« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Dr. Yanıt

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Denizlerdeki sütbeyaz parlaklığın gizi ne?/images/100/0x0/55ea46f0f018fbb8f8758b0f

Soru:
Bir yerde okudum, gece karanlğında denizin üzeri bazen sütbeyaz renge bürünüyormuş, bu doğru mu ve doğruysa nedeni nedir?

Yanıt: Evet, 25 Ocak 1995 tarihinde Hint Okyanusu’ndan geçen SS Lima gemisinin seyir defterinde şöyle yazıyordu: Gemi sanki karlı bir tarlada ya da bulutlar üzerinde gidiyor gibiydi.

O zamana kadar bu tür anlatımlara eskiden denizci uydurması olarak bakılırdı. Bilim adamları ilk kez gece karanlığında denizde görülen sütbeyaz parlaklığı uydu görüntülerinde izleyerek değerlendirdiler. 17.yy’ın denizcileri tarafından anlatılan bu doğa olayında denizin üzeri bölge bölge süt beyaz parlamakta.

Monterey Deniz Araştırmaları Laboratuarı’ndan Steven Miller ve ekibi aynı tarihteki uydu görüntülerinden bu sütbeyaz aydınlığı değerlendirdi. O tarihteki ışıma gerçektende yayılarak akıntılarla birlikte sürüklenmişti.

Mikrooranizmalar sorumlu

Ancak gece karanlığında meydana gelen bu ışımanın kaynağı henüz kesin olarak bilinmemekte. Işımanın yatay olarak yayılması nedeniyle bilim adamları gizemli parlaklıktan mikroorganizmaların sorumlu olduğunu tahmin ediyorlar.

Bu tür bakteriler, ışımak için yoğun miktarda kimyasal maddeye gerek duyarlar. Ve bu madde,bakteriler tarafından üretilmekte. Ancak çok kalabalık topluluklar halinde yaşadıkları zaman gerekli yoğunluğu yakalayabiliyorlar.

İşte bilim adamları bu nedenle sütbeyaz ışımanın yalnızca bakterilerin bir araya toplanması halinde mümkün olabileceğini düşünüyorlar. Bu tür birikim için uygun koşullardan biri yosun çiçeğinde vardır.

Akıntı modelinin analizinden de uydu görüntülerindeki ışımaların soğuk çevrimlerin yakınlarında bulunduğu anlaşılmış ki bu tür çevrimler yosunların çoğalmasını tetiklemekte. Gerçi uydu görüntüleriyle gizemli parlaklıkların gizi tam olarak çözülememekte ama en azından diğer araştırmalar için yeni olanaklar elde edildi. Bilim adamları uydu görüntülerini değerlendirerek gelecekte bu oluşumları önceleyebileceklerini sanıyorlar. Çünkü bu durumda örnek toplamaları için gemiler sütbeyaz parlaklığın bulunduğu bölgelere yönlendirilebilecek.

Kasırganın sonsuza kadar sürmesi gerekmez mi?

Soru:
Kuramsal olarak bir kasırga sonsuza uzanan bir zamana sürer mi?

Yanıt: Kuram başka pratik başka! Kasırgalar sonsuza dek sürmez. Kasırgalar enerjilerini korumak için sıcak suların varlığına, gelişmeleri için düşük hava basıncı koşullarına ihtiyaç duyarlar. Düşmanları soğuk sular ve yüksek basınç alanlarıdır. Gerçekten de kasırgalar mayıs ile kasım ayları arasında ortaya çıkar. Bu dönemden sonra havalar kasırga için çok soğuktur.

Ayrıca kara kütleleri, özellikle dağlar, hava akımını kestikleri için rüzgarlar kasırga sistemini oluşturan sabit şekle gelmek için birleşemez.

Kasırgalar güçlü oldukları kadar sürekliliğini devam ettirebilecek dayanıklılığa sahip değildir. Sistemin dengesi çok hassas olduğu için en ufak bir engelde dağılabilirler. Kasırgaların iki haftadan daha uzun süre varlıklarını sürdürdükleri görülmemiştir.

Sinekler düşmeden tavanda nasıl yürür?

Yanıt:
Minik pençelerinin yanısıra, sineklerin ayaklarının altında özel, yapışkan bir yastık bulunur. Bunlara ‘pulvillus’ adı verilir Ğçoğulu pulvilli-. Bu yastıkların üzeri çok küçük tüylerle kaplıdır. Bilim adamları sineklerin ayaklarındaki tüylerin minik kancalar gibi, kondukları yüzeydeki mikroskobik girinti ve çıkıntılara tutunduğuna inanıyorlardı. Böcek, örümcek ve geko gibi diğer organizmalarda bulunan ‘tüylü yapışkanlar’ın da bu şekilde çalıştığı düşünülüyordu.

Ancak daha sonra yapılan çalışmalar bu tüylerin esnek olduğunu ve bir kanca gibi çalışmadığını ortaya çıkarttı. Pek çok hayvan düzgün veya pürüzlü yüzeylere yapışabiliyordu. Bilim adamları sinek ve böceklerin ayaklarından yapışkanlı bir sıvının salgılandığını keşfettiler.

Bu salgı yapıştırıcı vazifesi görüyordu. Örümcek ve gekoların ayakları, bunlardan farklı olarak, tamamen kurudur. Dolayısıyla bu hayvanların ‘moleküller arası bir kuvvet’ten yararlanarak çeşitli yüzeylere yapıştıkları anlaşıldı. Bu gözlemler sonuçta ortaya başka soruların atılmasına yol açtı.

Mesela çok hafif olan sinekler tavana yapışmak için bir yapıştırıcıya ihtiyaç duyarken, daha ağır olan geko gibi hayvanlar niçin bir yapıştırıcıya ihtiyaç duymazlar? Ayrıca sinek bir yüzeye konduktan sonra yapıştığı yüzeyden kendini nasıl ayırır? Bu sorular yanıtlanmadan sineklerin tavanda nasıl yürüdüklerini tam olarak yanıtlayamayız.

CANLI SKOR CEBİNDE!

Cep telefonunuza Spor Arena uygulamasını gönderelim.

SMS GÖNDERİLDİ!

Cihazınıza özel bağlantı linki sms ile gönderildi. Lütfen smslerinize bakınız.

Bunları da Beğenebilirsiniz