Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dr. Yaşargil sayesinde öğrendiklerim

Ayşen GÜR

GEÇEN hafta, aklım fikrim hep Dr. Gazi Yaşargil'deydi. Yeni yayımlanan ‘‘M. Gazi Yaşargil: Bir Beyin Cerrahının Meslek Yaşamı, Düşünceleri ve Anıları’’ başlıklı kitabı okudum, kitabın tanıtım toplantısına katıldım, kendisiyle röportaj yaptım (cumartesi ekinde yarın çıkacak).

Ama yazmak istediklerime sayfalar yetmedi! Bu dahiden ne öğrendim diye düşündüm. Öğrendiklerimden ikisini okurlarla paylaşmak istedim. Biri tıp mesleğine, öbürü tıp bilimine dair.

Doktor hasta kaybetmeye alışır mı?

Yaşargil'in kitabının tanıtım toplantısında birçok hekim vardı. Dr. Fikret Çınar'a hep merak ettiğim bir soruyu sordum: ‘‘Bir doktor, bir cerrah, hastaların ölmesine zamanla alışır mı?’’ Sorum onu şaşırtmıştı. Ama cevabı kesindi: ‘‘Hayır, hasta kaybetmeye alışılmaz! İyi geçmiş bir ameliyattan sonraki ferahlık hissi, kötü geçmiş bir ameliyattan sonraki iç sıkıntısı, hiç bir şeyle karşılaştırılmaz. Ama hastasını kaybeden bir cerrah, günlerce, aylarca kendine gelemez.’’

İki gün sonra aynı soruyu Dr. Yaşargil'e sordum. Yarım asırdır cerrahlık yapıyor, çok ciddi, uzun süren beyin ameliyatlarına giriyordu. Ancak o da aynı netlikle cevap verdi: ‘‘Hasta kaybetmek korkunçtur!’’ Ve hastayla cerrah arasında kurulan o özel ölüm-kalım ilişkisinden söz etti.

Hasta kaybetmek, bir doktorun meslek yaşamında kaçınılmaz. Ama buna ‘‘alışan’’ doktor kendi kişiliğinden çok şey kaybetmiş demektir. Hem ona, hem hastalarına yazık!

Beynin kaçta kaçını kullanırız?

Kitapta okudum. Ankara Üniversitesi'nde yaptığı bir konuşmada şöyle diyor Yaşargil: ‘‘Beynimizin yüzde kaçını kullanıyoruz sorusuyla sık karşılaşırım. Piyano çalınırken piyano yüzde yüz faaliyettedir. Mesele çalınan eser ve çalanın kalitesine bağlı. Bu ise yüzde hesabı değil. Anahtarı bulan sonsuzluğa ulaşabiliyor; Itri gibi, Bach gibi, Mozart gibi, Shakespeare gibi, Goethe gibi, Yunus Emre gibi, Mevlana gibi, Einstein gibi.’’

O kaba pozitivist görüşleri, yüzeysel yüzde hesaplarını, anlamsız rakamları (‘‘beynin ancak yüzde 16'sını kullanabiliyormuşuz’’ gibi muhabbetler) yıllarca dinledikten sonra ne müthiş bir açıklama!

Ve beynini sonsuzluğa açabilecek anahtarı bulana ne mutlu.

FAKS: (212) 677 04 21

E-MAIL: agur@hurriyet.com.tr

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI