Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Dünya basınından manşetler- 10 Şubat

    Planet
    10.02.2011 - 10:16 | Son Güncelleme:

    Dünya basınından öne çıkan haberler:

    WALL STREET JOURNAL: Türkiye yükselirken Mısır neden gelişim gösteremedi?   

    Wall Street Journal gazetesinde yayımlanan bir analizde, her iki ülkede de güçlü bir İslamiyet varlığını hâkim iken Mısır’ın neden ekonomik ve sosyal alanda onlarca yıl ilerleme kaydedemediği sorgulandı ve Türkiye’nin ise tam aksine ekonomisini canlandırmayı başardığına dikkat çekildi.

     

    Nüfusunun üçte biri işsiz olan Mısır’ın, büyümeye yol açacak modern bir ekonomi olma şansını yitirmek üzere olduğunu ifade eden Henninger’in yazısı şöyle:

     

    Dünya demokrasilerinin desteği ve biraz şans ile Mısır güvenilir bir politik sisteme kavuşacak. Halkın kavuşacağı şey, ülkenin büyük ve genç nüfusu için istihdam yaratacak bir ekonomi olacak. Mısır’a demokrasi getirmek, bu ülkeye 21’inci yüzyıla ayak uyduracak ekonomik bir sistem getirmenin yanında çok da büyük bir başarı olmaz.

     

    Mısır sadece politik baskının acıklı bir hikayesi değil. Mısır, ABD’de dâhil olmak üzere genç nüfusu için istihdam yaratmakta zorluk çeken ülkeler için ibretlik bir ders.

       

    Bazıları, her iki ülkede de önemli bir İslami nüfuz bulunsa da, Mısır boşuna çabalarken Türkiye’nin ekonomisinin geliştiğini fark etti. Peki, bu nasıl oldu?

     

    Mısır, Cemal Abdül Nasır ve Hüsnü Mübarek gibi örnekler ortaya çıkarırken, Türkiye’nin elinde Atatürk ve 1980’lerde serbest piyasa ekonominde uzman Başbakan Turgut Özal vardı. Birçok kişi iki ülkeyi bu örneklere bakarak karşılaştırıyor. Bir de benim kıyaslamama bakalım: Mısır’da, devlet tarafından istihdam edilen iş gücü oranı yüzde 35. Türkiye’de ise bu rakam yüzde 13.

     

    DAHA FAZLA NE BİLMEMİZ GEREKİYOR?

     

    Eğer cansız ekonomiler örneği olarak Mısır A şıkkını oluşturacaksa, B,C,D ve E için sırasıyla seçilecek ülkeler Ürdün, Yemen, Tunus ve Cezayir olurdu. Bu ülkeler, son haftalarda Mısır’dakine benzer isyanlara sahne oldu. Ürdün’de, iş gücünün neredeyse yüzde 50’si devlet tarafından istihdam ediliyor. Peki bu bir ekonomi mi?

     

    İsveç merkezli işletme okulu IMD’in  hazırladığı Competitiveness Yearbook raporunda, çeşitli ülkelerde kamu sektörü çalışanlarının toplam nüfustaki oranını ortaya koyuldu. Kore, Endonezya, Malezya, Hindistan, Tayland ve hatta Çin’de, kamu istihdamının toplam nüfusa oranı oldukça düşük seviyelerde. Çin’de bu oran yüzde 8.3. Güney Amerika’nın güçlü ekonomilerinde de benzer rakamlar mevcut.

     

    Diğer yandan, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkeleri, kamu istihdamını bir çeşit güvenlik şekli ve politik istikrar aracı olarak kullanıyor. Bu ülkelerdeki üniversitelerin mezunları, üretimi olmayan ancak yüksek menfaatli kamu ekonomisine hizmet ediyor. Tunus’ta Yasemin Devrimi’nin başını çekenlerin birçoğu üniversiteli işsizlerdi.

     

    MISIR’DA HEDEF DAHA İYİ BİR EKONOMİ OLMALI

     

    Bu ülkelerde ortaya çıkan durum, devletin istihdam edebileceği sınırı aşmasının ardından, ekonominin tökezlemeye başlaması. Mısır, bu sınırın çok ötesinde. Başkent Kahire’nin Tahrir Meydanı’nda izlediklerimiz, ulusal enerjinin yanlış kullanılmasının ortaya çıkardığı bir sonuç. Bundan sonra sadece yeni bir hükümet çözüm getiremez. Daha iyi bir ekonomi için kollar sıvanmalı.

     

    ABD, Mısır’a çözüm bulabilecek en son ülkelerden biri. Bugün New York, California ve New Jersey’de mali uçurumun kenarına gelinmiş durumda. Eyalet valileri henüz bu konuda bir şey yapmış değiller. 20 yıl önce kamu sektörü reformu sözü veren ve hiçbir şey yapmayan Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek gibi.

     

    Dahası, Mısır’da yaşanan kaos, ülkenin önemli ekonomik gelirlerinden birini oluşturan turizm sektörünü de vuruyor.

     

    CALIFORNIA MISIR’A BENZER Mİ?

    Kaosun ortasında, Mübarek kamu çalışanlarının ücret ve emekli maaşlarında yüzde 15 artış yapılacağını açıkladı. Onlarca yıl boyunca ABD valileri aynı şeyi yaptı ve yerel piyasaları zehirlemenin ötesine gidemediler.

     

    California henüz Mısır’a benzemiş değil. Ancak politikacılar her yerde aynı hataları yapıyor. Gerçek ekonominin iş yaratmak ve vergi gelirine bağlı olduğunu düşünüyorlar. Ancak ekonomi, büyü yapmaya benzemiyor.

     

    21’inci yüzyılda öğrenilmesi gereken derslerden biri, ne devletin ne de leyleklerin modern ekonomide iş yaratamayacağı.

     

    NEW YORK TIMES: New York Menkul Kıymetler Borsasını Almanlar alabilir

    İki yüzyıldan fazla bir süredir ABD kapitalizminin sembolü olan New York Borsası, yakın gelecekte Avrupalıların eline geçebilir.

     

    Kendisinden iş çalan yeni elektronik platformların baskısı altında olan borsa, Çarşamba günü Frankfurt Borsası’yla güçlerini birleştirebileceğini açıkladı. Böyle bir şeyin olması halinde, Avrupa’nın 14 ülkesinin yanı sıra ABD’nin de dahil olacağı dünyanın en borsası oluşturulacak.

     

    Son dönemde küresel çapta borsalarda yaşanan birleşmeler, küreselleşme ve teknolojinin piyasaları nasıl değiştirdiğini de gözler önüne serdi. Dünyanın en büyük borsası New York borsasında gün boyu süren işlemler ve kullanılan hızlı algoritma programlarına rağmen, işlemci sayısı azaldı.  

     

    Son yıllarda, New York borsası gözle görülür bir değişim yaşadı. Yaklaşık 10 yıl önce borsada işlem yapan üç bin civarındaki işlemciden, bugün geriye 1,300 tane kaldı. Kamu şirketi olan borsanın hisse değerleri, tavan yaptığı 2006’dan bu yana yüzde 64 değer kaybetti.

     

    Olası bir birleşme durumunda, 1792’de açılan New York Borsası’nın merkezi New York Şehri’nin Manhattan bölgesinde kalmaya devam edecek. Ancak, Frankfurt borsası yeni şirketin yüzde 60’ına sahip olacak.

     

    Anlaşmanın imzalanmasıyla birlikte, bazı düzenleyici ve politik engellerin ortaya çıkması bekleniyor. New York Şehri yöneticileri, şehrin dünyanın önde gelen finans başkentlerinden biri olarak gösterilmeye devam etmesini istiyor.

     

    Son yıllarda, yatırımcılar daha yüksek işlem hızı, düşük maliyet ve daha fazla likidite aradığından borsalar arasında rekabet arttı. Bu yüzden, finans merkezlerinin nerede olduğu ya da geleneklerle çok fazla ilgilenilmiyor.

     

    Fransız banka Exane BNB Paribas analisti Elie Darwish, “Bankalar arasında dev bir büyüme yarışı var…Olası birleşme, New York ve Frankfurt borsalarına karşılarına kimsenin çıkamayacağı bir konum kazandıracak” dedi.

     

    WASHINGTON POST: CUMHURİYETÇİ PARTİ'DE "CRAIGLIST" İSTİFASI

    ABD Kongre üyesi Cumhuriyetçi Christopher Lee, internette tanıştığı bir kadınla flört ettiğine yönelik iddiaların ortaya çıkması üzerine istifa etti.

     

    Temsilciler Meclisi New York milletvekili olan Lee'nin, ABD'nin en büyük seri ilan sitesi “Craigsist” üzerinden bir kadınla görüştüğü haberi ve kadına gönderdiği bel üstü çıplak fotoğrafı ilk olarak "Gawker" adlı bir dedikodu sitesinde yayımlandı.

     

    İsmi açıklanmayan kadın, söz konusu fotoğrafı ve Lee ile yazışmalarını siteye kendisinin gönderdiğini ifade etti.

     

    Craigslist'in "Erkek Arayan Kadınlar" bölümüne ilan veren kadının, evli ve 1 çocuk babası olan Lee ile de bu sayede görüşmeye başladıklarını söylediği belirtildi.

     

    Bu gelişmeler, gelecek vaat eden bir politikacı olan Lee’nin kariyerinin kısa sürede kararmasına neden oldu.

     

    ABD'de büyük yankı uyandıran haberin yerel saat ile 14.33’te yayımlanmasının ardından, Lee önce bu sorunu “eşiyle çözeceğini” söyledi ancak saat 18.00’de Temsilciler Meclisi’nden bir yetkili, 46 yaşındaki siyasetçinin istifa ettiğini açıkladı.

     

    Lee, istifa açıklamasında, “Ailemin acı çekmesine neden olan eylemlerim nedeniyle pişmanlık duyuyorum… Onlardan içtenlikle ve açık yüreklilikle özür diliyorum. Büyük hatalar yaptım ve affedilmek için elimden gelenin en iyisini yapacağım” dedi.

     

    Lee, açıklamasında, Gawker sitesinde yer alan iddialar hakkında bir yorum yapmadı. Başarılı bir işadamı olan Lee, henüz Temsilciler Meclisi’ndeki ikinci dönemine başlamaya hazırlanıyordu. Lee, finansal konularda partisinin öne çıkmaya başlayan isimlerinden biriydi.

     

    Mevcut dönemde vergi yasalarını belirleyen komiteye dahil olan Lee, Temsilciler Meclisi’nde eşine az rastlanan bir hızla yükseliyordu.

     

    New York’ta, partisinin politik etkinliklerine eşi ve çocuğuyla gelmesiyle bilinen Lee, partisiyle bazı konularda sürtüşme yaşamış, ulusal gıda güvelik sistemi ve "Çocukların Sağlık Sigortası Programı" üzerinde yapılan revizyonlarda, Demokrat Parti lehine oy vermişti.

     

    GUARDIAN: Mısır ordusu gözaltı ve işkence olaylarına karıştı

    Guardian’ın elde ettiği tanık ifadelerine göre, Mısır ordusu, Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’e karşı başlatılan protestolar süresince, yüzlerce kişiyi gizlice gözaltına aldı. 16’ncı gününe giren isyan hareketi boyunca, ordu tarafsız kaldı ve muhalefet ile Mübarek yanlılarını çatışma yaşanmaması için ayırmaya çalıştı. Ancak, insan hakları grupları orduyu hem gizlice gözaltılar ve işkence vakalarından sorumlu tutuyor.

     

    Guardian, ordu tarafından dayak yediğini ve farklı kötü muamelelere maruz kaldığını iddia eden kişilerle görüştü. İnsan hakları grupları ise ordunun gözaltına aldığı bazı kişilere elektrik vererek işkence yaptığını belgeledi. Elde edilen bilgiler, ordu tarafından organize edilmiş bir korkutma kampanyası yürütüldüğünü gösteriyor.

     

    Bu gelişmeler, Mısır’ın kötü ünüyle tanınan devlet güvenlik istihbarat teşkilatının(SSI) geçmişte yaptığı eylemleri hatırlattı.

     

    İŞKENCE İDDİALARI

    İnsan hakları grupları, çok sayıda ailenin kayıp olan yakınlarını aradığını, yüzlerce insanın, büyük protesto gösterilerine sahne olan Tahrir Meydanı’nındaki Mısır Antikaları Müzesi’nde tutulduğunu belirtti. Serbest kalan kişiler ise kendilerine işkence yapıldığını, Hamas ve İsrail için çalıştıklarının öne sürüldüğünü ifade etti.

     

    Gözaltına alınanlar arasında insan hakları savunucuları, hukukçular, gazeteciler olduğunu, ancak birçoğunun serbest bırakıldığı belirtildi. Öte yandan, bir insan hakları örgütünün başında bulunan Hosaö Bahgat, yüzlerce, hatta binlerce sıradan vatandaşın sadece gösterilere katıldıkları için “ortadan kaybolduğuna” dikkat çekti.

     

    Bahgat, bu insanların birçoğunun hala kayıp olduğunu ifade etti ve “Sokağa çıkma yasağına uymayanlardan, bir subay hakkında ileri geri konuşan kişilere kadar çok sayıda kişi ortadan kayboldu… Ordunun böyle bir şey yapıyor olması eşi inanılmaz bir durum” dedi.

     

    Adının Aşraf olduğunu söyleyen, gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan bir Mısırlı, “Sokakta yürürken askerlerin kendisine nereye gittiğini sorduğunu, ardından yabancı ordular için çalışmakla suçlandığını ve askerlerin silahlarıyla kendisine vurmaya başladıklarını” anlattı.

     

    Aşraf, gözaltında bulunduğu anları şöyle anlattı: “Beni bir odaya götürdüler. Devlete karşı harekete katılmam için kimden para aldığımı sordular. Ben ‘daha iyi bir hükümet istiyorum’ dediğim zaman kafama vurup yere düşürdüler. Ardından tekmelemeye başladılar… 10’dan fazla kişinin bulunduğu bir hücreye kapatıldım. Herkes dayak yemişti. Düştüğüm durum son derece korkutucuydu…”Aşraf, 18 saat sonra serbest bırakıldı.

     

    Bahrat, gözaltına alınmaların gerçekleşme şeklinin, ordunun protestoları kırmak için yürüttüğü bir kampanya olduğunu düşündüklerini belirtti.

     

    TELEGRAPH: Wikileaks: Süleyman, İsrail’e Sina Yarımadasını ‘temizleyebileceğini’ söyledi

    Wikileaks belgelerine göre, Mısır’ın Devlet Başkan Yardımcısı olarak atanan Ömer Süleyman, İsrail’e, Sina Yarımadası’nı silah kaçakçılarından temizlemek istediğini belirtti.

     

    ABD Büyükelçiliklerine ait olan belgelerden elde edilen bilgiler, Mısır’ın eski istihbarat şefinin, İsrail’le olan yakın bağlarına yönelik yeni bir delil oluşturdu. Telegraph’ın elde ettiği belgelerde, İsrail’in, yaşlanan Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek’in yerine Süleyman’ı getirmek istediği ve hatta Süleyman ile gizli bir telefon hattı aracılığıyla görüştükleri ortaya çıkmıştı.

     

    En son elde edilen bilgilere göre, İsrail Güvenlik Kurumu (ISA) başkanı Yuval Diskin’in, Sina Yarımadası’nda yapılan silah kaçakçılığından şikayetçi olması üzerine, Süleyman, bu bölgeyi kaçakçılardan temizleme sözü verdi. Kasım 2007’ye ait olan belgede, Diskin’in, ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Rob Danin ve Savunma Bakanlığı’ndan Mark Kimmitt ile Tel Aviv’de bir araya geldiği belirtildi.

     

    Danin, görüşmede, ABD’li yetkililere, Sina Yarımadası’nın Gazze, Mısır ve İsrail’deki operasyonlarının “patlayıcı deposuna” dönüştüğünü iletti. Belgedeki ifadeler şöyle: “Diskin, Danin ve Kimmitt’e, Mısır istihbarat şefi Ömer Süleyman’a birçok defa silah kaçakçılarının isimlerini verdiğini söyledi… Diskin, 2005 yılında Süleyman ile Mısır’da görüştü. Bu görüşmede Süleyman, Sina Yarımadasını silah kaçakçılarından temizleme sözü verdi.”

     

    “… Diskin, ortak operasyon yürütülmesine yönelik verilen vaatlere rağmen, Mısır’ın kaçakçılık ağlarını ortadan kaldırmak için yeterince çaba göstermediğini belirtti. Diskin, ‘Mısır’ın kendisini İsrail ve Filistin arasındaki önde gelen arabulucu olarak gördüğünü, bu hataya kapılarak her iki tarafı da görmezden gelemeyeceğine inandığını’ ifade etti.”

     

    Öte yandan, Süleyman’ın, İsrail’in Mısır hükümetindeki doğrudan muhatabı olabilmek için gayret gösterdiği ve İsrailli yetkililerin Kahire hükümetinde başka bağlantılar kurmasının önüne geçtiğine değinildi.

     

    Diskin’e göre Süleyman’ın bu davranışının nedeni, “Dış istihbarat bağlantısının tek merkezi olarak kalabilmekti.” Çabaları sonuç veren Süleyman, 2008’de İsrail tarafından Mübarek’in yerine geçecek kişi olarak görülmeye başlandı. 2009’un başlarında ise İsrail Savunma Bakanlığı yetkilisi Dan Harel, Süleyman’ın kontrolü altındaki istihbarat paylaşımının “olumlu olduğunu” belirtti.

     

    Bir belgede şu ifadeler yer aldı: “Silah kaçakçılarına karşı Mısır istihbarat şefi Ömer Süleyman ile yürütülen işbirliği, Mısır Ordusu Komutanı Mareşal Hüseyin el Tantavi’den daha iyi.”

     

    Mayıs 2009’da ABD’li yetkilerle bir araya gelen Süleyman, “tünelleri yok ederek, ve yeraltındaki metal bariyerleri sökerek” Gazze sınırını daha güvenli hale getirdiğini anlattı. Ancak, kaçakçılığın hiçbir zaman önüne geçilemeyeceğini de not düştü.

     

    HAARETZ: Turkel Komitesi Tümgeneral Benny Gantz’in yeni Genelkurmay Başkanı olmasını onayladı

    Turkel Komitesi, Çarşamba günkü açıklamasında, Tümgeneral Benny Gantz’ın İsrail Güvenlik Güçleri’nin başına geçmek için yeterli vasıflara sahip olduğunu belirtti. Bu şekilde, Gantz’ın, Pazartesi günü görevini bırakacak  mevcut Genelkurmay Başkanı Gabi Aşkenazi’nin yerine geçmesi onaylanmış oldu.

     

    Komite, Gantz’ı, 2000 yılında bir sınır polisinin ölümü ve 2005 yılındaysa özel işleri için ordudan fazla bir ödeme aldığına yönelik suçlamalardan muaf tuttu.

     

    Gantz’ın yerine, İsrail ordusunun başına gelmesi beklenen isim Tümgeneral Yoav Galant’tı. Ancak, Moşav Avikam’daki evinin yanındaki araziye yasadışı el koyduğu iddialarından dolayı, Galant’ın bu görev için yeterli meziyetlere sahip olmadığına karar verildi.

     

    Galant’ın yeni Genelkurmay Başkanı olarak atanamamasının ardından, Başbakan Benjamin Netanyahu, yeni adayın belirlenmesinde daha aktif rol oynadı.

     

    Aşkenazi’nin görevinin sona ereceği günün öncesinde, Savunma Bakanı Ehud Barak ve Netanyahu’nun, Turkel Komitesi’nin verdiği kararı onaylaması bekleniyor. Öte yandan, ordunun hiyerarşik yapısında değişikliğe gitmemesi beklenen Gantz’ın  daha deneyimli olduğu için bu göreve getirildiği belirtildi.

     

    Netanyahu’nun Gantz’ın yeni Genelkurmay Başkanı olarak atanmasına sıcak baktığı düşünülüyor ancak, ordunun üst rütbeli subayları ve hükümet, Tümgeneral Gadi Eizenkot’a öncelik verilmesini istiyordu.

     

     

     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı