Dunning Kruger Sendromu

Doğan Turan
09.05.2017 - 11:00 | Son Güncelleme:

Bundan 1 ay önce yazmış olduğum bir yazımda size ‘Impostor Sendromu’ hakkında bazı bilgiler vermeye çalışmıştım. Kısaca hatırlatmak gerekirse,  bu sendroma sahip olan insanlar başarılarının, kazandıkları sınavların, mevkilerinin hatta en iyi oldukları uzmanlık alanlarının bile onların emeklerinin ya da tecrübelerinin sonucu olduğuna değil de tamamen şans eseri gerçekleştirdikleri ilizyonlar olduklarına inanırlar. Yani insanlar bir konuda çok iyi oldukları halde bile kendi başarılarını küçük görüp, tek etkenin şans olduğunu kabul ediyorlar ve buna sahip olan insanların sayısı bir hayli fazla.

Bu hafta ise buna tamamen zıt olan başka bir sendromu birlikte inceleyelim. “Dunning–Kruger etkisi” ya da “Dunning–Kruger sendromu”, Cornell Üniversitesinin iki psikologu Justin Kruger ve David Dunning’in tanımladığı bir algılamada yanlılık eğilimidir. Yani ‘cahil cesareti’ olarak da adlandırabiliriz. Bu sendroma sahip olan insanlar, cehaletlerinin sonucu olarak daha fazla öz güvene sahip olup, o konu hakkında hiç iyi olmasalar bile çok iyilermiş gibi davranış sergilerler.  İki profesörün Nobel Ödülü almalarına vesile olan bu araştırmalarının sonucunda bazı temel maddelere ulaşılmıştır.

Bu sendroma sahip olan insanların temel özellikleri ise;

1. Ne ölçüde niteliksiz olduklarını fark edemezler.

2. Niteliklerini abartma eğilimindedir.

3. Gerçekten nitelikli insanların niteliklerini görüp anlamaktan da acizdirler.

4. Nitelikleri, eğitimle artırılırsa, aynı niteliksiz insanlar, niteliksizliklerinin farkına varmaya başlarlar.

Temel özelliklerle birlikte bu özelliklere sahip olan insanların bazı genel davranış biçimleri de bulunmaktadır. Bunlar ise;

1) Bilgiyi ve eğitimi her koşulda aşağılarlar ve değer vermezler

2) Her zaman, her şeyi en iyi kendileri bilirler.

3) Sesleri her zaman çok yüksek çıkar, çok fazla bağırırlar.

4) Her şeyi kendileri halletmek isterler, yardım almak onlar için zulümdür.

5) Her ihtimali hesaplamış ve her şeye hazırlıklıymış gibi davranırlar. Yani ‘-miş’ gibi yapmayı çok severler. Hiç yaşanmamış tecrübeleri, yaşanmış gibi düşünüp, öyle lanse ederler.

6) Üstlerine saygılı, hatta dalkavuk, astlarına baskıcı hatta zalimdirler. (Plazalar için uyumlu varlıklardır.)

7) Yalana bayılırlar. Bir gün kabul ettikleri gerçeği, diğer gün reddederler ve asla eski duruma olan inançlarını kabul etmezler.

8) Başarısızlık onlar için asla bir seçenek değildir. Başarısız oldukları durumlarda ya başkasının üzerine yıkarlar, ya da hiç yaşanmamış bir durum olarak kabul ederler.

9) Eşsiz olduklarına inanırlar. Onlar gibi başka kimse olamaz, asla.

10) Herkesin gördüğü, tanık olduğu bir olayı inkâr edebilir, sizi buna inandırmaya çalışır, karşı çıkanları yalancılıkla, gerçeği saptırmakla, ihanetle suçlarlar.

Yani bu insanlara göre her zaman en başarılı, en bilgili ve en iyi olanlar kendileridir. Yazımın da başında belirttiğim gibi, ‘Impostor Sendromu’ nun tam tersi özelliklere sahip olan bu insanlar, özellikle iş hayatında fersah fersah uzak durulması gereken karakterlerdir.

 



EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı