Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Dünya basınından manşetler - 16 Şubat

    Planet/EkoNet
    16.02.2011 - 09:12 | Son Güncelleme:

    Dünya basınında öne çıkan haberler:

    REUTERS: Türk diplomat: “BM raporunun sonucu ne olursa olsun İsrail’den özür bekliyoruz”

    Adının açıklanmasını istemeyen bir Türk diplomat Ankara’da dün bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada Birleşmiş Milletler’in Mavi Marmara baskını raporunun tarafsızlığına inandıklarını ancak yine de İsrail’in olayla ilgili özür dilemesini beklediklerini belirtti.

     

    Yetkili, “BM soruşturmasının tarafsız olacağına inanıyoruz. Ne biz istediğimizi alacağız, ne de İsrail istediğini alacak. Ancak özür ve tazminat bizim kırmızıçizgilerimizdir” dedi.

     

    31 Mayıs 2010’da yaşanan kanlı baskında dokuz Türk hayatını kaybetmiş, olayın ardından zaten gergin olan İsrail-Türkiye ilişkileri kopma noktasına gelmişti.

     

    Gazetecilere açıklama yapan yetkili, “Taleplerimizden geri adım atmayacağız. Dokuz canın kaybını affedemeyiz. İsrail bizim dostumuzdur. Eğer bir dost hata yaparsa, özür dilemesi gerekir” dedi.

     

    İsrail daha önce tazminat konusunu gündeme getirmiş ancak hatalı olduğunu kabul etmeyi reddetmişti. Türk yetkili BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun’un başlattığı soruşturmanın sonuçlarının Nisan ayında açıklanmasını beklediklerini belirterek, “Umuyoruz İsrail bunu bizimle arasını düzeltmek için kullanır” dedi.

     

    Geçtiğimiz haftalarda yayınlanan Turkel Komisyonu raporu, İsrail hükümetinin ve ordusunun herhangi bir hatası olmadığını, operasyonun yasal ve meşru olduğunu ilan etmişti. Ankara ise kendi raporunda İsrail’i uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlamış, İsrail askerlerinin “aşırı, ayrımsız ve orantısız güç kullandığını” belirtmişti. Raporda gemide öldürülen iki aktivistin helikopterlerden açılan ateş sonucu hayatlarını kaybettikleri ifade edilmişti.

     

    GUARDIAN: ABD’yi Irak Savaşı’na sokan “itirafçı” itiraf etti: Kitle imha silahları yoktu

    Beyaz Saray’ı Irak’ın elinde gizli biyolojik silahlar olduğuna ikna eden itirafçı Refid Ahmed Elvan el Cenabi, yıllar sonra ilk kez bu konuda yalan söylediğini ve sonrasında yaşananlar şok içinde izlediğini itiraf etti.

     

    Alman ve ABD istihbaratının Curveball kod adıyla tanıdığı Cenabi, Guardian’a yaptığı açıklamada mobil biyolojik silah kamyonları ve kötü amaçlar için üretim yapan fabrikalarla ilgili hikayeleri uydurduğunu söyledi. Cenabi amacının 1995’te kaçtığı Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesi olduğunu belirtti.

     

    Cenabi, “Belki haklıydım, belki de değildim. Bana bu fırsatı verdiler. Rejimi devirmek için bir şeyler uydurma şansı elimdeydi. Ben ve oğullarım bundan dolayı çok gururluyuz. Irak’a bir nebze olsun demokrasi gelmesinin sebebi olmaktan gururluyuz” dedi.

     

    Cenabi’nin itirafları, dönemin ABD Dışişleri Bakanı olan ve savaş planlarını Cenabi’nin Alman gizli servisi BND’ye söylediği yalanlara dayanarak yapan Colin Powell’ın Birleşmiş Milletler’deki meşhur kitle imha silahları konuşmasının sekizinci yıldönümünün hemen ardından geldi. Dahası dönemin ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld de geçtiğimiz günlerde yayımlanan hatıratında Irak’ın kitle imha silah programı olmadığını kabul etmişti.

     

    Her iki siyasetçinin de kariyerleri Cenabi’nin sözlerine çok fazla güvendikleri için zarar gördü. Cenabi ise daha Powell 5 Şubat 2003’teki konuşmasını yapmadan çok önce söylediklerinin yalan olduğunun ortaya çıkarıldığını öne sürdü.

     

    CIA Avrupa Birimi eski Başkanı Tyler Drumheller ise Cenabi’nin yalan söylediğini kabul etmesini “büyüleyici” olarak nitelendirerek gerçeklerin açığa çıkmasının kendisini “daha iyi hissettirdiğini” söyledi. Drumheller, “Sanıyorum hala bu işte bir iş var diye düşünenler vardır. Şimdi bile” dedi.

     

    Cenabi şu an kendisine sığınma hakkı veren Almanya’da yaşıyor.

     

    WASHINGTON POST: İran nükleer tesisleri Stuxnet virüsünün yaralarını sarmayı başardı

    Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun İran’ın Natanz nükleer tesislerine yerleştirdiği kameralardan elde edilen görüntüler, İranlı teknisyenlerin altı ay gibi kısa bir süre içinde Stuxnet bilgisayar virüsünün yarattığı yıkıcı etkiyi tamir etmeyi başardığını gösterdi.

     

    2009 yılı sonuyla geçtiğimiz ilkbahar ayları arasında geçen sürede, Natanz’da bulunan ve uranyum zenginleştirme işlemi için kullanılan 9 bin santrifüj makinesinin yüzde 10’u sökülerek yerlerine yenileri takıldı. Stuxnet saldırısının bugüne kadar yapılmış ve bir nükleer tesisi hedef alan en büyük saldırı olduğu ve İran’ın toparlanması için beş yıl gibi bir süreye ihtiyaç duyulduğu öne sürülüyordu.

     

    Video İranlı teknisyenlerin, Tahran’ın uluslararası piyasadan nükleer düzenek almasına engel olan yaptırımlara rağmen canla başla çalışarak santrali kısa süre içinde eski haline getirmeyi başardığını gösterdi. Bu ay içinde açıklanacak UAEK raporunda Natanz tesislerinde geçtiğimiz yıl içinde sabit, hatta biraz da olsa yükselmiş düzeyde üretim yapıldığının ortaya konması bekleniyor.

     

    Konuya yakın Batılı bir diplomat, “Bozulmuş makinelerin yerine kısa süre içinde yenilerini koymayı başardılar” dedi. Yaşanan sorunlara rağmen, “İranlıların sabit, istikrarlı üretimi sağlamak için çok çalıştığını” söyleyen diplomat adının açıklanmasını istemedi.

     

    Öte yandan Stuxnet üzerinde son yapılan incelemeler de UAEK raporuna paralel sonuçlar içeriyor. Örneğin Washington’da bulunan bir grup uzmanın hazırladığı bir taslak rapor Stuxnet’in sistemin bütünü üzerindeki etkisinin nispeten küçük olduğuna işaret etti.

     

    Bilim ve Uluslararası Güvenlik Enstitüsü’nün Washington Post’a sunduğu raporda, “Stuxnet İran’ın Natanz’da bulunan santrifüj programı 2010’da gecikmiş ve programın büyümesinde yavaşlanma sağlamış olsa da, düşük oranda zenginleştirilmiş uranyum üretimini durdurmak şöyle dursun yavaşlatmakta etkili bile olmadı” denildi.

     

    NEW YORK TIMES: ABD tarihinin en büyük dolandırıcısı Madoff: Bankalar dolandırıcılığa göz yumdu

    ABD tarihinin en büyük dolandırıcısı olarak tanınan, fon yöneticisi Bernard Madoff, Aralık 2008’de tutuklanmasından bu yana ilk kez New York Times’a konuştu.

     

    “Ponzi oyunu”nun çöküşünün ailesine bu kadar zarar vereceğini tahmin etmediğini söyleyen Madoff, adını açıklamadığı bazı bankaların ve hedge fonların bu dolandırıcılık ağının içinde “suç ortağı” olduğunu söyledi. Madoff daha önceki açıklamalarında hep bütün ili tek başına yaptığını söylüyordu.

     

    150 yıl hapis cezasına çarptırılan Madoff’un Aralık ayında oğlu intihar etmiş, bunun yanı sıra ailesi birçok davayla karşı karşıya kalmış, mülklerine el konmuş, kendisi ve eşi Ruth çocuklarından kopmak zorunda kalmıştı.

     

    Madoff, New York Times’a verdiği röportajda çeşitli bankalar ve hedge fonla yaptığı işlemleri etkili ve akıcı bir dille anlattı. Madoff bu kurumların “gönüllü körlüğüne” dikkat çekerek kendilerine verilen bilgilerle düzenleme raporları arasındaki tutarsızlıkları görmediğini belirtti.

     

    Madoff, “Bilmek zorundaydılar. Ama onların tavırları daha çok ‘Eğer yanlış bir şey yapıyorsan, biz bunu bilmek istemiyoruz’ şeklindeydi” dedi.

     

    Röportajda suçlu olduğunu kabul etmekle ve hiçbir şeyin suçlarını affettiremeyeceğini söylemekle birlikte yorumlarını parasını batırdığı küçük yatırımcılardan çok büyük yatırımcılara ve dev kurumlara odakladı.

     

    Röportaj öncesi 13 Ocak’ta New York Times’a bir elektronik posta gönderen Madoff, birçok uzun vadeli yatırımcının daha dolandırıcılık olayları başlamadan önce kendisi üzerinden başka hiçbir yerden kazanamayacağı kadar para kazandığını yazdı. Madoff, “Hiçbir şey kaybetmemelerini isterdim ama piyasaya girerken bu riskten haberdardılar” dedi.

     

    Madoff’un döndürdüğü Ponzi oyunu 16 yıl boyunca kağıt üzerinde 65 milyar doların yanı sıra 20 milyar dolar nakdin kaybına neden olmuştu.

     

    EL CEZİRE: Bahreyn’de tansiyon hızla yükseliyor

    Bahreyn’in başkenti Manama’da hükümet karşıtı protestocuların eylemleri sürüyor. Dün Bahreyn Kralı’nın gösterilerde polis kurşunlarıyla hayatlarını kaybeden iki protestocu için özür dilemesine rağmen bugün göstericiler bir kez daha şehrin ana meydanındaki anıtın çevresinde toplanıyor.

     

    Siyasi reform ve insan haklarında düzenleme talep eden protestocular dağılmayı reddediyor. Bahreyn’de bulunan ancak güvenlik gerekçeleriyle adı açıklanmayan El Cezire muhabiri bugün sabah erken saatlerden itibaren binlerce göstericinin meydanda toplanmaya başladığını belirtti.

     

     “Göstericiler çok iyi organize olmuş durumda. Manama’nın İnci Kavşağı Bahreyn’in Tahrir Meydanı gibi olacak diyorlar” ifadelerini kullanan El Cezire muhabiri bazı protestocuların kavşaktan başlayarak bir yürüyüş düzenlemeyi planladığını bazılarının ise meydanı işgal etmeye devam etmeyi düşündüklerini söyledi.

     

    Dün Bahreyn Kralı Şeyh Hamid bin İsa el Halife televizyona çıkarak “iki sevgili oğlumuzun ölümü” için başsağlığı dilemiş ve bir komitenin bu ölümleri soruşturacağını belirtmişti.

     

    ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü PJ Crowley ise basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “ABD Bahreyn’deki protestolarda yaşanan şiddet olaylarından dolayı çok kaygılı. Bütün tarafları şiddetten kaçınmaya ve itidale çağırıyoruz” dedi.

     

    Bahreyn, Washington’ın bölgedeki en önemli müttefiklerinden biri.

     

    ASSOCIATED PRESS: Obama’dan Bush ve Merkel’e “Özgürlük Madalyası”

    ABD Başkanı Barack Obama aralarında eski Başkan George Bush ve Almanya Başbakanı Angela Merkel de bulunan 15 kişiye topluma katkılarından dolayı “Özgürlük Madalyası” sundu. Madalyaya layık görülenler arasında sanatçılar, sporcular, insan hakları aktivistleri ve hayırseverler bulunuyor.

     

    Obama ödüle layık görülenlerin “olduğumuz ve olmak istediğimiz insanların en iyileri” olduğunu belirtti. Başkanlık Özgürlük Madalyası ABD’nin en büyük sivil onuru olarak görülüyor. Ödül ABD’nin ulusal güvenliğine, dünya barışına, kültüre ya da önemli kamusal ve özel girişimlere veriliyor.

     

    Obama, törene katılamayan Almanya Başbakanı Merkel'in, eski Doğu Almanya’da büyüdüğü yıllarda özgürlüğün hayalini kurduğunu belirterek, "Berlin Duvarı nihayet yıkılıp, Almanya birleştiğinde, Merkel de kendi bariyerlerini kırıp, Almanya'nın ilk Doğu Alman ve kadın başbakanı oldu" dedi.

     

    Merkel'in hikayesinin, tüm dünyadaki insanlara ilham kaynağı olduğunu kaydeden Obama, "güvenilir bir küresel ortak ve dost" olarak tanımladığı Merkel’e ödülünü, yakında ABD'ye düzenlemesi beklenen resmi ziyareti sırasında takdim etmeyi istediğini belirtti.

     

    Geçen ağustos ayında Afganistan'da Taliban tarafından öldürülen göz doktoru Tom Little da ödüle layık görüldü. Obama, Little'ın ödülünü eşi Elizabeth’e takdim ederken, Little'ın sunumu sırasında duygusal anlar yaşandı.

     

    Törende ödül alan diğer kişiler ise şöyle sıralanıyor: Şair ve yazar Maya Angelou, ünlü yatırımcı Warren Buffett, sanatçı Jasper Johns, Nazi soykırımından kurtulan Gerda Weissmann Klein, ünlü çello sanatçısı Yo-Yo Ma, sivil haklar aktivisti Slyvia Mendez, Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi NBA takımlarından Boston Celtics'in eski kaptanı ve NBA'deki ilk siyahi antrenör olan Bill Russell ve eski ABD başkanlarından John F.Kennedy'nin kız kardeşi, Amerikalı diplomat Jean Kennedy Smith, Kongre üyesi John R.Lewis, Amerikalı eski beyzbol oyuncusu Stanley F.Musial, işçi hakları savunucusu John J.Sweeney ve çevre savunucusu John H.Adams.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı