"Taha Akyol" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Taha Akyol" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Taha Akyol

Dua ediyorum

CUMHURBAŞKANI Gül, Meclis Başkanı Çiçek, dün çok güzel bir basın toplantısı yapan Başbakan Yardımcısı Arınç; hepsine teşekkür ediyorum. Tepeden bakmayan, azarlamayan, aksine el uzatan konuşmaları için.

Öyle bir gerilim ve kutuplaşma dönemi yaşıyoruz ki, hiç olmazsa sükut ederek yangını körükleyecek beyanlardan sakınan bakanlara da teşekkür ediyorum.
Cumhurbaşkanı Gül’ün inisiyatifiyle, Sayın Arınç’ın yaptığı basın toplantısını çok olumlu buldum. Hükümetin tansiyonu düşürecek adımlar atmasını bekleyen milyonlar gibi ben de ümitlendim.
Dua ediyorum, Başbakan Erdoğan da gerilim yaratan sert ve azarlayıcı üslubu bırakır da seçim geceleri “balkon”da bıraktığı sıcak ve kapsayıcı üslubuna döner inşallah diye.

‘MEŞRU TEPKİ’

Sayın Arınç’ın konuşmasını dinlediniz veya okudunuz. Ben sadece iki yönüne değineceğim:
Biri: Kitleler, muhalefet partileri ve medya hakkındaki saygılı sözleridir. Bunlar gelişmiş demokrasilerde iktidarlar için olağan, ama Türkiye’de bizim hasret kaldığımız bir üslup örneğidir. Öfkeleri yatıştırır, diyalog yolunu açar.
İkincisi: Küçük yıkıcı grupların yaptığı tahribatı, rakamlarla ortaya koydu; tam bir vandalizm tablosu; bunları göstericiler de kınamalı ve dışlamalı. Fakat Arınç isabetli bir yaklaşımla, ülke genelindeki kent eylemlerini ayrı tuttu, bunların “meşru tepki” olduğu belirtti. Taksim Platformu ile diyalog da başladı. Bunlar güzel.

TEPKİNİN ASIL SEBEBİ

Yalnız, sadece bir miktar ağacın kesilmesine ve Gezi Parkı’nda polisin biber gazı kullanmasına mı tepki? 50’den fazla vilayetteki tepkiler İstanbul’da ağaç kesildi, polis biber gazı kullandı diye mi?! Hayır...
Kitlevi eylemlerin bu kadar yaygın olmasının hakiki sebebi, iktidarın otoriterleşmesinden duyulan kaygıdır.
Elbette Sayın Arınç’tan böyle bir tahlil beklemek siyasi gerçekçiliğe aykırı olur. Ama kendi aralarında bu meseleyi ciddiyetle müzakere etmeliler. Bunu çözmeden, hele de önümüzde daha gergin olabilecek seçim yıllarını sükûnetle geçirmemiz kolay olmaz diye korkuyorum ben.

OTORİTERLEŞME KAYGISI

İktidar, “otoriterleşme yok” diyebilir. Fakat bunu bilimsel olarak tespit etmek çok kolaydır: İktidarın ilk iki döneminde kullandığı üslupla, üçüncü döneminde kullandığı üslup üzerine bir “içerik analizi” yaptırın, bu görülecektir.
İktidarın ‘sistem’ yaklaşımı da otoriterlik yönünde değişiyor. AK Parti’nin eski seçim bildirilerinde “parlamenter demokrasi, parlamenter sistem” vurgusu ve “cumhurbaşkanının yetkilerinin azaltılması” vardı. Ama şimdi “Bize göre başkanlık” öneriliyor, bunu hiçbir liberal demokratın “kuvvetler ayrılığı, denetim ve denge” ilkelerine uygun bulması mümkün değil.

PARLAMENTER DEMOKRASİ

Düşünelim: Cumhurbaşkanı Gül’ün yapıcı işlevi, muhalefet partilerinin, yargı başkanlarının, STK’ların ona gitmesi, nihayet Arınç’ın onunla görüşmesi ve yapılan açıklama...
Çankaya’da “partisiz bir cumhurbaşkanı” değil de parti kavgalarının içinde bir cumhurbaşkanı mı olsaydı?!
Parlamenter sistemde cumhurbaşkanının “partisiz” olması, sistemdeki “denetim ve denge” unsurlarından biridir. Onu “partili” yaparsanız, “denge”si otoriter yönde bozulmuş bir sistem çıkar!
Bu tür gelişmeler kaygı yaratıyor işte. Onun için “Gezi Parkı”nı çözmek yetmez, bu tür kaygıları gidermek lazım.
Arınç’ı dinledikten sonra ümitlendiğimi yazmıştım, Başbakan’ın Fas’a giderken “Türkiye’de parlamenter demokrasi oturmuştur” demesinden de ümitlendim, sistem değişikliği gibi hem külfetli hem gerilimi çok arttıracak bir öneriden vaz mı geçiyor diye... Yine dua ediyorum, inşallah...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI