"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Dünden devam... Elleriyle okuyor... Kapalı gözlerle renkleri görüyor

İtiraf ediyorum. Hayatım biraz kaydı.

Biraz değil çok. Beni gören, arayan, mail atan, “N’aber nasılsın?” diye herkes, Sevda Barankuş’a ulaşmak istiyor, benden onun telefon numarası rica ediyor. Ama arkadaşlar! Ondan izin almadan, “Al numarası bu!” diyemem ki. Kadın da haklı olarak istemiyor. Bir iki gün içinde bana bir internet adresi verecek, ben o adresi yayınlayıp aradan çekileceğim, siz eğitim mi alırsınız, onunla tanışır mısınız, artık n’aparsanız yaparsınız, sizin bileceğiniz iş...


Benim bu konudaki hissiyatıma gelince, hem deli saçması diyorum hem de bazı şeyleri gözlerimle gördüğüm için (Aylin’in kapalı gözlerle renkleri ayırt edebildiği ve okuyabildiği kesin) gelecekte bu tür şeyler olabilecekmiş gibi geliyor. Benim de kafam karıştı. Ama tanık olduğum şeylerde yamuk yoktu. Sanırım ben şuna inanıyorum: Evet, beynimizin çok az bir yüzdesini kullanıyoruz, konsantrasyonla, çalışmayla, belli tekniklerle bu oranı yükseltmek mümkün. Aşağıda, Sevda Barankuş’tan eğitim alan insanların görüşleri yer alıyor. Ben elçiyim, elçiye zeval olmaz, size iletiyorum. Sertap da o kafedeydi onun görüşlerini de aldım, Nasuh Mahruki’ye de arayıp bu konudaki fikirlerini

sordum...


Füsun Başak/Muşavir
İlk şaşkınlığım avucumdaki enerjiyi hissetmemdi

 

Sevda Bakankuş ile hangi vesileyle tanıştınız?

Eğitimle ilgili tanıtıma geldiğinde tanıştık.


Size birileri kapalı gözlerle renkleri söylemenin mümkün olduğunu söylese ne derdiniz?

Delisiniz derdim!Kesinlikle inanmazdım. Zaten tanıtım seanslarında, bu konuda eğitimli kişilerin, renkleri kapalı gözlerle bildiği görünce inanmadım. Bir bit yeniği aradım.


Sonra?

Sonra... Ben de bu eğitimi aldım. Ve doğru olduğunu bizzat kendim gözlemledim.


Sizin ekranınız açıldı mı?

Öyle olduğunu söylüyorlar.


Nasıl yani? Ya açılmıştır ya açılmamıştır...

Açıldı. Her şey, avuçlarımdaki enerji yoğunluğunu hissetmemle başladı.Ellerimiz de ekran gibi. Yeryüzünde her eşyanın ve herkesin farklı bir enerjisi var, biz bunu bilmeden yaşıyoruz. Daha bir sürü şeyi bilmiyoruz. Egzersizleri sık sık yaparsanız, bu enerji yoğunluğunu, ellerinizle hissediyorsunuz ve gözünüz kapalı bir sürü şeyi zihninizdeki ekranda görebiliyorsunuz.


Sevda Bakankuş’tan öğrendiklerinizi kendi işinizde nasıl kullanıyorsunuz?

Sağlıkla ilgili sıkıntılarım olduğunda kullanıyorum. Rahatsız bölgemdeki enerji farkını hemen hissediyorum. İşte de kullanıyorum.


Nasıl?

Bu eğitimi aldığımdan beri, gözlem yeteneğim gelişti. Artık baktığım herhangi bir karedeki bütün ayrıntıları, farkında olmadan kayda alıyorum.Eğitimlerde bu tür şeyler öğretiliyor. Eğer o kareyle ilgili yeni bir bilgi gerekiyorsa, bize öğretilen teknikle, o kareye yoğunlaşıyorum, tekrar görüntü olarakgözümün önüne getiriyor ve neye ihtiyacım varsa, okumaya ya da izlemeye başlıyorum. Bunu başarmak müthiş bir şey...


Ezber mi bu yaptığınız?

Hayır. Beyninizle fotoğraf çekmek gibi bir şey. Ekranla kastedilen o...


Bütün bu olan biteni nasıl açıklıyorsunuz?

Enerjinizi ve düşüncelerinizi bir noktaya yoğunlaştırdığınızda,yeryüzündeki her dataya ve görüntüye ulaşabiliyorsunuz. Biliyorum, mantıkla düşününce bu söylediklerim bilim kurgu filmi ya da bir hayal gibi geliyor ama teknikleri çalıştığınızda, gerçekten ufak tefek sonuçlarını hemen görüyorsunuz. Ama pratik yapmak gerekiyor. Ekranınız açıldıktan sonra ezgersizlerle bir sürü şey yapabilmeniz mümkün. Bazen şok edici sonuçlara da tanık oluyorsunuz...

 

Yusuf Gökmen / Honda Çifkurtlar Genel Müdürü

Zihindeki ekranla otomobillerdeki arızaları teşhis edebiliyoruz

Siz nasıl tanıştınız Sevda Bakankuş’la? 

Kendisi servis müşterimiz.


Verdiği eğitimi duyunca ne yaptınız?

Güldüm. “Olur mu efendim öyle şey!” dedim, kesinlikle inanmadım. Ama serviste çalışan arkadaşlarımın kendisinden eğitim almasını sağladım.


Neden?

E çünkü Sevda Hanım eğitim vermeye çok istekliydi. Arkadaşlarım da itiraz etmedi. Eğitim esnasında arkadaşlarımın yaşadıklarını duyunca, fikrim yüzde 100 değişti. Artık şuna inanıyorum: Her şey imkan dahilinde yeter ki kendi enerjimizin farkına varalım.


Arkadaşlarınız size ne anlattılar?

Zihinlerinde ekran açmayı öğrendiklerini. Şimdi daha uzun soluklu bir eğitim almak istediklerini söylüyorlar.


Ne faydasını görmüşler?

Otomobillerdeki arızaları teşhis edebildiklerini belirtiyorlar.


Siz bütün bu olan biteni nasıl açıklıyorsunuz?

Hepimizin bir enerjisi var. Ama bu enerjiyi adamakıllı kullanmayı bildiğimizi sanmıyorum. Konsantrasyon önemli. Zihnimizin gelişime açık olması gerekiyor. “Olmaz böyle şey!” diye kestirip atmamamız gerekiyor. Çocukken bize cep telefonları da hayal gibi geliyordu. Gerekli eğitimler verildiğinde, beynimizin farklı kısımlarını kullanabileceğimize inanıyorum.


Nilgün Erışık/Ev kadını

Kadınlara bakıp hamile mi, değil mi anlıyorum


SEVDA
Bakankuş’un verdiği eğitimi duyunca, çok da şaşırmadım aslında. Nedense, böyle şeylerin olabileceğine dair hep inancım vardı. Mesela görme özürlü insanların bir kısmının renkleri ayırabildiğini biliyordum. Hatta çamaşır yıkarken renklilerle beyazları karıştırmadıklarını... Ondan eğitim aldım ve bir sürü şey öğrendim, eğlendim de öğrenirken. Ekranımın açılıp açılmadığını bilmiyorum. Ama kadınlara bakıp, hamile olup olmadıklarını artık anlayabiliyorum. Olumlu düşünceyle, kötülüklerin engellenebileceğini de biliyorum. Enerji diye bir şey var, orası kesin, onu iyiye ya da kötüye çevirmek bizim elimizde.


Gülgönül Bozoğlu Üniversitede Eğitmen
Saat, barometre, pusula gibi cihazları beynimde kurduk

 

ESKİDEN olsa, bunun bir düzmece olduğunu düşünürdüm. Ama artık renklerin enerjisine inanıyorum. Çünkü ben de gözlerim kapalı renkleri söyleyebiliyorum. Sevda Bakankuş ile hafıza kullanma ve fotografik hafıza çalıştık. Saat, barometre, pusula gibi cihazları beynimde kurduk. Yapabildiklerimi görünce hayır şaşırmadım, üzüldüm! Meğer neler yapabiliyormuşuz. Bunca yıl kendimizin farkına varmamış olmamız ne acı. Ben öğrendiklerimi işimde kullanmıyorum. Ama günlük hayatta kullanıyorum. Ailemdeki kişilere, yakın arkadaşlarıma check up yapıyorum. Rahatsızlıkları varsa onlarla ilgili çalışıyorum.Aylin kadar gelişmiş durumda değilim, daha sınırlı benim yapabildiklerim. Bu, evren-yaratan ve yeteneklerimiz ile ilgili. Naçizane, kendimce bazı saptamalarım oldu tabii: Kullanım kılavuzu olmayan bir enerjimiz var. Sevda Bakankuş’ta da bunu kullanmak ile ilgili bazı ipuçları var. Yalnız bu eğitimde “alabilmek” de önemli. Hevesli ama başaramayan arkadaşlarımız da oldu.

 

Sertab Erener
Varoluş bütün bu dinamikleriyle var


Sen ne diyorsun Sertab? Bak sen de tanık oldunher şeye...

Valla ne denir ki? Şu yaşadığımız hayatı bir gerçeklik olarak kabul ettiğimiz zaman, bu gördüklerimiz mucize gibi oluyor. Ama varoluş aslında bütün bu dinamikleriyle var. Biz çok sınırlı bir şey algılayıp onu da “realite” olarak kabul ediyoruz. Oysa bu algıyı kırdığın zaman her şey mümkün. Aylin’in yaptıkları gibi...

 

Nasuh Mahruki

Uydurmasyon değil, bu kızda bir yetenek olduğu kesin

 

Sevda Bakankuş size eğitim vermek istediğini söyleyince ne dediniz?

“Neden olmasın? Buyurun gelin” dedim. Birkaç çalışma yaptık onunla.Ama bende ekran filan açılmadı.


Ya Akut’taki diğer arkadaşlar...

Onların da ilgisini çekti. Bir kısmı birtakım şeyler yapabildi.


Uydurmasyon değil yani... Aylin gerçekten kapalı gözlerle okuyor ve renkleri ayırt edebiliyor...

Yok, uydurmasyon değil, kızda bir yetenek olduğu kesin. Bronnikov yöntemi diye internete girerseniz bu konuda yazılmış pek çok makale bulursunuz. Zaten eller, enerji alıyor biliyorsunuz, Doğu mistisizminde de var bu. Ama tabii uzun çalışmalar ve meditasyon gerekiyor.


Hadi, gözleri kapalı sadece enerjiler-den renkleri bilmek bir derece, ama gözleri kapalı okumak... O nasıl oluyor?

Fotografik hafıza olabilir. Bir an görüyor, onu bir şekilde beynine alıyor ve sonra ekran gibi izliyor. O da bir eğitim meselesi. Her şeyi açıklayamıyoruz, mesela görme özürlü insanların önüne çeşitli engeller koyuyorlar ve onları teste tabi tutuyorlar. Onlar engellere yaklaşıyor ve duruyorlar. Görmedikleri halde önlerinde bir çukur olduğunu nereden biliyorlar? Bir şekilde biliyorlar. Alexandra David Neel diye çok meşhur bir İngiliz kadın vardır, Tibet’e erkek kılığında kaçak girer ve yıllarca Budist tapınaklarında yaşar, o teknikleri çok ileri seviyede öğrenir. Sonunda öyle bir seviyeye ulaşır ki, üzerine giydiği ıslak kıyafetleri çok kısa sürede iç ısısıyla kurutur. Doğu bilgeliğinde daha bir sürü böyle şey var. Bronikkov, bu teknikleri alıyor, 20. yüzyıl insanın kullanacağı bir formata getiriyor. Ve bunun kursunu veriyor. Sevda Bakankuş’ın öğrencilerine öğrettiği de bu...


Çocuklara daha kolay öğretilebileceği doğru mu?

Neden olmasın? 2012’yle ilgili teoriler var biliyorsunuz, bir dönüşüm olacak, yeni bir çağ başlayacak deniyor. Bu konudaki bir başka yaklaşım da şöyle: Bizler 5 duyumuzu kullanabiliyoruz ama 6. his dediğimiz şey, yani üçüncü gözümüzün açılması ve daha farklı bir algı kapasitesine geçmemiz, bu yeni çağla birlikte mümkün olacak. Hatta, İndigo çocuklardan söz ediliyor. Onların çok yüksek bir algıyla dünyaya geldikleri, bu tür teknikleri bizden daha kolay hayata geçirecekleri söyleniyor. 

X