Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Dünya basınından manşetler - 13 Mayıs

    Planet/EkoNet
    13 Mayıs 2010 - 12:16Son Güncelleme : 13 Mayıs 2010 - 12:16

    İsrail gazetelerinde bugün Türkiye’yle ilgili haberler öne çıkıyor. Türkiye’nin İsrail’in OECD’ye girişine onay vermesinin karşılığında Gazze konvoylarının geçişini istediği iddiasının yanı sıra dün Medvedev’in Ankara’da yaptığı Hamas’ı Ortadoğu’da sürece dahil etme çağrısına büyük tepki var. Ekonomi tarafında ise ABD’deki mortgage kriziyle ilgili yeni bir banka soruşturması dikkat çekiyor.

    THE WASHINGTON POST: Bir Türk ABD’de Hristiyan üniversitesini karıştırdı
    Dünyanın en büyük Hristiyan üniversitesi olan Liberty University, Teoloji Bölüm Başkanı Ergun Caner’in gerçekten Müslüman olup olmadığını araştırıyor. ChristianityToday.com isimli bloga göre üniversite Caner’in gerçekten geçmişte Türkiye’de yaşayan bir Sünni Müslüman olup olmadığını araştırmak için bir komite kurulmasına karar verdi.

    Üniversitenin açıklamasında “Personelimizi bloglarda yazanlara göre seçmiyoruz ancak büyük medya kuruluşlarının kaygılarını dile getirmesiyle bu konuyu araştırma kararı aldık” denildi.

    Caner, 2005 yılında bölüm başkanı olmuş ve üniversite kayıtlarına Türkiye’den ABD’ye göç eden Müslümanlıktan dönen bir Hristiyan olarak geçmişti. Blogcular Caner’in Türkiye’de büyümediğini ve 17’sine kadar Müslüman olmadığını iddia ediyor.

    Eldeki boşanma kayıtlarına göre annesi İsveçli olan Caner bu ülkede doğdu ve dört yaşında anne babasıyla birlikte ABD’ye göç etti.

    YEDIOTH AHRONOT: Türkiye İsrail’in OECD’ye girişine “evet” dedi ama…
    Pazartesi günü OECD üyesi 31 ülke oybirliğiyle İsrail’in üyeliğini kabul etti. Sonradan bu girişimin Türkiye’nin bir jesti ve perde arkasında ABD’nin baskıları sonucu hayata geçirildiği öğrenildi.

    OECD kurallarına göre bir üye ülke bile hayır oyu verse adayın üyeliği düşüyor. Süreç boyunca İsrail Türklerin karşılığında bir şey isteyeceği endişesiyle, Türk tarafıyla iletişim kurmaktan kaçındı. Dahası ABD Ankara’nın desteğini istediği zaman da bir dizi taleple karşı karşıya kaldı. Bunlardan bir tanesi Türkiye’nin Gazze’ye bağışladığı ve aylardır Ashdod limanında bekleyen yardım konvoylarının girişine izin verilmesi oldu.

    ABD bu durumu İsraillilere iletti ancak İsrail’den sadece “bakarız” cevabını alabildi. Öte yandan Filistinliler ve Arap ülkelerinin temsilcileri de Türkiye’nin girişime karşı çıkması için baskılarını artırdı. Bu baskının farkında olan İsrail, OECD üyesi bir çok ülkenin delegeleriyle bağlantı kurarak “eğer Türkiye hayır derse İsrail’in bunu hoş karşılamayacağını” iletmelerini istedi. Sonuçta Türkiye İsrail’in lehine oy kullandı.

    Pazartesi günü Türkiye’den gelen mesajlarda Gazze’ye yardım konvoylarının transferinin yeniden gözden geçirilmesini istedi. Böylece Arap dünyasından gelen eleştirilere karşı Ankara’nın elinde bir koz olacaktı. Bununla birlikte, Türkler, eğer İsrail yardım konvoylarının Gazze Şeridi’ne girişine izin verirse, hükümetin de Gazze’ye gidecek İHH protesto gemisini önleyebileceğini de İsrail’e bildirdi.

    THE JERUSALEM POST: İsrail’den Rusya ve Türkiye’nin Hamas teklifine çok sert yanıt
    İsrail Dışişleri Bakanlığı, Rusya ve Türkiye’nin Hamas’ı da diplomatik süreçlere dahil etme çağrısına, Çarşamba günü beklenmedik derecede sert bir cevap verdi. Açıklamada Hamas ve Çeçenler arasında paralellik çizilerek “iyi terörist ve kötü terörist arasında ayrım yapmanın yanlış olacağı” belirtildi.

    Kendisi Tokyo’da olan Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman’ın direktifiyle yapılan açıklamada Hamas’ın tek amacı İsrail’i yıkmak olan bir terör örgütü olduğu belirtildi. “Hamas aralarında Sovyetler Birliği’nden gelenler ve Rus vatandaşları da olan yüzlerce masum sivilin ölümünden sorumludur” denilen açıklamada gelişmiş ülkelerin coğrafi sınırlar temelinde teröristleri iyi ya da kötü diye ayırmalarının yasak olduğu ifade edildi.

    “Terör terördür” denilen açıklamada İsrail’in Hamas’la Rusya’daki Çeçenler arasında bir fark gözetmediği ve “Halid Meşal neyse Şamil Basayev’in de aynı şey olduğu” belirtildi.

    Rusya Devlet Başkanı Dimitri Medvedev dün Ankara ziyaretinde Hamas’a doğrudan referans vererek “hiçbir tarafın Ortadoğu sürecinin dışında tutulmaması gerektiğini söylemişti. Rusya Norveç ve Türkiye’yle birlikte Hamas’la diplomatik ilişki kuran üç ülkeden biri.

    BBC: Afgan haşhaşında mantar salgını endişesi
    Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Örgütü Şefi Antonio Maria Costa tehlikeli bir hastalığın Afganistan’daki haşhaş tarlalarını etkisi altına aldığını söyledi. Geçen yılın mahsulüne kıyasla bu yıl haşhaş üretiminin yüzde 25 azalacağını ifade eden Costa, mantarın ülkedeki ürünlerin yarısını etkisi altına aldığını tahmin ettiklerini söyledi.

    Afganistan dünyadaki afyonun yüzde 92’sini üretiyor. Öte yandan haşhaş ve afyon üretimi Afgan halkının en büyük gelir kaynağı.

    Costa bölgede afyon fiyatlarının yüzde 50 yükseldiğini, bunun dev silolarda afyon depolayan Taliban gibi örgütlerin gelirini bir anda katlayabileceğini ifade etti. Costa, salgının özellikle Kandahar ve Helmand gibi hem üretimin hem de Taliban’ın kalbi olan yerlerde yaygın olduğunu ifade etti.

    Bazı yerel çiftçilerin bu durumun sorumluluğunu NATO askerlerinde aradığını da hatırlatan Costa, “Böyle bir şeye inanmak için bir sebep görmüyorum, bu tür salgınlar Afganistan’da düzenli olarak yaşanabilir” dedi. En son dört yıl önce Afganistan’da mantar salgını görülmüştü.

    THE DAILY TELEGRAPH: Sırp savaş suçu şüphelisi Avustralya’da tutuklandı
    Balkanlarda 1990’lı yıllarda yaşanan savaş sırasında savaş suçları işlediği gerekçesiyle aranan Avustralya doğumlu Dragan Vasiliykoviç, 43 günlük kaçışının ardından doğduğu ülkede tutuklandı.

    İngiltere’de New South Wales’de yaşayan Vasiliykoviç, Yüksek Mahkeme’nin hakkında aldığı Hırvatistan’a iade kararından birkaç gün sonra ortadan kaybolmuştu. Interpol’ün kırmızı bülteniyle dünya çapında aranan Vasiliykoviç, Avustralya Federal Polisi tarafından tutuklandı. Hollanda Ulusal Polisi’nin de aramalarda ve tutuklama sürecinde büyük katkısı olduğu bildirildi.

    Vasiliykoviç, 1990’lı yıllarda Sırp silahlı güçleri lideriyken Hırvat savaş tutuklularına işkence yapmak ve sivillerin ölüm emrini vermekle suçlanıyor.Bütün bu suçlamaları reddeden Vasiliykoviç kendisini ulusal bir kahraman olarak nitelendiriyor. Eğer suçlu bulunursa 20 yıl hapse mahkum edilecek.

    THE TIMES: İngiltere’nin “Liberal Muhafazakar” koalisyonu kamera karşısına çıktı
    David Cameron ve Nick Clegg, dün ilan ettikleri beş yıllık koalisyon hükümetiyle İngiltere’yi yeni ve radikal bir siyasi manzaranın içine çoktu.

    Başbakan Cameron ve Başbakan Yardımcısı Clegg, ülkeyi “tarihi bir yöne sokacak” istikrarlı ve güçlü bir koalisyonun sözü verdi ve “yeni siyaset” çağını başlattıklarını ilan etti. Bu devrimin boyutları iki liderin Başbakanlık Konutu’nun bahçesinde yaptıkları basın toplantısında da ortaya çıktı. Liderler bir yandan rahat bir görüntü içinde şakalaşırken bir yandan da birlikte devam etmeye kararlı olduklaının mesajını verdiler.

    Liberal Demokratlara ikisi kilit ekonomi portföyü olmak üzere beş bakanlık veren Muhafazakar lider Cameron ulusal çıkarları partinin çıkarlarının üzerine, işbirliğini ise çatışmanın üzerine koyacağının sözünü verdi.

    Clegg de iki partinin birlikteliğinde inişler çıkışlar olabileceğini çünkü iki tarafın da büyük riskler aldığını söyledi ancak “Bu hükümet kalıcı olacak” diyerek son noktayı koydu.

    THE NEW YORK TIMES: ABD bankaları ateş altında
    Sürece yakın iki kaynak, New York Savcısı Andrew Cuomo’nun, sekiz banka hakkında kredi derecelendirme kuruluşlarına yanlış bilgi vermek ve bazı mortgage varlıklarının notlarının olması gerekenin üstünde verilmesine neden olmaktan soruşturma başlattığını söyledi.

    Soruşturma, geniş çaplı finans şirketlerinin emlak piyasasının çöküşünden önceki dönemdeki faaliyetlerinin federal makamlarca değerlendirilmesiyle paralel yürütülüyor.

    Federallerin soruşturmaları bankalarla, mortgage varlıkları satın alan müşteriler arasındaki ilişkilere odaklanırken, Cuomo’nun yeni başlattığı soruşturma, bankalar ve derecelendirme kuruluşları arasındaki ilişkilere odaklanıyor.

    İncelenen bankalar arasında Goldman Sachs, Morgan Stanley, UBS, Citigroup, Credit Suisse, Deutsche Bank, Crédit Agricole ve Bank of America’nın elindeki Merrill Lynch; derecelendirme kuruluşları arasında da Standard & Poors, Fitch ve Moody’s var.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı