Altan Tanrıkulu

altant@hurriyet.com.tr

Dün, bugün, yarın!

01 Mayıs 2010

Karşısında rahat bir takım ve kötü günündeki bir kaleci bulunca kolay bir galibiyet aldı sarı lacivertli ekip. Alex ve Emre’nin önderliğinde oyunun iki tarafını oynayan bir ekip haline geldikleri, hırslarını, kazanma arzularını ve yüreklerini sahaya koydukları da herkesin ortak fikri. Ama yeter mi! Asıl sorulması gereken soru işte bu. Yeter mi!
34 pasla atılan 4. golü hatırlar mısınız Kadıköy’de? Galatasaray’a karşı alınan 4-0’lık galibiyeti. O sezon Ali Sami Yen’de Nobre’nin golüyle kazanılan derbiyi. Ve son hafta Denizli’de kaçan şampiyonluğu. Futbolda asla bitmeden bitmez. Bunu iyi öğrenmek gerek. Muhteşem seyirciye, 9 maçtır gol yemeyen savunma anlayışına karşın üç maçta iki kupa da kazanabilir Fenerbahçe, iki kupanın arkasından baka da kalabilir. Bu futbol Trabzon’a karşı oynanacak iki kritik maçta kazanmaya yetmez. Daha üst düzeyde bitirici olması gerek Fenerbahçe’nin. Her zaman frikikten gol atamazsınız. Gol yollarında Güiza’nın, Semih’in, Gökhan’ın devreye girmesi gerek. Özer’in, Mehmet’in gol vuruşlarında daha dikkatli olması gerek. O zaman iki kupa da gelebilir. Yeter mi. Milyonlarca kişi için yeter. Ama Fulham-Atletico finalinin oynandığı bir ortamda benim gibi düşünenler için yetmez.

3 Mayıs’ta atılan imza

Yarın 3 Mayıs. Tam 97 yıl önce 3 Mayıs 1913’te bir imza atılmış Fenerbahçe Kulübü’ndeki deftere. “... Bu kulübü ziyaret ederek, vatana üstün hizmet veren kişilerini tebrik etmeyi görev edinmiştim... ” – Ordu Komutanı Mustafa Kemal. Avrupa’nın en büyük kupası kazanılana kadar şampiyonluklar güzel araçlardır. O yüzden değerlidirler ama bu büyük ülkenin yarınlarında yetmez.

Yazarlar Ana Sayfa
HaberlerFenerbahçeburçniobeABDkavgatürkiyebursa