Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

DP, tekrar toparlanıyor

ANAP ile birleşme kararı başarısızlıkla sonuçlanınca, DP sarsıldı. Kamuoyunda soru işaretleri doğdu. Ancak son günlerde toparlanmanın başladığı gözleniyor. Parti yöneticileri de, artık baraj sorunları kalmadığını söylüyorlar. Önümüzdeki günler Ağar için çok önemli…

DYP ile ANAP’ın birleşme kararı açıklandığı zaman, Türk kamuoyundan büyük bir alkış patlamıştı. İlk defa iki sağ parti, büyük bir fedakarlık yapıyor ve birleşiyorlardı. Büyük egolar geride bırakılıyor ve mantıkla hareket ediliyordu.

 

Bu birleşmenin Türk kamuoyunda böylesine olumlu bir yankı yapmasının nedeni, alışılmamış bir durumla karşı karşıya kalınmış olmasıydı. Bir bakkal dükkanında dahi ortaklık yapmakta zorlanan bir toplumun, iki parti liderinin kucaklaşmasını görmesi, herkesi heyecanlandırmıştı. DYP-ANAP birleşme rüzgarı eserken, o hızla DYP adını da değiştirdi ve DP oldu. Artık baraj sorunu da kalmamıştı. DP artık Meclis’teydi…

 

Bir gün aniden soğuk duş etkisi yapan haber geldi. Erkan Mumcu, bu işin yürümeyeceğini söyledi. Ne kadar yalanlarlarsa yalanlasınlar, sorunun yine koltuk pazarlığından çıktığı anlaşıldı.

 

Kamuoyundaki hayal kırıklığı, kısa sürede kızgınlığa dönüştü. Bu olaya sevinenler arasında bir aldatılmış hissi yayıldı. Sonuçta birleşme ile elde edilmek istenen politik ve sayısal avantajlar bir anda kayboldu. Hesaplar altüst oldu.

 

ANAP seçimden çekildi, DYP sarsıldı.

 

Aradan geçen süre içinde, Mehmet Ağar ve tüm DP kadroları gaza bastılar. Kolları sıvadılar ve epey etkili bir kampanya sürdürdüler. Son gelen haberler, yansımalar ve gözlemler, DP’nin yeniden toparlanmaya başladığını gösteriyor. Parti yöneticilerinin de güvenleri geri geldi. Meclis’e girmenin rahatlığı içindeler.

 

Şimdi geriye, 22 Temmuz günü bu beklentileri somuta dönüştürmek ve TBMM’ne adım atması kalıyor.

 

                                 *                               *                               *


DİNK’İN MAHKEMESİNDEN ÇOK ŞEY BEKLİYORUZ…

 

Hrant Dink cinayetini İstanbul 14.Ağır Ceza Mahkemesi görüyor.

          

Hepimizin, bu mahkemeden önemli beklentilerimiz var.

          

Nedeni de, bu cinayetin perde arkasını ancak bu mahkeme tarafından çözülebilineceğine inancımız… Ve daha ilk oturumdan itibaren de artmaya başladı.

          

Dink cinayeti öylesine basit bir olay değil.

          

Yasin Hayal ile “büyük abi” Erhan Tuncel’in basına yansıyan ifadelerine göz attığınız anda, durumun içinde başka durumların bulunduğu hemen anlaşılıveriyor. Olayın içinde rol alanların hemen hemen hepsi, devletin güvenlik güçlerinden bazılarının bu işe şurasından veya burasından karıştığına dikkat çekiyorlar.

          

Baksanıza “Devlet görevinde kullanıldık” diyorlar. Şimdi de devlet tarafından korunmaları gerektiğini söylüyor ve şikayetçi oluyorlar. Açık ve seçik şekilde, polisteki bazı unsurlar tarafından yönlendirildiklerini, Dink’in öldürülme kararının çok önce alındığını ve bunun, Dink hariç herkes tarafından bilindiğini dahi açıklayabiliyorlar.

          

İnanılır gibi değil. Dünyanın bir uygar ülkesinde yaşansa, ardı ardına kellelerin düşeceği, skandallar ve istifaların görüneceği bir süreç başlardı. Oysa bizde soruşturma bir yere geldi ve durdu.

          

İşte bundan dolayı 14. Ağır Ceza’dan gerçeklerin bulunması için elindeki tüm yetkileri kullanmasını bekliyoruz. Kullanılsın ve bundan sonra güvenlik kuvvetlerinin içindeki cerahat temizlenebilsin. Eğer mahkeme ısrar etmezse, Dink cinayetinde rol alanlar cezalandırılacak, ancak onun ötesine geçilemeyecektir.

          

Dink davasından kötü kokular çıkıyor. Kamuoyunda, devletin işin içinde olduğu ve en azından cinayeti yönlendirdiği izlenimi var.

          

Eğer bu defa da görmezden gelirsek…

          

Eğer bu defa da gerçek katilleri korursak…

          

Eğer bu defa da, devleti temizlemezsek…

          

Büyük bir fırsat kaçırmış oluruz.

          

Kendi kendimize de utanmamız gerekir.

                                             *                               *                               *

MESLEK SUÇU İŞLEDİ…

          

Hrant Dink cinayetinin sanıklarından Yasin Hayal’ın avukatı Fuat Turgut hakkında, bağlı olduğu baronun ne yapacağını çok merak ediyorum.

Mahkeme koridorlarındaki sözleri herkesi hayretler içinde bıraktı. Sırfünlenmek için sarf ettiyse, bilemem. Ancak bu sözler ne taşıdığı cüppeye ne de mesleğine yakıştı.

          

Adliye koridorlarında söylediklerini gazetelerden okudum:

 

          - İçerde it sürüsü toplandı, kalabalık yapıyorlar…

          - Hrant’sanız cehennemin dibine gidin…

          - Hrantçısı, Ermenisi bol olan bir ülke olduk. Ne kadar çok Ermeni var…

          - Hepiniz Ermenisiniz, hepinizde Ermeni pasaportu var…

          

Bu sözleri basından aldığımdan dolayı ne oranda tamı tamamına size aktardığımı bilemiyorum. Ancak ne olursa olsun, yukarda okuduklarımdan biri dahi şaşkınlık yaratmaya yeter. Turgut’un bu sözleri bir avukattan çok bir dernek taraftarına yakışıyor.

          

Baro acaba seyirci mi kalacak?

          

Yoksa bir üyelerinin ırkçı sloganlar atması hakkında hiç değilse bir araştırma yapmayı mı tercih edecek?

          

Fuat Turgut belki ünlendi.

          

Ancak Türkiye’nin önemli bir kesiminin gözünde kaybetti.

X