Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Dünya basınından Kopenhag'a açık çağrı

    The Guardian
    09.12.2009 - 00:05 | Son Güncelleme: 09.12.2009 - 12:11

    Bugün dünyanın 45 ülkesinde, 20 farklı dilde basılan 56 gazetede yayımlanan bir başyazı dünya liderlerini iklim değişikliğine karşı önlem almaya davet etti.

    Bugün dünyanın 45 ülkesinden 56 gazete ortak bir başyazıyla aynı dilden konuşuyor. Biz de bu ortak sese katılıyoruz. Çünkü dünya önemli bir acil durumla karşı karşıya. Bizler bir araya gelip etkin bir karar almadıkça iklim değişikliği gezegenimizi ve gezegenimizle birlikte refah ve güvenliğimizi tahrip edecek.

     

    Son bir nesildir tehlikeler görünür hale gelmeye başlamıştı. Bugün artık kanıtlar konuşuyor: geçtiğimiz 14 yılın 11’i en sıcak yıllar olarak kayıtlara geçti, Kuzey Kutbu’ndaki buz kütlesi eriyor, geçtiğimiz yıl artan petrol ve gıda fiyatları gelecekte yaşanacak felaketin ipuçlarını veriyor.

     

    Bilimsel dergiler artık insanların bu durumdaki payını değil bu yıkımı önlemek için elimizde ne kadar az zaman kaldığını yazıyor. Yine de bugüne kadar dünyanın tepkisi zayıf ve gönülsüz oldu.

     

    BU ZENGİNLE FAKİR SAVAŞI DEĞİL

    Yüzyıllar içinde gerçekleşen iklim değişikliği, bundan sonra sonsuza kadar sürecek etkilere sahip ve önümüzdeki 14 günde, iklim değişikliğiyle baş etme yöntemlerini tartışılacak.

     

    Buradan, Kopenhang’da bir araya gelen 192 ülkenin temsilcilerini, tereddüt etmemeye, fikir ayrılığına düşmemeye, birbirini suçlamamaya ve modern politikanın başarısızlığını fırsata çevirmeye davet ediyoruz. Bu, zengin ülkeler ile fakir ülkeler arasında bir savaş olmamalı. Ya da doğu ile batı. İklim değişikliği herkesi etkiliyor ve bu yüzden herkes tarafından çözülmeli.

     

    Bilim karmaşık olabilir ancak gerçekler oldukça net. Dünyanın sıcaklık artışını 2 derecede sınırlandırması gerekiyor. Bu amaç, küresel sera gazı salınımlarının önümüzdeki 5 ile 10 yıl içinde düşmeye zorlayacak. 3 ya da 4 derece gibi daha yüksek sıcaklık artışlarının küçük ve önemsiz artışlar olduğunu düşünebiliriz ancak böyle bir olasılıkta kıtalar sıcaktan kavrulacak ve bütün tarım alanları çölleşecek. Canlı türlerinin yarısına yakını yok olacak. Milyonlarca insan yaşadıkları ülkeler sular altında kalacağı için başka yerlere taşınmak zorunda kalacak.

     

    Çok az kişi Kopenhag’da tamamen yenilenmiş bir anlaşmaya varılacağına inanıyor. Yaşanabilecek en gerçek ilerleme, ABD Başkanı Barack Obama’nın gelişiyle ve yıllardır devam eden ABD engelleme politikasının yeniden gözden geçirilmesiyle gerçekleşebilir.

    Dünya şu anda kendini ABD’nin ülke içi politikalarının inisiyatifinde buluyor olsa da Obama, Kongre böyle bir şeye izin vermeden hareketi tek başına destekleyemez.

    “BAŞTAN ALMA LÜKSÜMÜZ YOK”

    Ancak Kopenhag’daki politikacılar, adil ve etkili bir anlaşmanın gerekli şartları üzerinde anlaşabilir ve anlaşma için kesin bir zaman çizelgesi üzerinde anlaşabilir.

    Gelecek Haziran ayında, Birleşmiş Milletlerin (BM), Almanya’nın Bonn kentinde düzenleyecekleri iklim toplantı, politikacılar için son tarih olabilir. Görüşmecilerden biri şu sözlerle durumu çok güzel bir şekilde açıklıyor: “Fazladan zaman kullanabiliriz ama baştan başlama lüksümüz yok”

    Anlaşmanın temelinde iklim değişikliğine karşı verilen savaşta zengin ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler arasında rol paylaşımının nasıl olacağı olmalı ve yeni ve oldukça değerli kaynakların nasıl paylaşılacağı açıklanmalı.

    Zengin ülkeler, Çin gibi gelişmekte olan ülkelerin kendileri gibi radikal önlemler alana kadar sorunun çözülemeyeceğini iddia edebilir. Ancak bilmedikleri bir şey var; 1850’den beri atmosfere salınan karbondioksit oranının dörtte üçünü zengin ülkeler tarafından gerçekleştirildi.

    Bu yüzden şimdi bu ülkelerin her birinin sera gazı salınımlarını büyük ölçüde azaltıp, 1990’lı yıllardaki seviyelere indirmeleri gerekiyor.

    Gelişmekte olan ülkeler de sorunun bu denli büyümesinde kendilerinin bir suçu olmadığını iddia edebilir ve bununla birlikte, dünyanın en fakir ülkeleri, tamamen suçsuz olduklarını iddia edebilir. Ancak ne yazık ki bu ülkeler de küresel ısınmaya her geçen gün biraz daha fazla katkıda bulunuyor. Bu yüzden kendilerince anlamlı ve uygulanabilir hareketler gerçekleştirmek zorundalar.

    Pek çok gelişmekte olan ülkeler beklenildiği kadar önemli iklim değişikliğiyle mücadele sözü vermese de bu süreçte Çin ve ABD’nin sera gazı salınımlarını azaltacakları yönünde yaptığı açıklamalar oldukça önemli adımlar olarak kabul edilebilir.

    SOSYAL ADALET DAYANIŞMA GEREKTİRİYOR

    Sosyal adalet, sanayileşmiş toplumların bu sorunla mücadele keselerinin ağzını açmasını ve daha fakir toplumlara yardım etmesini gerektiriyor. Zengin toplumların aynı zamanda daha fakir ülkelerin salınımla mücadelelerine yardımcı olacak teknolojiler geliştirmeleri konusunda da desteklemeli.

    İleriki bir dönemde imzalanacak anlaşmanın yapısının birçok ulusun denetiminde belirlenmesi gerekiyor. Bu şekilde mücadelenin yükü havayı kirleten ürünlerle, bu ürünleri tüketenler arasında paylaştırabilir.

    Sosyal adalet aynı zamanda, bireysel olarak gelişmiş ülkelerin omzundaki yükün, verdikleri mücadele kapsamında değerlendirilmeye alınmasını gerektiriyor. Örneğin Avrupa Birliği’nin yeni zenginleşen ülkeleri, “eski Avrupalılar”dan daha fazla sıkıntı çekmemeli.

    HİÇBİR ŞEY YAPMAMANIN MALİYETİ DAHA YÜKSEK

    Değişim elbette maliyetli olacak ancak küresel finansı kurtarmak için ödenen bedelin kat be kat altında olacağı kesin. Ve elbette hiçbir şey yapmanın maliyetinin de bir hayli aşağında olacak.

    Pek çoğumuz, özellikle gelişmiş dünyanın vatandaşlarının yaşam tarzlarını değiştirmesi gerekecek. Taksiyle havaalanına gitmekten daha ucuz olan uçuşların yapılabildiği bir çağ kapanıyor. Akıllıca alışveriş yapıp, yemek yemeli ve seyahat etmeliyiz. İleride kullandığımız her türlü enerji için daha fazla para ödemek zorunda kalacağız bu yüzden daha az enerji tüketmemiz gerekiyor.

    Daha az karbonun kullanıldığı bir topluma geçiş, fedakarlıktan çok, daha fazla fırsat olasılığı yaratıyor. Bazı ülkeler, değişimi başlatmanın ekonomik büyüme, istihdam artışı ve daha kaliteli yaşamları beraberinde getireceğini fark etmeye başladı bile.

    Yaşanan sermaye akışları ise farklı bir hikaye anlatıyor: geçtiğimiz yıl ilk kez fosil yakıtlardan daha çok yenilenebilir enerji kaynaklarından elektrik üretildi.

    Önümüzdeki yıllarda karbon alışkanlığımızdan kurtulmak için tarihte görülmemiş mühendislik ve inovasyon başarılarına imza atılması gerekiyor. Ancak aya insan göndermenin ve atom parçalama gibi başarıların da tartışmalardan doğduğu gerçeğini göz önüne alırsak, yaşanacak karbon yarışından ortak bir çözüm için işbirliği içinde hareket edilmesi gerekiyor.

    İYİMSERLİK KARAMSARLIĞI ALT EDECEK

    İklim değişikliği sorununa çözüm bulmak, iyimserliğin karamsarlık karşısındaki zaferi olacak.

    Bu ruh içindeki dünya genelindeki 56 gazete bu yazının arkasında birleşiyor. Biz dünyanın farklı sesleri olarak ne yapılması gerektiği konusunda ortak bir karar alırsak, liderlerimiz de alabilir.

    Kopenhag’daki politikacılar, tarihi kararı şekillendirecek güce sahip. Onlardan doğru kararı vermelerini rica ediyoruz.

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı