Dünya Haberleri

    Dünya basınından manşetler - 17 Şubat

    Planet/EkoNet
    17.02.2011 - 10:25 | Son Güncelleme:

    Dünya basınında bugün öne çıkan haberler:

    CNN: Türkiye, Arap ülkeleri için demokratik model olabilir

    Washington’daki American University’nin öğretim üyelerinden Frankie Martin, Türkiye’nin Arap dünyası için demokrasi modeli oluşturabileceğini ifade ettiği bir makale kaleme aldı.

     

    Mısır’ın eski Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in devrilmesi, kafalarda onun ardından nasıl bir hükümetin kurulacağı yönünde soru işaretleri oluşturdu. Mübarek’in görevini bırakmasının ardından, ABD Başkanı Barack Obama, Mısır halkını “evrensel haklarını” talep ettiği için övdü ve desteklediğini belirtti. Başkan’ın konuşması, ABD’nin temel inançlarına paralel bir mesaj verse de Washington Mısır’ın otoriter hükümetine de destek verdiği için kafaların karışmasına neden oldu.

     

    Bakıldığında Arapların ABD yerine, modern, demokratik ve çoğulcu amaçları besleyen komşuları Türkiye’ye daha fazla ilgi gösterdiği görülüyor. ABD, Türkiye’nin bölgede artan rolünü bir mücadele değil, aksine fırsat olarak görmeli. Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin’e yakın bir ekonomik büyüme hızı yakalayan Türkiye,  Batı ile Müslüman dünyası arasında da önemli bir köprü görevi görüyor.

     

    MODERN İSLAM MODELİ

    Türkiye’nin yükselişi modern İslam’ın ortaya çıkışının işaretini veriyor. Modern İslam, Batı düşüncesini de içine katan, bilgiyi takip eden diğer inanç sistemlerini de içeriyor. Bu gelişim, tarihte İslami kültür ve eğitim başarısının doruk noktasını işaret ediyor.

     

    Sömürgecilik ve sonrasında yaşanan kriz ve şoklar, birçok Müslüman’ı, Batı’nın desteklediği yolsuz bir diktatör ya da yabancı ülkelerin baskısı altındaki toplumlarını dini yaklaşımla koruyabileceklerini düşünen İslamcı kişiler arasında seçim yapmak zorunda olduklarına inandırdı. Türkiye bu iddiayı reddetti. İslami köklere sahip partilerin rekabet edebildiği laik bir demokrasi oluşturmayı başardı. Arap protestoculara ilham veren, bu İslami model oldu.

     

    İSRAİL İLE İLİŞKİLER DÜZELEBİLİR

    Türk modelinin kucaklamak ve desteklemek adına, ABD İslam hakkındaki derin paranoyası ve korkusunu yenmek zorunda. Bazıları, AK Parti’nin görünmez bir “İslamcılığı” temsil ettiği endişesini yaşıyor.

     

    Gazze filosu baskını nedeniyle Türkiye’nin kendilerini kınamasından dolayı kızgın olan İsrailliler de aynı düşünceleri besliyor. Ancak filo baskınının çözümlenmesi ve Filistin’le barış sürecinin başlaması sağlanırsa, iki ülke eski işbirliği günlerine dönebilir. Türkiye Müslüman dünyasında nüfuz kazandıkça, diğer ülkelerde Türkiye’nin İsrail’e yönelik politikasını kendileri için bir model olarak görebilir. Ancak hiçbir model kusursuz değil ve Türkiye’nin de kendi sorunları var.

     

    ABD olsun olmasın, Ortadoğu’da, tüm Müslüman dünyasını kaplayan yeni bir dönem başlıyor. ABD, demokratik, modern İslam’ı destekleyerek kendisini sıkı bir şekilde bu resmin doğru yerine yerleştirebilir. Bu şekilde, ABD milyonlarca Müslüman’ın ve kendi arzularına doğru cevabı verecektir.

     

    GUARDIAN: Colin Powell kitle imha silahları “yalanları” için açıklama istedi

    ABD eski Dışişleri Bakanı olan Colin Powell, Saddam Hüseyin rejiminin kitle imha silahları olmadığına yönelik önemli bir istihbarattan neden uzak kaldığı konusunda, CIA ve Pentagon’dan açıklama istedi.

     

    ABD ve Alman istihbaratı tarafından Curveball kod adıyla bilinen Refid Ahmed Elvan el Cenabi, Guardian’a yaptığı açıklamada, “Irak Savaşı’nın başlamasını sağlayan delillerin gerçek olmadığını” itiraf etmişti. Irak Savaşı döneminde Dışişleri Bakanı olan Powell, bu itirafın ardından, Irak savaşı dosyalarını derleyen ABD’li kurumlara gerekli soruların sorulması gerektiğini belirtti.

     

    Powell, özellikle CIA ve Pentagon’un askeri istihbarat kolu olan Savunma İstihbarat Kurumu’nu (DIA) işaret etti. Cenabi, Mart 2003’te başlayan Irak işgalini haklı kılmak adına, Beyaz Saray’ın birincil kaynağı olmuştu.

     

    Powell, CIA ve DIA’in, Cenabi hakkında gerekli uyarıyı yapmamalarının nedeninin sorulması gerektiğini söyledi ve Curveball’un verdiği bilgilerin güvenilir olmadığının neden belirtilmediğinin açıklanmasını istedi.  

     

    Guardian’a konuşan Powell, “Curveball adlı kaynağın güvenilir olmadığı uzun yıllardan beri biliniyordu… Yanlış bilginin neden savaş dosyaları arasına eklendiği ve Ulusal İstihbarat Değerlendirmesi (NIE) kapsamında Kongre’ye gönderildiği ortay çıkarılmalı. Bununla birlikte, bu bilginin neden ABD Başkanı’nın ulusa sesleniş konuşması ve benim Birleşmiş Milletler’de (BM) yaptığım sunuma neden eklendiği sorgulanmalı” dedi.

     

    Irak işgalinin başlamasından bir ay önce, 5 Şubat 2003 tarihinde, Powell BM Güvenlik Konseyi’nde savaşın başlaması için gerekli unsurları sunmuştu. Konuşmasında, “biyolojik silahların bulunduğu tesisler… Bu tesislerden birinde yöneticilik yapan görgü tanığının verdiği bilgilere” değindi. Ancak, Cenabi’nin verdiği bilgilerin yanlış olduğu biliniyordu.

     

    Powell, geçmişte BM’ye yanlış bilgi aktardığı için duyduğu pişmanlığı dile getirmiş ve bunun kariyerinde karar bir leke oluşturduğunu belirtmişti. Ancak en son açıklamaları, istihbarat kurumları ve eski başkanlarını, ellerindeki bilgiyi açığa vurmadıkları ve yanlış bir kaynağı tespit etmekte başarısız oldukları için baskı altında bıraktı.

     

    TELEGRAPH: Ortadoğu’daki gerginlik petrolü 104 dolara çıkardı

    Ortadoğu’da yaşanan gerginliğe yönelik endişeler, petrol fiyatlarını son 2.5 yılın en yüksek seviyesine çekti.

     

    İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın, iki İran savaş gemisinin Suriye’ye gitmek için Süveyş Kanalı’ndan geçeceğini açıklamasının ardından, ham petrol fiyatı varil başına 104 dolara kadar yükseldi.

     

    Liberman, İran’ın savaş gemilerinin Süveyş Kanalı’ndan geçecek olmasını, Tahran’ın “en son provokatörlük girişimi” olarak değerlendirirken, Petrol İhraç Eden Ülkeler  (OPEC) üyesinin nükleer programına işaret ederek, bu girişimi büyük bir tehdit olarak tanımladı.

     

    Ocak’ta Mısır’da başlayan isyan hareketi, petrol fiyatlarını varil başına 100 doların üzerine çekmişti. İran savaş gemilerini Suriye’ye Mısır’ın eski Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in görevini bırakmasının beş gün sonrasına ve Tahran’ın, bu ülkedeki demokratik dönüşüm sürecine müdahale etmek isteyebileceğine yönelik endişelerinin yoğunlaştığı günlerde gönderdi.  

     

    Aynı zamanda, Libya’da da Mısır ve Tunus’takine benzer protestoların baş göstermesi, ayaklanmaların Ortadoğu’nun petrol üreticisi ülkelerine yayılabileceği korkularını artırdı.  

     

    WALL STREET JOURNAL: ABD casusları: İran nükleer programında fikir ayrılığı yaşıyor

    ABD’nin, gizli Ulusal İstihbarat Değerlendirmesi’ne (NIE) göre, İranlı liderler nükleer programlarını devam ettirip ettirmemek konusunda oldukça hararetli bir tartışma içinde.

     

    Bu istihbarat tahmini, Tahran’a uygulanan uluslararası yaptırımların, İranlı liderler arasında anlaşmazlıklara yol açmış olabileceğine işaret etti.

     

    En son elde edilen istihbarat bilgileri, Tahran’ın uranyum zenginleştirmeye ek olarak nükleer silah araştırmalarına devam ettiğini belirtti. 2007’de sunulan tartışmalı raporda İran’ın 2003’te silah programını durduğu tahminine varılmıştı.

     

    Ancak, İran’ın nükleer bomba yapmak için yeni bir program başlatıp başlatmadığı bilinmiyor.

     

    Dahası, bu istihbarat değerlendirmesi, İran’da protesto hareketlerinin tekrar baş gösterdiği bu hafta içinde Kongre’deki komitelere sunuldu.

     

    ABD’li yetkililer, İranlı liderlerin uluslararası yaptırımların neden olduğu ekonomik kargaşanın rejim karşıtı muhalefet oluşturabileceğinden korktuklarına işaret etti. Öte yandan, dışarıdan bakıldığında yaptırımların Tahran’daki karar verici mekanizmayı nasıl etkilediğini net olarak anlamanın mümkün olmadığı belirtildi.

     

    ESKİ İSTİHBARAT ÇÜRÜTÜLDÜ

    Bu değerlendirme aynı zamanda, çeşitli ABD istihbarat kurumlarının ortak görüşünü ortaya koyuyor. Bu yüzden de  tek bir istihbarat kurumundan gelen bir analize kıyasla daha büyük önem taşıyor.

     

    2007’de yapıla son NIE’da, İran’ın nükleer silah tasarımını ve silahlanmasını durdurduğu, aynı zamanda gizli olarak yürütülen uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sonlandırdığı belirtilmişti. Ancak Avrupalı istihbarat kurumları bu bulguları çürütmüştü.

     

    Bu değerlendirme aynı zamanda, İran’ın savaş başlığı elde etmek için yürüttüğü düşünülen çalışmaların, tesislerinde yaşadığı sıkıntılar ve yaptırımların etkisiyle hız kaybettiği yönünde. İsrailli üst düzey yetkililer, Tahran’ın yaşadığı teknik aksaklıklar nedeniyle dört yıldan önce nükleer bomba üretemeyeceğini öne sürdü.

     

    Uluslararası Bilim ve Güvenlik Enstitüsü (ISIS) başkanı David Albright, İran nükleer tesislerini hedef alan kötü maçlı yazılın Stuxnet’in, 2009’un sonu ve 2010 başlarında binden fazla santrifüjü etkisiz kıldığını belirtti. İran’ın toplamda dokuz bin santrifüjü olduğu düşünülüyordu.

     

    INDEPENDENT: Cameron’dan ormanların satılması planında geri adım attı

    İngiliz hükümeti, ülkedeki ormanların 250 milyon sterline (400 milyon dolar) satılmasını öngören oldukça tartışmalı bir planı, karşılaştığı baskılar sonucunda iptal etmek zorunda kaldı.

     

    Başbakan David Cameron, parlamentoda geçtiğimiz gün yaptığı konuşmada, bu öneriye şiddetle karşı çıktı ve Çevre Bakanı Caroline Spelman’ı aşağılayarak, milletvekillerini şoke etti.

     

    Cameron, Ormancılık Komisyonu tarafından gelecek 10 yıl içinde ormanlık alanların satılmasını öngören plandan memnun olmadığını kabul ettiğinde geri adım atacağının sinyallerini vermişti.

     

    Cameron’ın U-dönüşü, milletvekilleri ve yüz binlerce protestocunun, 637 bin hektar ormanlık arazinin satılmasına gösterdiği büyük tepkinin ardından geldi.

     

    Başbakan’ın söz konusu plandan vazgeçmesi ve Çevre Bakanı’nı eleştirmesinin ardından, Cameron’ın sözcüsü, “Başbakan Caroline Spelman’dan memnun ve hükümetin iyi bir iş çıkardığını düşünüyor” dedi.

     

    İşçi Partisi lideri Ed Miliband’in, ormanlar konusundaki plandan memnun olup olmadığını sorduğu Cameron, “Kısa olarak cevabım hayır” diye yanıt verdi.

     

    Miliband ise “Önce ormanların satılmasına karar verip, sonra fikrinizi değiştiriyorsunuz. Son olarak ormanları satmaktan vazgeçtiniz mi?” diyerek hükümeti eleştirdi.

     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı