Dünya Haberleri

DÜNYA

    Dünya basınından

    Hürriyet Haber
    05 Temmuz 2007 - 15:04Son Güncelleme : 05 Temmuz 2007 - 15:08

    The Newyork Times
    The Newyork Times ,geçen yaz İsrail'in Lübnan'a saldırmasının ardından Birleşmiş Milletler'in aldığı karara göre Hizbullah'ın silahsızlandırılması ve Lübnan'a silah sevkıyatının engellenmesi gerektiğini hatırlatıyor. Ancak gazete, bu kararların hayata geçirilemediğini vurguluyor ve bölgede her an yeni bir çatışma yaşanabileceği uyarısında bulunuyor:

    "Birleşmiş Milletler, bu kararı aldığında İsrail, silah sevkıyatının önlenmesi için Suriye-Lübnan sınırına uluslararası bir gücün veya gözlemcilerin konuşlandırılmasını istemişti. Ancak Bileşmiş Milletler askerlerine yönelik saldırı tehditlerinden çekinen Güvenlik Konseyi, bunu kabul etmemişti. Bunun sonucunda bugün Suriye ve Hizbullah yine İsrail şehirlerine füze yağdırabilecek, Lübnan hükümetine karşı bir savaş başlatabilecek ve Güney Lübnan'daki yabancı askerlere saldırabilecek bir durumda."
    Financial Times

    Gazete Uluslararası Af Örgütü'nün bugün yayımlanan raporunu duyuruyor .
    "Uluslararası Af Örgütü'ne göre, işkence Türkiye'deki ceza hukuku sisteminde, cezasız kalan bir suç olmaya devam ediyor. Çok ciddi eleştirilerin yer aldığı rapora göre, işkencenin cezasız kalması Türkiye'de bir kültür haline gelmiş durumda."

    "Bu, polis ve jandarmanın hesap vermekten kaçabilmesini sağlıyor. Ayrıca mahkemeler, işkence uygulandığına ilişkin tıbbi raporları gözardı edebiliyor, işkence ile alındığı iddia edilen ifadeleri delil olarak kabul ediyor."

    "Uluslararası Af Örgütü, hükümetin bu konuda bir miktar mesafe katettiğini kabul ediyor. Ancak Türkiye'nin gözaltındaki şüphelilere yönelik sistematik işkence konusundaki şöhretini unutturabilmesi için daha çok mesafe katetmesi gerektiğini dile getiriyor."

    Almanya'nın Sesi - Deutche Welle
    "Dink davası Türkiye için sınav"

    "Hrant Dink cinayeti, aydın ve siyasilere yönelik suikastler zincirinin bir halkası" diyen DW Türkçe Servisi Yöneticisi Baha Güngör'e göre "Azmettirenlerden kurtulamadığı takdirde Türkiye Avrupa yolunda darbe alacak".

     Hrant Dink, Türkiye'nin tarihini kabullenmesi ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan miras kalan yükü devralması gerektiği konusunda sözünü hiçbir zaman sakınmıyordu. 1. Dünya Savaşı'nın ortasında, 1915-1916 yıllarında yüz binlerce Ermeni'nin öldürülmesinin soykırım olarak tanınmasını isteyen Dink, öte yandan soykırımın reddini yasalarla cezaya tabi tutan Fransa örneğinde olduğu gibi, Avrupa'daki parlamentoları da düsünce özgürlügünün engellendigine dikkat çekerek eleştirmekten geri kalmıyordu.
      
     Türkiye'de etnik ve dini çeşitlilik umudunun yok olmaması da büyük önem taşıyor. Çünkü Türkiye'nin sınırları içinde, geçmişte demokrasiye, aydınlanmaya ve farklı dünya görüşlerinin birarada yaşayabilmesine beşiklik eden medeniyetlerin yeşerdiği bölgeler bulunuyor. Etnik ve dini cemaatlerin barış içinde bir arada yaşaması hoşgörüden de öte diğer tarafın eş değer olarak kabul edilmesini de gerektiriyor.
     
    Hem Türkiye, hem de daha 90'lı yıllarda kanlı etnik temizliğe sahne olan bazı Avrupa ülkeleri, bu ideal durumdan epey uzak.

    Avrupa'ya yönlenmek bu ülkelere büyük kazanç sağladı. Bu yönlenme olmasaydı, 90'ların savaş suçluları bugün, uluslararası mahkemelerde sanık sandalyesinde oturuyor, ya da hapishane hücrelerinde cezalarını çekiyor olmayacaktı.
     
    Türkiye'nin de olumlu bir dönüşümü daha kolay kotarabilmesi için, Avrupa'ya yönlenmeye ihtiyacı var. Türkiye'de de aşırı milliyetçilerin veya fanatik dincilerin önünü kesebilmek için, Avrupalılar'ın, bu sadık müttefikinin Avrupa'nın değerler ailesine entegre olabilmesi için kapıyı açık bırakması gerekiyor.
     
    Modern toplumların çağdaş değerleri, kendilerini 'kurtarıcı' olarak gören kişi ve çevrelere karşı en etkili silahlar. Türkiye'nin kendi gücüyle, ama aynı zamanda Avrupa'nın da desteğiyle bu 'kurtarıcılarından' kurtulması gerekiyor. Bu yüzden Dink cinayetinin davası, Türkiye'nin Avrupa yolundaki hedefleri için önemli bir sınav niteliği taşıyor.

    The Boston Globe

    Başkan Bush'un Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'le yaptığı görüşmeyi değerlendiren Boston Globe, Bush'un bu görüşmede asıl amacının Polonya ve Çek Cumhuriyeti'ne yerleştirilecek füze kalkanı konusunda Putin'i ikna etmek olduğunu yazıyor. Gazete, Rus liderin de buna karşılık bir çok taviz koparmayı amaçladığını vurguluyor.

    "Kremlin'in satranç ustası, Avrupa'ya bir füze savunma sistemi yerleştirilmesi karşılığında bazı isteklerde bulunabilir. Bunun sonucunda Amerika Rusya'nın eski Sovyet ülkelerinde nüfuzunun artmasını ve doğal gaz ve petrol boru hatlarında Rusya'nın istediği güzergahları kabul etmek durumunda kalabilir. Rusya'nın Gürcistan ve Moldovya'daki ayrılıkçı hareketleri yönlendirmesine izin vermek ve Putin'in Rusya'da kurduğu mafyavari yönetime göz yummak zorunda kalabilir. Ama, zaten işe yaramayan bir füze sistemi için Putin'e rüşvet vermek gerekmiyor."

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı