Dr. Yiğitalp: Bel fıtığı şüphesiyle gelenlerin yüzde 95'inde bel fıtığı çıkmıyor

Güncelleme Tarihi:

Dr. Yiğitalp: Bel fıtığı şüphesiyle gelenlerin yüzde 95inde bel fıtığı çıkmıyor
Oluşturulma Tarihi: Nisan 14, 2018 14:21

Dr. Yiğitalp: Bel fıtığı şüphesiyle gelenlerin yüzde 95'inde bel fıtığı çıkmıyor

Haberin Devamı

Cansel ORUÇ/BURSA, (DHA)- MEDİCANA Bursa Hastanesi Beyin Sinir ve Omurga Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Kazım Yiğitkanlı, bel fıtığı şüphesiyle gelen hastaların yüzde 90-95'inde bel fıtığı görülmediğini dile getirerek, "İnsan, belinde bir kasılma, ters bir hareketle yerden bir şey alırken ve kaldırırken spazm dediğimiz bu durumu yılda 2 defa yaşayabilir" dedi.
Uzman Doç. Dr. Kazım Yiğitkanlı, ağrıyı hastanın geçmiş deneyimlerine bağlı farklılık gösteren kötü bir his olarak tanımladı. Ağrının organik bir nedene bağlı olabilen ya da olmayabilen, hastanın geçmiş deneyimlerine bağlı rahatsız edici bir his olduğunu söyleyen Doç. Dr. Kazım Yiğitkanlı, “Ağrılar ikiye ayrılır. Akut ağrılar, yani yeni başlayan ağrılar. Bu, vücudumuzun herhangi bir bölgesinde yeni başlayan bir ağrı olabilir, ya da günler, haftalar, aylar süren kronik ağrı dediğimiz geçmeyen ağrıdır. Burada önemli olan, ağrının altında önemli bir neden var mı, yok mu? Bütün ağrıların altında bir organik neden biz bulamıyoruz. Bunun için hasta bize bir şikayetle geldiğinde, ilk olarak onu dinliyoruz. Muayene ediyoruz. Gerekirse tetkik yapıyoruz. Ve radyolojik tetkiklerle hastanın geçmiş deneyimlerini birleştirerek bu ağrının organik bir nedene bağlı olup olmadığını araştırıyoruz. Ağrı, aslında hastanın geçmişte yaşadığı deneyimlere de bağlı olunca, her hasta ağrıyı farklı tarif ediyor. Süresini farklı tarif ediyor. Tipini farklı tarif ediyor. Mutlaka ağrının tipleri de vardır, ama her hastanın hissi farklı. Sizin bir yeriniz kesildiğinde, hissettiğiniz ağrı ile benim bir yerim kesildiğinde hissettiğim ağrı farklı oluyor” dedi.
'YÜZDE 95'İNDE FITIK ÇIKMIYOR'
Beyin cerrahisi bölümüne en çok bel, bacağa vuran ağrı, boyun ağrıları, kola vuran ağrı, baş ağrıları, sırt ağrıları, omuz, kol ağrıları geldiğini kaydeden Uzman Doç. Dr. Kazım Yiğitkanlı, şunları söyledi:
“Önce bunları sınıflandırıyoruz. Bazen hasta geliyor, bütün vücudunu sıralandırıyor. O zaman da hastaya bugün sizi hastaneye getiren ağrı nerenizde diyoruz. Ağrı bölgesini öğrendikten sonra, bu ağrını ne zaman başladığı, herhangi bir ilaç kullanıp kullanmadığı, istirahat edip etmediğini soruyoruz. Muayenesine bakıyoruz. Bazen kuvvet kaybı görebiliyoruz. O zaman emar çektiriyoruz. Organik bir neden var mı diye bakıyoruz. Bunun için hastayı dinlemek muayene etmek önemli. Farklı sistemik dediğimiz bir ağrı olabilir. Hasta belim ağrıyor diyor, fakat farklı eklem ağrısı da olabilir. Eğer öyle bir durum varsa, farklı bir romatizmal hastalık da çıkabilir. Bizde genel kanı var. Hastalarımız geldiğinde diyor ki ‘Belimde 3-4 tane fıtık var, ameliyat olmadan geçiştirmeye çalışıyorum.’ Aslında bu tür tanımları yapan hastalarımızın baktığımızda öyle 3-4 tane fıtıkları olmadığını görüyoruz. Bel fıtığı ile gelen hastaların yüzde 90-95’inde bel fıtığı olmuyor. Yani insan belinde bir kasılma, ters bir hareketle yerden bir şey alırken, kaldırırken spazm dediğimiz yılda 2 defa bunu yaşayabilir. Normal ilacını alır, biraz dinlenirse bu aslında geçebilir.”
Ağrı hastalarında ciddiyet kısmında kırmızı noktalar bulunduğunu dile getiren Doç. Dr. Kazım Yiğitkanlı, “Ağrı aşağıya doğru iniyor mu, yoksa sadece belde mi, kalçada mı? İdrar ya da büyük abdest kaçırmaya yol açıyor mu? İstirahat ile mi oluyor, hareketle mi oluyor? Geçirdiği farklı bir hastalığı var mı? Bir kanser hastasının bel ağrısına yaklaşmasıyla, normal, genç, sağlıklı bir hastanın gelip benim belim ağrıyor demesinde çok önemli farklar var. Hem yaklaşım farkları, hem de tedavi farkları var. Tanı ve istenecek tetkiklerin farkları var” dedi. 
Bütün tetkikleri yaptıktan sonra bir tanıya rastlanmazsa, o zaman ağrı ile ilgili şüphelenilen noktaya blokaj uygulaması yapıldığını ve o bölgenin geçici olarak uyuşturulduğunu söyleyen Doç. Dr. Yiğitkanlı, “Eğer bu uygulamadan sonra hasta bir iki saat bile olsa ağrı geçti diyorsa, ağrı kaynağınızı bulduk diyoruz. Hasta ‘benim ağrım var, bana öyle bir şey yapın ki bir daha ben bu ağrıyı hissetmeyeyim’ diyor, ama böyle bir şey yok. Blokaj sonrasında hasta bir süre sonrasında yeniden ağrım var diye geldiğinde ağrı lifleri dediğimiz sinirleri yakıyoruz. Buna halk arasında lazer diyorlar. Biz burayı yaktıktan sonra bu ağrı siniri kendine yol bulup tekrar oluşabiliyor. Bunu yakmak en azından bize bir iki sene kazandırıyor. Hastalara önce yakma uygulamıyoruz. Önce blokaj uyguluyoruz. Blokajdan fayda gören hastaya yakma işlemi yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

FOTOĞRAFLI

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!