"Ertuğrul Özkök" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ertuğrul Özkök" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ertuğrul Özkök

Dosyadaki son cümle

AKP’nin son Merkez Karar ve Yürütme Kurulu toplantısını her isteyen kendine göre "sızdırdı".<br><br>Yani Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkmasına karşı olanlar kendi yönünden, taraftar olmayanlar ise başka yönden yansıttılar.

Bu MKYK toplantısından basına yansımayan ama bana göre önemli bir sahne var.

Toplantı sırasında AKP Grup Başkanvekili Sadullah Ergin, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın önüne bir dosya koyuyor.

Bu dosya, bir basın derlemesi.

Ancak Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığıyla ilgili değil.

* * *

1990 yılında Turgut Özal’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesi öncesinde çıkan gazetelerin manşetlerinden ve köşe yazarlarının yazdığı yazılardan oluşan bir dosya.

Mesela, 10 Eylül 1989 tarihli Milliyet Gazetesi’nin manşeti.

Manşet aynen şöyle:

"SHP Genel Sekreteri Deniz Baykal: Özal’ı onursuzca indiririz."

Bir başka manşet Hürriyet’ten.

21 Ekim 1989.

O da Baykal’ın Hürriyet’e verdiği özel demeç.

Başlığı şöyle:

"Özal sivil diktatör."

Bir başka manşet Cumhuriyet’ten.

23 Ekim 1989 tarihli Cumhuriyet’in üst başlığında şöyle biri ifade var:

"DYP Meclis’ten toplu istifaya hazır, SHP’yi bekliyor. SHP de DSP’yi."

Altında da manşet:

"Sine-i millet rüzgárı."

28 Ekim 1989 tarihli Hürriyet’in manşeti de şöyle:

"Halkın yüzde 71.9’u Özal’a hayır diyor."

* * *

Bu dosyanın amacı belli.

Partinin Grup Başkanvekili, Erdoğan’a şunu anlatmak istiyor:

"Sakın geri adım atma. Bak, 1989’da aday olduğu zaman Özal’a da aynı şeyi yapmışlardı."

Sadullah Ergin,
dosyadaki bu manşetleri gösterdikten sonra, geriye bıraktığı son bir manşeti Erdoğan’ın önüne koyuyor.

* * *

Bu manşet de Hürriyet’ten.

22 Nisan 1993 tarihli.

Özal
’ın cenazesinin ardından atılan manşet.

Aynen şöyle:

"Meğer alışmışız."

O manşeti çok iyi hatırlıyorum.

Özal, Çankaya’ya çıktıktan sonra bir subayın yazdığı mektup neredeyse muhalefetin sloganı haline gelmişti.

O slogan da şöyleydi:

"Size alışamadım."

Özal
’ın cenazesinin arkasından yürüyen o kalabalığı görünce biz de o manşeti atmıştık.

"Meğer alışmışız."

Bana sık sık soruyorlar.

Erdoğan, cumhurbaşkanı olacak mı?

Samimi olarak söylüyorum ki, bilmiyorum.

Bu tereddüdüm yüzünden geçen pazar günü uçakta söyledikleri önüme geldiğinde bile çok temkinli bir manşet attım.

O sözleri bazı gazeteciler, "Cumhurbaşkanlığına kesin aday olacak" şeklinde yorumlamıştı.

Ama son günlerde Ankara’dan tereddütlü işaretler gelmeye başladı.

İstanbul’a yansıyan hava, "Erdoğan adaylıktan vazgeçti" şeklinde.

Borsadaki yükselmeyi bile bu işarete bağlayanlar var.

Ben, kişisel olarak bu kadar emin değilim.

Olursa da şaşmam, olmazsa da.

Bildiğim bir şey var.

Erdoğan bu kararını özgürce almalı.

Önündeki seçenekler de şudur:

Ya bütün halkın başbakanı olmak.

Veya bütün halkın cumhurbaşkanı...

Tabii bunun için gemileri yakmak, bazı köprüleri atmak, çok samimi ve gerçekçi bir "iç muhasebe" gerekiyor.

Bunu başaramayacaksa, başbakanlıkta kalması hem kendisi hem Türkiye açısından daha yararlı olur.
X