izin vermeyeceklerini ve mali politikalarında bir değişikliğe gitmeyeceklerini” söyledi.

     

    King’in, enflasyon oranının 2012’ye kadar hedeflenen yüzde 2 seviyesine inmeyeceği uyarısının ardından, İngiltere Merkez Bankası’nın Para Politikası Komitesi (MPC), faiz oranlarını artırması adına baskı altında kalabilir.

     

    Artan enflasyonun “yaşam standartlarını etkileyeceğini” belirten King, enflasyon rakamlarının yükselmesinde KDV’nin ve küresel emtia fiyatlarının artmasının etkisi olduğunu belirten King, “Küresel emtia ve enerji fiyatlarındaki artış göz ardı edilemez. Reel net gelirlerde ücretleri yukarı çekerek yapacakları uygulamalara karşı harekete geçebiliriz” dedi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı