"Fatih Çekirge" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Fatih Çekirge" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Fatih Çekirge

Dünya aradı, CHP'den Allah'ın kulu aramadı

SAKİN bir icracıdır... Kavga etmez, sorun yaratmaz, gerilim mimarı değildir. Sorun çözer, yumuşatır, sessiz bir mimardır...

“Hikmet Abi”yi anlatıyorum....

Ecevit’in yanındaydı. Özal’la çalıştı. Demirel’le yakındı. Sonra CHP genel başkanı seçildi.


Ve belki de BM’nin Afganistan’daki özel temsilciliğini yaparak o düzeyde görev alan ilk Türk oldu...


CHP’nin en eski üyesi... Herkesin “Hikmet Abi”si...


Dün Çetin’le çok buruk bir konuşma yapıyoruz...


Anlatırken sesi acıyor... Kelimeler tıkanıyor. Cümleler ıslanıyor...


Ben bu sözleri, insanın ve siyasetin hangi terazide tartılacağını göstermek için aktarıyorum.

Vefa terazisinde yani...


Diyor ki;


Dünya aradı, CHPden Allahın kulu aramadı
ONLAR DAHA YOKTU “Ben CHP Gençlik Kolları’nı yönetirken daha Deniz Bey yoktu. Başka kulvarlardaydı... CHP’nin bakanlığını yaptım, genel başkanlığını yaptım... Ama 2002 seçimlerinde bir telefon açma nezaketi bile göstermeden adımı milletvekilliği aday listesinden sildiler. Veto ettiler.”


CHP’nin “Hikmet Abisi” kırık...


Devam ediyor:


HAYIRLI OLSUN YOK
“BM göreviyle Afganistan’a giderken bütün dünya aradı. Başka partilerden aradılar. CHP’den bir Allah’ın kulu hayırlı olsun bile demedi.”


BAŞBAKAN ARADI
“Afganistan’dan döndüm, yine dünyanın her yerinden aradılar, görüşlerimi sordular, konferanslara davet ettiler. Türkiye’de Başbakan dahil, tüm partilerden aradılar. CHP’den yine hiç kimse hoş geldin bile demedi.”


BİRLEŞTİRMESEYDİK
“9 yıldır, bir kişi çıkıp “Ne yapıyorsun” diye sormadı. Oysa şu anda CHP’nin kayıtlı en eski üyesi benim. Ben CHP Gençlik Kolları Genel Sekreteriyken Mustafa Özyürek gibi isimler başka kulvarlarda geziyordu. Eğer biz iki partiyi birleştirmeseydik şimdi bu isimler o koltuklarda oturabilirler miydi?


DERSİM’E BAKIN
“Ama bakıyorum şimdi arkadaşlar zaten her şeyi biliyorlar. Bakın şu Dersim olayına. Unutulması gereken o zamanın koşullarında yaşanmış bir olayı bu şekilde savunurcasına anlattılar. Hâlâ da savunuyorlar. Şimdi herkes internetten girip Dersim’de ne oldu diye bakıyor. Ve içten içe kızıyor.”


Hikmet Abi’ye söz verdiğim için bazı konuşmaları aktarmıyorum.


Ama şunu söylemeliyim ki;


Eğer Türkiye’de bir sosyal demokrasi ya da bir CHP tarihi yazılacaksa Hikmet Çetin’in hayatıyla paralel yazılabilir...


Bu nedenle sözlerindeki burukluk daha çok bir “vefa testi”dir...


Hikmet Çetin’i dinlerken, içten içe soruyordum:

- İnsana değer vermeyen, kendi tarihinin sembol isimlerine ilgi ya da saygı göstermeyen bir siyaset, ne kadar insana endeksli olabilir? Ne kadar insan için yapılabilir?


Acaba Deniz Baykal, Hikmet Çetin’i arayacak mı?


Safça bir soru da olsa çok merak ediyorum...


Keşke arasa...

İKİNCİ YAZI

9. maddeye DİKKAT

Kıbrıs’ta çözüm için çok kritik bir öneri gelişiyor. Öneriye Mehmet Ali Talat ve Ankara sıcak...

Dünya aradı, CHPden Allahın kulu aramadı

Rum tarafı da öyle...

Üzerinde çalışılan formül şu:

Seçimlerde iki halkın oyları yüzde hesabına göre birbirlerinin başkanlık seçimlerini belirleyecek.


Nasıl mı?


Adada seçim yapılırken bugüne kadar her iki toplum kendi başkanlarını seçiyordu. Yeni yapılanmada her iki toplum diğer toplumun adayı için de oy kullanacak.


Örneğin Türk tarafındaki iki aday için Rum tarafında da oy kullanılacak. Rum tarafında Türk adaylar için verilen oyların oranı yüzde 20 üzerinden adaylara yansıtılacak.


Diyelim ki, Türk tarafında seçime giren iki adaydan birisine Rum tarafında yüzde 60 oy çıktı. Diğerine yüzde 40. Bu oranlar yüzde 20 üzerinden dağıtılacak. Ve adayların oylarına eklenecek.


Önceki hafta Ankara’da olan KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın çantasındaki 9 maddelik planın en önemli başlığı, 9. maddedeki işte bu “seçim
formül”
üydü... 


Peki bu nasıl bir sonuç yaratır?


Eğer gerçekleşirse “ulusalcı” partilerin adaylarının bu yüzde 20’den pay almaları çok zor.


Bu da iki toplum için “ulusalcı” yapıların zayıflaması anlamına geliyor.

NİSANA KADAR

Mehmet Ali Talat’ın bu yol ayrımından başarıyla çıkabilmesi için nisan ayına kadar Rumlarla ortak bir çözüm üretmesi gerekiyor. Çünkü KKTC’de nisan ayında seçim var. Ve eğer bu seçimden önce çözüm için bir anlaşma olmazsa Talat’ın seçimlerde şansı azalacaktır. Bu da keskin görünen ulusalcı tarafın seçimlerde başarılı olması demektir.

Bunun da anlamı şudur:


Görüşmeler tümüyle kilitlenir. Kıbrıs sorununun çözümü ve Türkiye’nin AB üyeliği tümüyle hayal olur.


İşte önümüzdeki 4 ay içinde KKTC’den Türkiye’nin geleceğine yansıyacak kararın önemi budur.


Bu nedenle KKTC’nin önündeki bu 4 ay Türkiye’nin AB yolculuğu için tarihi bir dönemeçtir.


ÜÇÜNCÜ YAZI


Suçları o raporu hazırlamak

 

ERCAN Karakaş bir sosyal demokrasi gönüllüsüdür. Hiçbir zaman amatörlüğünü bırakmadı. Aynayla hesaplaşabilen bir vicdan temizliği vardır. Bir kitap çıkardı. Ve oraya günlerdir tartışılan CHP’nin güneydoğu raporunu koydu. Ve daha önemlisi raporu hazırlayanları isim isim aktardı...

Şimdi o isimlere bakıyorum.

Yani Türkiye’nin bu tarihi ve kanlı meselesini bir sosyal demokrat olarak araştıran ve çözüm getiren isimlere...

Acaba o isimler şimdi nerede? Bakın ve yorumu siz yapın:

KOMİSYONA DOĞRUDAN KATKIDA BULUNANLAR

SİNAN YERLİKAYA: O gün: CHP MYK üyesi...

Dünya aradı, CHPden Allahın kulu aramadı

Bugün: pasif...


ORHAN VELİ YILDIRIM:
O gün: CHP MYK üyesi

Bugün: Partiden istifa edeli 8 yıl oldu...


YİĞİT GÜLÖKSÜZ:
O gün Toplu Konut İdaresi Başkanı

Bugün: Yok.


MAZLUM ASLAN: O gün Tunceli Belediye Başkanı

Bugün: 1994-99 yılları arasında Tunceli Belediye Başkanlığı yaptı. 2009 seçimlerinde yeniden CHP adayı oldu, kaybetti.


MERVAN BİLEK: O gün: CHP Siirt İl Başkanı

Bugün: 2003 yılına kadar CHP’nin Siirt İl Başkanlığı’nı sürdürdü. O kadar.


GÜRBÜZ ÇAPAN: O gün: Esenyurt Belediye Başkanı

Bugün: Ağır cezalar aldı. Şimdi yok...


MESUT DEĞER: O Gün: Diyarbakır İl Başkanı

Bugün: MYK üyesi ama sözü geçmiyor.


CELAL DOĞAN: O gün: Gaziantep Belediye Başkanı

Bugün: CHP’den istifa etti.


ŞERİF ERTUĞRUL: O gün: Muş İl Başkanı

Bugün: Eşref Erdem’in istifasıyla sonuçlanan Kasım 2007 sürecinde, Erdem’e destek vermek amacıyla MYK toplantısına katılmayan 5 isimden biriydi. İlk kongrede MYK dışında kaldı.


AYDIN SARAÇOĞLU: O gün: CHP Mardin İl Başkanı

Bugün: CHP içinde aktif bir görevi bulunmuyor.


BEKİR GÜNDOĞAN: CHP Tunceli İl Başkanı

Bugün: Bağımsız olarak Tunceli Milletvekili seçildi. Ardından DSP’ye geçti; Sonra YTP safların katıldı.

ŞİMDİ KİM VAR?

Bu isimleri özellikle araştırdım. Hemen tümü CHP’nin yönetiminde etkisini kaybetmiş. Yani yoklar. O tarihi raporu hazırlayanlar olarak raporla birlikte tozlu raflara kaldırılmışlar. Peki onların yerine kim var? CHP’yi Anayasa Mahkemesi’ne şikayet dilekçesi yazan bir hukuk bürosu haline getiren ÖNDER SAV ve arkadaşları...

Daha ne diyelim?

DÖRDÜNCÜ YAZI

Odayı büyüt, makam odası istesin


Abdullah Öcalan ne istiyor?

Dünya aradı, CHPden Allahın kulu aramadı

Odasını büyütmek....

17 santim için ne fark eder?

Adam sanki toprak pazarlığı gibi metrekare pazarlığı yapıyor.

Baksana şehirleri yakıp yıkıyorlar... DTP destek veriyor...

Odayı büyütürsün büyütemezsin...

Şu hale bak. Kürt açılımı ne noktaya geldi?

Açılım tartışması Öcalan’ın hücresinin kaç santim açılacağına dayandı.

Yakışıyor mu kardeşim bu bize?

Daha yakalandığı gün idam edilsin mi edilmesin mi diye konuşuyorduk. Şimdi rahatı yerinde mi? Doktoru iyi bakıyor mu? Odasını büyütelim mi diye konuşuyoruz...

Ne diyorsun sen arkadaş; işte göstere göstere, sindire sindire, elinde binlerce vatan evladının kanı olan bir teröristten bir “siyasi lider” çıkartıyorlar...

Hele bir odası büyüsün. Sonra makam odası isteyecektir...

Evet “ötekiyle konuşmalar böyle”... Bana gelince; Ben Kürt açılımı ya da demokratikleşme çabasını destekliyorum. Kanın durması için, bu halkın özgürce yaşayabilmesi için, yıllardır ruhlarımıza birer düşmanlık tohumu gibi serpilen o “habis salgın”ın durması için bu çabayı doğru buluyorum...

Ama bunu yaparken içimizde bir volkan gibi patlayan bu konuşmaları ve ötekini de unutmayın diyorum... 

X