"Kanat Atkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Kanat Atkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Kanat Atkaya

Dümbüllü ve Shakespeare diyor ki: Entelspor uyuma!

BU bir tiyatro yazısı değil.

Dümbüllü ile Shakespeare’i de küçüüük, küçüük, küçük bir torunlarına selam çakmak için anacağız zaten.
Bu bir tiyatro yazısı değil ama içinden tiyatrocuların da geçtiği bir yazı.
Yoksa, bir tiyatro yazısı yazacak olsaydım dizi setlerinde piramit işçisi kıvamında ömür tüketen oyuncu arkadaşlarımdan söz etmem gerekir.
Veya oyunculuk yaparken kirasını da ödemek için barmenlik, bar emekçiliği yapan başka arkadaşlarımdan.
Veya para kazanmak için tiyatro yapacağına, tiyatro yapabilmek için para kazanmaya çalışanlardan filan...
Peki, nasıl geleceğiz Dümbüllü’ye, Shakespeare’e ve küçük, küçük, küçük torunlarına?
Şöyle....
* * *
“Şener Şen uğruyor arada” diyor, kendisi gelmese de arkadaşlarına “Yahu Çiçek’e gitsenize. Kapanırsa nereye gideceğiz?” diyormuş.
Sayıyor: “Rutkay Aziz, Mustafa Alabora, Halil Ergün geliyor...” Kafamı çevirdiğimde köşede, uzakta Arif Keskiner ile oturan Rutkay Bey’i görüyorum.
“Burada ayakta duracak yer olmazdı” diyorum, “Üç, dört sıra insan olurdu barda tabii” diye onaylıyor ve devam ediyor “Sigara yasağından sonra bar boşaldı, bahçe dolu.”
Bir randevu öncesi öldürecek yarım saat ararken aklıma geldi Çiçek Bar’a uğramak.
Çiçek veya “Sinema Sevenler Derneği”, daha yaygın kullanımıyla “Arif’in yeri”, olmadı “Arif’in barı” ya da en kestirmeden “Arif”...
Bar terk edilmiş sanki. Bomboş. Bahçe dolu ama o efsane bar kısmı bomboş.
Cuma akşamları, tıfıl Beyoğlu çocuğu olarak kapıdaki görevli tarafından “Sadece üyelere çocuklar” diye çevrilmeden içeri adım atabilirsek inanılmaz bir insan manzarası görürdük.
* * *
1980’ler bitiyor.
Mahşeri denebilecek bir kalabalık, “entel bar” konseptinin göbek noktası olarak algılanan Çiçek’te toplanmış.
Türkan Şoray, Kadir İnanır, Atıf Yılmaz, Tarık Akan, Yaşar Kemal, Genco Erkal, Orhan Pamuk...
Görme ihtimaliniz olan isimlerden bazıları bunlar.
Aziz Nesin, Savaş Dinçel, Müjde Ar, Müjdat Gezen, Haldun Dormen, Özdemir İnce, Orhan Duru, Fikri Sağlar, hatta Joan Baez!
Edebiyatçılar, meşhur gazeteciler, yönetmenler, oyuncular arasında uğramayan yoktu.
Kimi müdavim (bakınız rahmetli İsmet Ay, Atıf Yılmaz), kimi turist (bakınız ben), kimi ara sıra uğrayan türdendi.
* * *
Çiçek’in bar tezgahında, hem de bir cuma akşamı 20.30’da tek başıma durduğuma inanamıyorum.
Oysa bütün hazırlıklar tamam. Bar ekibi her zamanki formunda. Ancak müşteri bahçeye deplase olmuş.
Barda müdavimlerin şişeleri için tutulan “minik kasalar” yerli yerinde.
Hâlâ kullananlar varmış ama çok azalmış dolu kasa sayısı.
Aramızdan ayrılanların dolapları da üzerinde isimleri yazılı haliyle duruyor.
Aklıma Atıf Yılmaz, Atıf Bey, Atıf Abi geliyor. Boş barda aradığım yüzlerden biri de o.
Gülümseyerek, çevresinde kadınlarla otururdu.
“Atıf Abi’nin kasası hangisiydi?” diyorum, gösteriyor barmen dostum.
“Selvi Boylum, Al Yazmalım” afişinin asılı olduğu köşede küçük bir sahne var artık. Fasıl varmış o gece.
Duvarlardaki resimler duruyor ama azalmış sanki.
Belki de insanlar çekildiği için farklı gelmiştir, bilemedim.
* * *
Şener Abi her zaman olduğu gibi güzel konuşmuş. Çiçek’e daha sık uğramak gerekebilir.
Barda tam karşımda, 2007’de kaybettiğimiz usta oyuncu Savaş Dinçel’in çizimleri asılı.
Birinde minnacık Aziz Nesin, dev gibi ayak izleri bırakarak yürüyor.
Diğerinde İsmail Dümbüllü ile Shakespeare rakı sofrasında kadeh tokuşturuyor.
Yüzlerinde “N’olacak bu ‘devamsız müdavimler’in hali?” gibi bir ifade sezdim sanki.
Dümbüllü ve Shakespeare’in küçüük, küçük, küçük torunları Savaş Dinçel’i böylece sevgiyle anarken, sloganımı belirledim: “Entelspor uyuma, barına sahip çık...”
X