DPT aslında herkesle kavgalı

Hürriyet Haber
08 Aralık 2001 - 00:00Son Güncelleme : 08 Aralık 2001 - 00:01

EKONOMİNİN hiç ihtiyacı olmayan bir tartışmayı daha yaşıyoruz. Devlet Bakanı Kemal Derviş'in AB toplantılarından sonra yaptığı açıklama ile başlayan tartışma, önceki gün DPT Müsteşarı Akın İzmirlioğlu'nun basın toplantısı ile iyice alevlendi.Hazine ya da Derviş'in İzmirlioğlu'na yanıt vereceklerini tahmin etmiyorum. İşlerin düzelmeye başladığı böylesine bir dönemde yanıt vererek işi uzatmak istemezler. Ancak belli ki; kamuoyuna yansımasa bile bu tartışma, el altından devam edecek.Aslında DPT yönetiminin, sadece Bakan Derviş ya da Hazine ile değil, diğer tüm ekonomik birimlerle kavgalı olduğunu söylemek mümkün. Sanıyorum geçen yılki Yüksek Planlama Kurulu (YPK) Toplantısı sonrasıydı, ‘‘Başbakana verilen rapor yanlışlıkla basına sızdı’’ denildi ama, DPT Başbakanlık önünde bekleyen gazetecilere bu raporu vermişti. YPK toplantısında başka kararlar alınmasına rağmen, DPT kendi rakamlarını ve raporda yazılı olan ekonomik programa ters gelecek yorumlarını, kamuoyuna yansıtmayı tercih etmişti. Daha sonra da benzer şeyler yaşandı. Hatta son günlerde ortaya çıkan ‘‘IMF 100 bin işçinin atılmasını istedi’’ haberlerinin de yine DPT'den sızdırıldığı yolunda spekülasyonlar yapıldı.Peki DPT ne istiyor, neyin kavgasını veriyor?Bizce DPT yönetiminin kafasının biraz karışık olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bir yandan programa destek verdiğini söylüyor öte yandan toplantılarda ‘‘Program Türkiye şartlarına uymaz’’ diyor, hatta son YPK Toplantısında, IMF'in kabul etmeyeceğini bile bile yüzde 6.5'in altında faiz dışı fazla rakamları sunabiliyor.Bir yandan toplantılara çağrılmadıklarından yakınıyor öte yandan da koordinasyon sorununa, ‘‘koordinasyon sorunu yok, işler iyi gidiyor’’ diye yanıt verebiliyor.Bizce DPT'de, bu yönetimle birlikte nitelikli elemanlarda görülen büyük erozyonun son tartışmalarda büyük rolü var. Çünkü diğer ekonomik birimlerin savlarını doğru değerlendirip, gerek gördüğünde bunlara alternatifler geliştirecek entelektüel birikimi yüksek, bilimsel tabanı olan eleman sayısı epeyce azaldı. Son 2 yılda birçok nitelikli eleman DPT'den kaçtı. Şimdi bir yandan diğer birim bürokratlarına karşı çıkmak istiyorlar ama buna karşılık yeterli argümanlar da geliştiremiyorlar. Son tartışmaya gelince... Belki Derviş bu tartışmayı başlatmakla haksız ama DPT Müsteşarı'nın, bir bakana karşı gelenekleri bozacak ölçüde sert çıkışı ile, ortaya koyduğu argümanlar da kabul edilebilir gibi değil.Müsteşar İzmirlioğlu, ‘‘Müşterek irade ile karar altına alınmış bir program hakkında Cumhuriyet tarihinde ilk defa karşı taraftan bir değerlendirme yapılmadan açıklama yapıldığını’’ söylüyor ama iş öyle değil. Herhalde internete bakmadıkları için, AB Komisyonu'nun 20 Kasım tarihli ‘‘Aday ülkelerin 2001 Katılım Öncesi Ekonomik Programları- Bir Genel Bakış’’ belgesi ve ekinde yeralan Türkiye'ye ilişkin bölümleri görmemişler. Burada başka eleştirilerin yanısıra, Türkiye programının orta vadeli bakış açısından yoksun olduğu söyleniyor. Bürokratların Brüksel'de ve Ankara'dan telefonla yaptıkları temaslarda sürekli olarak bu sorunun karşılarına çıktığını biliyoruz. Bildiğimiz kadarıyla Brüksel'de yapılan, bir bölümüne Derviş'in de katıldığı, toplantılarda da bu konu sık sık gündeme geldi ve ‘‘Türkiye orta vadeli program vermemiş, sadece 2001 ve 2002 hedeflerine değinmiş, bir de 8'inci 5 yıllık planda yeralan bir tablo verilmiş ama bu plan hedeflerine nasıl ulaşılacağı bile yazılmamış’’ deniyor.Ekonomiye DPT bakışı, ekonomik kararların sağlıklı oluşturulmasında hep büyük katkı sağlamıştır. Ancak ne yazık ki; bu kadar önemli bir program uygulanmasına rağmen, belki de cumhuriyet tarihinde ilk kez DPT bu kadar zayıf bir konumda...
Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı