Gündem Haberleri

    Dünü arayanlar

    Hürriyet Haber
    24.03.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Alman Arkeoloji Enstitüsü İstanbul Şubesi, İstanbul Goethe Enstitüsü ve Yapı Kredi Kültür Merkezi'nin ortak çalışması sonucu oluşturulan ‘‘Kayıp Zamanların Peşinde’’ isimli sergi, Anadolu'nun binlerce yıllık tarihini ve tarihin nasıl diriltildiğini belgeleriyle anlatıyor. Yoğun bir ilgiyle karşılanan serginin koordinatörü Fatma Türe ve bilimsel danışmanı Dr. Axel Filges ile görüştük.

    Dünya 5.5 milyar yaşında. Çağlar boyunca sayısız uygarlık gelip geçti yaşlı dünyamızdan. Kimisini hala ayakta kalabilen yapıtlarından biliyoruz, kimisiniyse sadece efsanelerden. Bilinmeyenler, varlıklarından emin olunamayanlarsa belki de hepsinden daha fazla.

    Eski çağları araştırmak ve eski çağ uygarlıklarının toplumsal, siyasi, kültürel yapılarını ortaya çıkarmak, insanoğlunun her zaman ilgisini çekmiştir. Geçmişin zenginliklerini sahiplenmek, bilgilenmek gibi çeşitli sebeplerle bazıları tesadüfen, bazılarıysa tarihin babası Heredot'un kitaplarından yararlanarak keşifler yaptı. Ancak, girişilen bu araştırmalar 18. yüzyıl sonlarından itibaren kapsamlı ve sistematik bir yapıya kavuştu. Ve zamanla eski çağ da görünür ve bilinir oldu.

    Bu girişin sebebi, geçtiğimiz günlerde Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde açılan bir sergi. Milattan önceki Anadolu'nun tarihini ve bu tarihi gün ışığına çıkaran insanları anlatan serginin adı ise ‘‘Kayıp Zamanların Peşinde’’. Sergi, Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün (DAI) Anadolu'da yaptığı kazıları, kazılarda kullanılan malzemeleri, kazı fotoğraflarını, arkeologların günlüklerini gözler önüne seriyor. 1829'da Roma'da kurulan Alman Arkeoloji Enstitüsü'nün günümüzde, dünyanın çeşitli ülkelerinde 10 şubesi bulunmakta. İstanbul'daki şube ise 1929'da Martin Schede'nin başkanlığında çalışmalarına başlamış. Enstitünün ilk araştırmaları 1827-29 arasında Doğu Anadolu'da yapılmış; oryantalist F.E. Schulz, Van gölünün doğu kıyısındaki ‘‘Semiras'in Kenti’’ne ait yıkıntıları araştırarak 42 çiviyazılı yazıtın eksiksiz kopyasını çıkarmış. Yerleşik araştırmalar ise 1871'den itibaren Bergama, Troya, Milet ve Magnesia'da yapılmış. Alman İmparatorluğu'nun elçisi olarak Anadolu'ya bu gibi araştırmalar için ilk gelen kişi ise, 1555'te Ankara Augustus Tapınağı'nı inceleyen Ogier Ghiselin von Busbeck.

    ‘‘Kayıp Zamanların Peşinde’’ adlı serginin bilimsel danışmanı Dr. Axel Filges, Enstitünün Anadolu'da yaptığı kazı çalışmalarının her zaman üç temele dayandığını söylüyor: kim yaptı, nasıl yaptı, niye yaptı? İlk olarak ipuçlarının değerlendirildiğini, hiçbir zaman hemen kazıya başlanmadığı söyleyen Filges, önce mutlaka ölçüm ve karşılaştırmaların yapıldığını belirtiyor. Türkiye'nin dört bir yanında çalışmalar yapan DAI, halen Milet, Priene, Didim, Aizanoi ve Boğazköy'de kazılarına devam ediyor. DAI'nin bulduğu, korumaya aldığı eski çağ tarihin yanında belki daha da önemlisi, yetiştirdiği Türk bilimadamları. Arkeoloji eğitimi görmemiş olsalar bile ressam Osman Hamdi Bey, kardeşi felsefe ve doğa bilimleri uzmanı Halil Edhem Eldem, ressam Aziz Ogan ve dil uzmanı Hamit Zübeyr Koşay, Enstitünün kazılarına katılıp kendilerini bu alanda yetiştirmişler. Bu isimlerin yanı sıra DAI'nin girişimleriyle Almanya'da arkeoloji öğrenimi görenler de var: arkeolog Arif Müfid Mansel, eski çağ tarihçisi Halil Demircioğlu, Hititolog Sedat Alp, klasik (Yunan ve Roma) arkeolog Rüstem Duyuran, Hellen dili uzmanı Suat Yakup Baydur ve klasik arkeolog Ekrem Akurgal bu isimlerden ilk akla gelenler. Pek tabii ki Cumhuriyet'le birlikte İstanbul Üniversitesi'nde ders vererek günümüz Türk arkeologlarını yetiştiren, DAI'nin İstanbul şubesinden Martin Schede ve Kurt Bittel ile öğretim görevlisi olarak Almanya'dan gelen B. Landsberger, H.G. Güterbock, G. Rhode gibi arkeologları da unutmamak gerekir.

    Yapı Kredi Kültür Merkezi'nin ilk arkeoloji sergisi olan ‘‘Kayıp Zamanların Peşinde’’ dar bir mekanda kurulmuş olmakla birlikte, içeri girip müziği duyduğunuzda ve Anadolu'nun dününü açığa çıkartan insanlarla, kullandıkları malzemelerle, mektuplarıyla tanışınca sıkışıklık bir anda yok oluyor. Yaz aylarında kazı bölgelerine yakın ören yerlerinde tekrarlanması düşünülen sergiyi Yapı Kredi Kültür Merkezi Sermet Çifter Kütüphanesi'nde 17 Nisan'a kadar izleyebilirsiniz. Eski çağların iki büyük gücünden birisi olan Hititlerin başkenti Hattuşa (Boğazköy) ve efsane kent Troya'yı yeniden ayağa kaldıran insanların günlük yaşamları, kazıların hiç yayınlanmamış fotoğraflarını merak ediyorsanız, sergiyi mutlaka bir kez görmelisiniz.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı