Dünya Bankası'ndan Türkiye'ye 'endişeye gerek yok' mesajı

AA
24 Eylül 2012 - 11:59Son Güncelleme : 24 Eylül 2012 - 13:21

Dünya Bankası Türkiye Direktörü Martin Raiser, Türkiye ekonomisinin doğru yolda olduğunu belirterek, bu yılın ikinci çeyrek büyümesinin hız kesmesiyle ilgili olarak, “Bu kesinlikle endişe edilecek bir durum değil. Eğer ekonominin yeniden dengeye kavuşmasını istiyorsanız, büyümenin azalması da kaçınılmaz” dedi.

Raiser, Türkiye'nin büyümesinin tahminleriyle aynı doğrultuda gerçekleştiğini belirterek, “Biz yıl sonu için yaklaşık yüzde 3 oranında bir ekonomik büyüme kaydedilmesini ve ekonominin yeniden dengelenmesini bekliyoruz” dedi.

Daha düşük cari açık elde edilmesinin ancak büyümenin hız kesmesiyle mümkün olacağına işaret eden Raiser, “Çünkü halen uluslararası ekonomideki riskler oldukça yüksek. Geçen yılın ortalarından bu yılın başına kadar para politikasında bir sıkılaştırmaya gidildiğini, bankacılık üzerindeki denetlemenin arttığını gördük. Bu doğal olarak ekonominin de yavaşlamasına yol açtı. Bütüne baktığımda, Türkiye'nin ekonomik büyümesinin yumuşak iniş ve yeniden dengelenme süreci senaryosu ile aynı istikamette olduğunu görüyorum” ifadelerini kullandı.

Raiser, 2. çeyrekte ekonomik büyümenin hız kesmesinin panik havasını gerektirecek bir durum olmadığını vurgulayarak, “Bu kesinlikle endişe edilecek bir durum değil. Benim fikrime göre kesinlikle değil. Eğer ekonominin yeniden dengeye kavuşmasının istiyorsanız, büyümenin azalması da kaçınılmaz. İyi haber şu ki; Türkiye'nin ihracatı halen oranda artmaya devam ediyor” dedi.

“Ani politika değişikliği için çok erken”

Martin Raiser, mevcut ekonomik koşullarda ekonomik büyümenin hali hazırda hız kesmesine rağmen önümüzdeki seneden itibaren büyüme ivmesini yeniden artıracağını söyledi. Raiser, “Biz, (2013'te) Türkiye'nin ekonomik büyümesinin yeniden hızlanmasını bekliyoruz”dedi. Raiser, sözlerine şöyle devam etti;
“Şu anda, ikinci çeyrekteki 2,9 oranındaki ekonomik büyümenin, büyümeyi destekleyici acil politika tedbirleri uygulamayı gerektirdiğini düşünmüyoruz. Biz şu anki ekonomik durumun yumuşak iniş senaryosu ile uyumlu ve son derece olumlu olduğunu düşünüyoruz. Bizce ani bir politika değişikliğine gitmek için çok erken” yorumunu yaptı.

Merkez Bankası'nın mevcut politikasını olumlu bulduğunu belirten Raiser, “Ben Merkez Bankası'nın şu an bulunduğu noktanın iyi olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki yıl için bizim öngördüğümüz Türkiye'nin yüzde 4 büyümesi yönünde” dedi.

Türkiye'nin ekonomik büyümesinin büyük oranda önümüzdeki 12 ay içerisinde dünya piyasalarındaki gelişmelere bağlı olduğunu düşündüğünü dile getiren Raiser, “Geçen hafta içerisinde Avrupa Birliği tarafından son derece olumlu haberler geldi. Bizim Türkiye'nin büyümesi ile ilgili düşüncelerimiz olumlu, önümüzdeki yıl bu yılkinden daha fazla büyümesini bekliyoruz” öngörüsünde bulundu.

“Bütçede dramatik bir durum yok”

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yakın zamanda Türkiye'nin bütçe hedeflerini tuturamayabileceğini açıklamasının ardından yaşanan tartışmalara ilişin olarak Raiser, şu görüşleri paylaştı:

“Türkiye ekonomisi (bu yılın 2. çeyreğinde) hükümetin beklentilerinin ötesinde bir yavaşlama kaydetti. Tabii doğal olarak büyümedeki azalış devletin gelirlerinde de azalmaya yol açıyor. Ülkelerin gelirleri ithalata karşı duyarlılık taşır. Türkiye'nin bu yüzden bütçeyi tutturamaması gibi bir risk var. Fakat ben durumun yine de bu kadar da dramatik olmadığını düşünüyorum.

Maliye Bakanı yakın zamanda bu konuya değindi. Ben bütçe gelirlerini artırmanın alternatif yolları bulunabileceğini düşünüyorum. Sanıyorum hükümet de şu anda bu konu üzerinde çalışıyor. Fakat, ben bu durumu fazlasıyla dramatize etmemek gerektiğe inanıyorum.”

Türkiye'nin önündeki seçim atmosferinde bütçe dengesinde sıkıntı yaşayabileceği yönündeki endişelere de değinen Raiser, “Önümüzdeki dönemde ülkedeki seçim atmosferinin Türkiye'nin mali yapısını nasıl etkileyebileceği konusunda, hemen her ülkenin sahip olduğu endişeler var. Fakat, bu hükümetin seçim dönemlerinde (mali istikrar konusunda) oldukça başarılı bir performans sergilediğini de unutmamak gerekir” dedi.

“Enflasyonda daha az risk görüyoruz”

Enflasyonun azalma eğilimi içerisinde olduğuna işaret eden Raiser, “Merkez Bankası'nın açıklamalarına da bakıldığında bu konuyu oldukça önemsedikleri görülüyor. Koridora geri dönmek istiyorlar. Bence bu doğru bir politika. Bence büyüme azaldı diye, 'hadi enflasyonu unutalım' demek doğru olmaz. Merkez Bankası'nın politikası enflasyonu düşürmeyi hedefliyor ve biz de enflasyonunu düşüşünü görüyoruz. Önümüzdeki dönemde (enflasyonda) artık daha az risk görüyoruz” ifadelerini kullandı.

Türkiye'de tasarrufların oranının halen oldukça düşük olduğunu belirten Raiser, şöyle devam etti:
“Türkiye yatırım konusunda oldukça iyi bir performans sergilerken, maalesef ülkenin tasarruf oranı halen oldukça düşük. Tasarrufları da artırmanın tek yolu, halkın daha az tüketmesinden geçiyor. Türkiye ile ilgili verilere baktığımızda bunu görebiliyoruz, bu şekilde (iç talebin azalması ile) cari açık da stabilize oluyor. Uzun vadede, Türkiye'nin ihracatta rekabet gücünün nasıl artıracağı ve eğer artırabilirse, bunun cari açık vermeden nasıl artıracağı önümüzdeki en önemli sorular olacağını düşünüyorum. Türkiye'nin ihracatta rekabet gücünü hızla artırması gerekiyor.”

Raiser, rekabet gücünün artırılması için yapısal reformların hızlandırılmasını işaret ederek, “Eğer Türkiye ihracatta rekabet gücünü yeterince hızlı artıramazsa, ekonomik büyümenin yeniden sağlandığını, fakat cari açığın da yeniden yükseldiğini görebiliriz. Çok açık ki, biz bunun olmasını istemiyoruz” dedi.

Türkiye'nin önümüzdeki dönemde ele alacağı yapısal reformların önemini vurgulayan Raiser, “Türkiye'de, istihdam alanında, sermaye piyasaları faaliyetleri, iş ortamının iyileştirilmesi ve doğrudan yabancı yatırımın çekilmesi gibi alanlarda yapısal reformları düşünmek için şu an doğru zamandayız. Türkiye ihracatta rekabet gücünü artırarak, yılda ortalama yüzde 5 büyüyen ama yüksek cari açık vermeyen bir ekonomiye doğru değişmek zorunda” dedi.

Dünya Bankası'ndan Türkiye'ye 1,7 milyar dolar...

Türkiye'nin ekonomide elde ettiği başarıların başka ülkeler tarafından da yakından takip edildiğini belirten Raiser, şunları söyledi:
“Dünya Bankası, Türkiye için her yıl yaklaşık 1,2 milyar dolarlık bir pay ayırıyoruz. IFC'nin payının da eklersek, bu yıllık yaklaşık 1,7 milyar dolara yükseliyor. Biz bu seviyeyi tutturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye'nin rekabet gücünü artırmak, KOBİ'leri desteklemek, Türkiye'nin ihracatçılarını desteklemek, enerji verimliliğinin artırılmasına yardımcı olmak, Avrupa piyasaları ile enerji entegrasyonunu artırmak gibi alanlar öncelikli alanlarımız olmaya devam ediyor. Giderek artan sayıda ülke bizim kapımızı çalarak, Türkiye son on yılda iyi şeyler yaptı, biz de bunları öğrenmek istiyoruz diyen ülkeler oluyor. Tunus, Moritanya, Kosovo ve Özbekistan'dan gelen yetkililere Türkiye'yi anlatıyoruz.”

Avrupa'da yaşanana ekonomik krize rağmen Türkiye'nin ihracat tarafındaki görünümünün olumlu olduğunu vurgulayan Raiser, “İhracattaki artış oldukça iyi bir performans sergilendiğini gösteriyor. Bazıları Türkiye'nin ihracat artışında altın ihracatının payına işaret ediyor. Fakat bütüne baktığınızda, Türkiye, asli ve geleneksel ihracat pazarı Avrupa Birliği'ndeki ekonomik sorunlara rağmen, özellikle yeni pazarlara girmeyi başarabildi” değerlendirmesini yaptı.

Bunun son derece başarılı bir gösterge olduğu yorumunu yapan Raiser'e göre Türkiye'de son aylarda iç talepteki düşüş eğilimi de aslında yumuşak inişin bir göstergesi. Raiser,”Madalyonun diğer yüzüne baktığımızda ise, Türkiye'de iç talebin azalmaya başladığını, tüketimin azaldığını, yatırımların azaldığını görüyoruz. Fakat bunun olması ekonomideki dengesizliklerin ortadan kalkması için son derece gerekliydi” dedi.

“Türkiye daha da iyisini yapabilir”

Türkiye'nin yeni ihracat pazarlarınına giriş yapmasının ekonomiye büyük katkısı olduğunun belirten Raiser, şöyle devam etti:
“Türkiye, (son yıllarda) bazı riskli pazarla büyük bir başarıyla giriş yaptı. Türkiye bunu sadece (ihraç) mallarının yüksek kalitesi ile değil, aynı zamanda Türk işadamlarının girişimci ruhu ve geleneksel, tarihsel bağları ile başardı. Bu anlamda Türkiye'nin (bölgesinde) büyük avantajları var. Fakat uzun vadede, Türkiye ekonomisi için dünyadan payı için belirleyici olacak olan, ne kadar yüksek teknolojik ürün üretebileceği olacaktır. Bunu için de Türkiye'nin daha çok doğrudan yatırım çekmesi gerekiyor.

Türkiye'nin dünya ekonomileri ile entegre olurken, bir yandan da inovasyona ağırlık vermesi gerekiyor. Türkiye bütün bu alanlarda kötü bir performans sergilemiyor, fakat daha iyisini yapabilir. Hükümetin daha fazla yatırım çekmek için çalıştığını görüyoruz. Özellikle bu anlamda yeni teşvik yasası önemli.”
Avrupa ile güçlü ekonomik ilişkileri olan Türkiye'nin Avrupa krizi aşıldıktan sonra bu ekonomik bağların faydalarını göreceğini vurgulayan Raiser, “Doğrudan yabancı yatırımlar konusunda Türkiye çok daha iyisini yapabilir.

Örneğin, Bulgaristan ve Romanya'da doğrudan yabancı yatırımların gayri safi milli hasıla içerisindeki payı, yabancı yatırım çekmek konusundaki becerileri çok daha yüksek. Ben (doğrudan yatırım çekmek konusundaki) rekabette Türkiye'nin daha fazlasının yapabileceğini düşünüyorum” dedi.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı