Gündem Haberleri

    DTP: "Hükümet açılımı kapatmak istiyor"

    A.A
    25.11.2009 - 14:29 | Son Güncelleme:

    DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, “Hükümet, bu açılımdan vazgeçmesinin bahanelerini aramaktadır” dedi.

    KONUŞMADAN FOTOĞRAFLAR

    Türk, Grup Başkanvekili Gültan Kışanak, Diyarbakır milletvekilleri Hasip Kaplan ve Aysel Tuğluk ile birlikte İzmir'de DTP konvoyuna yapılan saldırıya ilişkin basın toplantısı düzenledi.

    Havaalanından, Emniyet Müdürlüğü tarafından belirlenen güzergahtan, sivil araçlarla miting yapacakları alana giderlerken, saldırıya uğradıklarını anlatan Türk, konvoyun önünde anons yapan ve siren çalan dolmuş şoförünü siren çalmaması konusunda uyardığını söyledi.

    “En disiplinli, en duyarlı konvoylarımızdan biriydi” diyen Türk, yerel, bölgesel kıyafetli olan çocukların konvoyda bulunmadığını, sadece miting alanında bu çocukların kendisine çiçek verdiğini bildirdi.

    Olay sırasında aradıkları İzmir Valisinin, kendisinin maçta olduğunu söylediğini, bunun üzerine ulaştıkları İçişleri Bakanlığı Müsteşarına emniyet tedbiri almadıkları için tepkilerini gösterdiklerini anlatan Türk, İzmir Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürünün yanında bir sivil polisle birlikte otele gittiğini ve “Aynı gün 3 ayrı maç vardı, güvenliği oralara çekmiştir. Eğer böyle bir bilgimiz olsaydı buna müsade etmezdik” dediğini ileri sürdü.

    İzmir Emniyet Müdürünün ise “Eğer biz olay yerinde olmasaydık onlarca insan ölebilirdi” şeklinde açıklama yaptığını belirten Türk, “Güvenlik Şube Müdürü, yanlış, eksik yaptıklarını ifade ederken, bu olayı farklı bir noktaya taşımaya yönelik bir mantığın bunu kullanmaya yönelik bir anlayışın öne çıktığını gördük” dedi.

    “HÜKÜMET AÇILIM SÜRECİNİ KAPATMAK İSTEMEKTEDİR”

    Hükümetin söylemlerini “olaydan daha vahim” şeklinde değerlendiren Türk, “Hükümet niçin bunu gündeme getiriyor? DTP'nin kapatılması için psikolojik bir ortam hazırladıkları açık. Sayın Çiçek'in Sayın Çelik'in açıklamalarında bu çok açık bir şekilde gösteriliyor. Bu gerginliği uçlara taşıyarak, DTP ve MHP'ye mal ederek 'istikrarı sağlayan biziz bu ülkede, biz olmazsak bu ülkenin istikrarı daha da bozulur' mesajı vererek, halkı kendilerine mecbur ettiren bir politik oyun var bunun altında. Bu çok açık bir şekilde görülüyor” diye konuştu.

    Tepkilerinin 'İzmir halkına yapılmış' şeklinde yansıtılmaya çalışıldığını ileri süren Türk, şöyle devam etti:
    “Tam tersine İzmir'de birçok sivil toplum örgütü, siyasi parti örgütleri basın toplantıları düzenleyerek, saldırıyı kınamışlardır. Bunu İzmir halkına mal etme gibi bir anlayışımız yok. Tamamen sivil, tamamen bu işten beslenen, bundan yarar sağlayacak kesimlerin düzenlediği bir provokasyon olarak değerlendiriyoruz, bunu İzmir halkına mal etmiyoruz. DTP, bütün bu saldırılara rağmen bugün sanık sandalyesine oturtulmak isteniyor. Bunun çok iyi görülmesi gerekiyor. Bu, Hükümetin açılım politikalarından vazgeçtiğinin ifadesidir. Hükümet, bu açılımdan vazgeçmesinin bahanelerini aramaktadır. Kimi kullanacak? İşte 'DTP, bu açılım politikasına destek vermedi, süreci baltalamaya çalıştı' mesajları vererek aslında bu süreci kapatmak istemektedir. Bugünkü hükümetin açıklamalarına baktığımızda esas mantığın bu olduğunu görüyoruz.”

    “GERGİNLİK POLİTİKASI PEŞİNDE DEĞİLİZ”

    Kamuoyuna, “DTP kapatılmayı hak etmiştir” mesajı verilmeye çalışıldığını da savunan Türk, “Şimdi geçmişte Sayın Çiçek, 'AKP'yi kapatırsanız bölgeyi DTP'ye teslim edersiniz' mesajı veriyordu. Şimdi DTP'nin kapatılmasının ve DTP'nin kapatılmasından sonra Türkiye'ye farklı mesajlar vererek siyaseti yürütmeyi çalışıyorlar. Yine burada çok ince bir nokta var. Aslında bu süreçte bizi bölge partisi olarak suçlayan kesimlerin, Türkiye'nin diğer bölgelerine açılmamızı istemediklerinin ifadesidir. Bir taraftan bölge partisi diye eleştiri getireceksiniz, diğer taraftan Türkiye partisiyiz dediğimizde de bizi suçlayacaksınız. Sayın Hükümete soralım, bir siyasi parti siyasi çalışmaları yaparken, nereye gideceği, ne yapacağı konusunda sizden izin mi alması gerekiyor. Bir partinin çalışmalarına yönelik kısıtlamaya yönelik, engellemeye yönelik mantığı ortaya koyacaksınız, ardından neden bu çalışmaları yapıyor diye eleştireceksiniz” diye konuştu.

    Olayda 15 aracın tahrip edildiğini, 15 kişinin yaralandığını, eşi ve iki çocuğuyla linç edilmekten kurtulmak için aracıyla kaçarken kaza yapan 1 kişinin bugün tutuklandığını bildiren Türk, bugüne kadar saldırı yapanlarla ilgili herhangi bir işlem yapılmadığını, mağdur olanların gözaltına alındığını söyledi.

    DTP Genel Başkanı Türk, şöyle devam etti:
    “DTP olarak biz başından beri sürecin, demokratik bir sürece evrilmesi, bu sürecin barışa evrilmesi konusunda çabalarımızı ortaya koyuyoruz. Kesinlikle bir gerginlik politikasının peşinde değiliz. Bunun önüne geçmek için de elimizden geldikçe çaba göstermeye çalışıyoruz. İzmir'de yaptığı konuşmalarımda halkı yatıştırdım, provokasyona gelmemeleri konusunda uyardım, herkesin sükunet içerisinde evlerine gitmelerini söyledim. Burada bölgeler arasındaki bir gerginliği yaratacak bir siyasi yaklaşımdan herkesin uzak durması gerekir. Bütün siyasi partiler, her bölgeye, her yere gidebilmeli, çalışmalarını, projelerini anlatabilmeli. Gittikleri bölgelerde sivil toplum örgütleriyle, halkla diyalog kurabilmelidir. Aslında yapmaları gereken bu. Halka gitmeleri, sivil toplum örgütleriyle görüşmeleri, süreçle ilgili neler düşündüklerini öğrenmeleri, her siyasi parti için önemlidir. İzmir'de bir saldırı olduysa bir başka yerde de bunun karşılığı olsun gibi mantığın içinde değiliz. Tam tersi, bunun tehlikelerini ortaya koymaya çalışıyoruz. Ve siyasi partiler kendilerini gözden geçirmek durumundadır' diyoruz.”

    DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, DTP'nin bu ülkede  barışı istemeyen, kışkırtan bir parti olarak yansıtılmaya çalışıldığını, halkın  da bu politikanın etkisinde kaldığını ve zaman zaman kendilerine karşı ön yargılı  olduğunu öne sürdü.

    Türk, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında, İzmir'de partilerinin  konvoyuna yapılan saldırıda önlem alınmamasının kendilerini düşündürdüğünü  belirterek, olayda tarafların birbirine girmesi durumundan siyasi rant elde etmek  isteyen bir mantığın bulunduğunu savundu. Türk, söz konusu olayın ardından  Hükümetin yaptığı bazı açıklamaların, bu şekilde düşünmelerini haklı kıldığını  söyledi.

    Bir soru üzerine, DTP'nin kapatılmasında yarar olmadığını belirten Türk,  şimdiye kadar da partilerin kapatıldığını ama ne demokratik siyasetin ne de  demokratik mücadelenin son bulduğunu ifade etti.
    Partinin kapatılıp kapatılmayacağının kendilerini değil, aslında karar  verecekleri ilgilendiğini belirten Türk, şöyle devam etti:

    “Biz, ülkenin gerçeklerini dile getiriyoruz. Siyaset yapıyoruz. Bin  yıldır kader birliği yapmış olan halkların gönüllü birlikteliğini sağlamaya  yönelik arayışın içindeyiz. Biz, bu ülkede barışa katkı sunmak istiyoruz.
    Zaman zaman söylüyorum; 'DTP, PKK çizgisi üzerinde' yorumları yapılıyor.  İlk günden beri, 'DTP, PKK değildir' dedim. DTP elbette 2 milyon insanın oyu ile  seçilmiş bir misyondur. Barışta önemli rol oynayabilir. Önemli bir partidir.  Halkın iradesiyle Parlamentoya gelmiştir. Halkı temsil eder. Sorunlar konusunda  muhataptır. Ancak işin bütün boyutuyla olaya bakılması gerekiyor.”

    Ahmet Türk, Hükümetin açılım için yola çıktığını ancak bundan vazgeçmek  için birilerini sanık sandalyesine oturtmaya çalıştığını, birilerini, bu sürecin  önünde engel olarak gösterdiğini iddia etti.

    “BARIŞI İSTEMEYEN PARTİ OLARAK GÖSTERİLİYORUZ”
           
    Süreçle ilgili kendisinin “İmralı'yı” adres gösterdiğine yönelik bir  soru üzerine Türk, şunları söyledi:
    “DTP önemli bir misyondur. Ancak '100 yıllık bir sorunu çözmek  istiyorsanız, bu 100 yıldır, bu süreçte en fazla tartışılan aktörleri, bu işin  içinde, bu sürece gelinmesindeki önemli rolü olan insanları görmemezlikten  gelirseniz başarılı olamazsınız' diyoruz. Olayın bütün boyutunu ortaya koyuyoruz.  Bütün boyutları görmezseniz başarılı olamazsınız. Yoksa biz DTP'nin misyonunu,  rolünü kişileştirecek yaklaşım sergilemedik. Daha önce de söyledik, 'biz  aracıyız, köprüyüz, tarafız' demiştik. Sorunu bütün boyutuyla ele almamız,  bunların üzerinde yoğunlaşmamız lazım. Bunun için, 'orayı yok sayarak, PKK'yı yok  sayarak, İmralı'yı yok sayarak bu sorunu çözmek zordur, mümkün değildir'  diyoruz.”

    Türk, “İzmir'de yaşanan olaylarla ilgili öz eleştiri yaptınız mı? Sizce  neden böyle bir tepki oldu?” sorusu üzerine, “Burada öz eleştiri yapacak bir  durum olsaydı, seve seve yapardık” dedi.

    DTP'nin bu ülkede barışı istemeyen, kışkırtan bir parti olarak  yansıtılmaya çalışıldığını öne süren Türk, halkın da bu politikanın etkisinde  kaldığını ve zaman zaman kendilerine karşı ön yargılı olduğunu söyledi.

    Toplumda bir kutuplaşma olduğunu kabul etmediklerini belirten Türk,  “Yalnızca bu işi çözememenin sancıları var. Çözme kabiliyetinin  gösterilememesinin yaratığı ortam var” diye konuştu.

    Ahmet Türk, partilerinin mitinglerinde terör örgütü elebaşı Abdullah  Öcalan'ın posterlerinin açılması ve son zamanlarda DTP'nin, örgütün elebaşı  Öcalan'ı savunan bir noktada olması ile ilgili eleştirilere yönelik soru üzerine  şunları söyledi:

    “Orada bir halk var. Siyasi parti olarak oradaki yapılan toplantıda  halkın tamamını kontrol etme şansına sahip değilsiniz. Silopi'de yüz binlerce  insan toplandı. Bu, sadece DTP'nin yaptığı bir çalışma değildi. Siz, halkın bugün  hangi noktada olduğunu, nasıl politize olduğunu, halkın taleplerini ve sürece  nasıl baktığını görmediğiniz sürece her zaman bir bu sorularla karşı karşı kalırız,  yanlış, haksız değerlendirme yapmış olursunuz.”

    Türk, mitinglerde otokontrol sağlanıp sağlanmadığına yönelik soru üzerine  de bu konuda çaba gösterdiklerini söyledi. Bu çabalara ilişkin bir örnek veren  Türk, “Diyarbakır'da bir etkinliğimiz oldu. AKP'nin önünde 15 tane polis vardı.  Ben de 15 tane orta yaşlı insan gönderdim ki 'aman orada bir şey olmasın' diye.  Ancak, 8-10 yaşındaki çocuklar, gönderdiğimiz partili arkadaşlara bile taş  attılar. Bazı şeyleri görmek lazım. Halk artık gerçekten bir çözüm bekliyor”  diye konuştu.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı