« Hürriyet.com.tr

Dört ay çalış, bir ay seyahat et

Nur Demir 23 yaşında, gerçek bir çalışkan. Çok klişe bir laf olacak ama, gerçekten bir o kadar da sempatik ve güzel. Marmara Üniversitesi’nin Almanca Öğretmenliği bölümünü bitirdi, şimdi aynı üniversitede İngilizce Öğretmenliği okuyor. Festivallerde çalışıyor, bir anaokulunda haftada iki gün İngilizce öğretiyor. Hafta sonları bir yemek okulunda çocuklarla birlikte kurabiye pişiriyor. Hedefi İngilizce öğretmeni olmak.

Evrim SÜMER
X
Bir de bol bol gezmek. Kışları, yazın gideceği yerlerin hayalini kurarak ve plan yaparak geçiyor. Gece yarılarında arkadaşlarını arayıp "Hadi bu yaz şuraya gidelim" diyor. Geçtiğimiz yaz "Work & Travel" (Çalış ve Seyahat Et) programıyla Amerika’da bulmuş kendini. Tam da bu senenin Work & Travel programlarının yapıldığı bugünlerde kendi Amerika macerasını anlattı.

Work & Travel programı nedir?

- Üniversite öğrencilerinin Amerika’ya gidip, Amerikan kültürünü ve yaşamını tanımalarına yönelik bir program. Amerikan hükümeti ve buradaki konsoloslukla ortak yürütülen bir çalışma. Buna katılmak için üniversitenin ara sınıflarında olmak gerekiyor. Mezunlar ve başlangıç sınıflarındakiler kabul edilmiyor. Yaz boyunca dört aylık çalışma izniniz oluyor, sonrasındaki bir ayda da geziyorsunuz.
/images/100/0x0/55eaf220f018fbb8f8a0e063
Neden Work & Travel’a katıldınız?

- Bir baktım çevremdeki herkes Taksim’e gider gibi Amerika’ya gidiyor. Ne oluyor ya dedim, ben bunu nasıl kendim için ucuza getiririm diye düşünmeye başladım ve bu programı buldum. Çalışma iznim olacağı için para kazanacaktım ve aileme yük olmayacaktım.

Nasıl katılıyorsunuz bu programa?

- Aracı kurumlar var, işlemleri onun üzerinden yapıyorsunuz. Ben Boston dediğimde başta hiçbir şirket bana orada iş bulamadı. Sonra bir şirket ben hallederim dedi. Ama onlara güvenmemek gerekiyormuş. Beni başka bir yerde çalışacak gibi göstererek yaptılar işlemlerimi. Gidene kadar hallederiz dediler. Oraya gittiğimde ne işim ayarlanmıştı, ne de kalacak yerim. 20 gün işsiz kaldım, ağabeyimin arkadaşının yanında kaldım mecburen.

GECE HAYATINA GENÇLER HAKİM

Peki orada çalışacağınız yeri nasıl seçiyorsunuz?

- Çalışılacak yerler çok fazla ilgi alanına yönelik olmuyor. Bu programa katılan öğrencilere verilen işler belirli. Çoğunlukla eğlence parkları, fast food restoran zincirleri oluyor. Hizmet sektörü ağırlıklı yani. Ben Dunkin Donuts’da çalıştım dört ay. Bol bol kahve yaptım, donut yedim.

Neydi ilk Amerika izlenimleriniz. İşte burası dediniz mi?

- Bu benim ilk Amerika seyahatimdi. Havaalanından şehre giderken büyük bir hayal kırıklığı yaşadım, Amerika bu muydu dedim. Yolda "Big Dig (Büyük Kazı)" adı verilen bir çalışma var. 1991’den beri devam ediyormuş, yeraltında otoban yapıyorlar ve asla bitmeyecek gibi duruyor. Zaten jet-lag olmuşum, yollar feci, iş yok, ev yok falan çok moralim bozuldu. Sonraki günlerde ağabeyimin arkadaşıyla şehri gezince geldi keyfim yerine. Gerçekten güzel bir şehirmiş. Amerika’nın diğer yerlerine kıyasla daha düzenli. Biraz İstanbul’u da andırıyor. Zaten İngiltere’den gelenlerin kurduğu bir şehir olduğu için çok Avrupai. Parkları çok güzel ve büyük. Ulaşım çok kolay, her yere metroyla gidiliyor.
/images/100/0x0/55eaf220f018fbb8f8a0e065
Gençler için uygun bir şehir mi Boston?

- Kesinlikle evet, çünkü 80’e yakın üniversite var, tam bir öğrenci şehri. Sadece Harvard ve MIT’nin (Massachusetts Institute of Technology) orada olması yeter zaten. Orada kaldığım sürede sertifika almak için bir üniversitenin dil kursuna katıldım, kütüphanelerinden faydalandım. Herkese açıklar. Devamlı konserler, festivaller, etkinlikler oluyor.

Gençlere ne yapmalarını önerirsiniz?

- Gençlerin hakim olduğu bir gece hayatı var Boston’da. Tabii ki bunun sonucunda öne çıkan birçok kulüp var. Bana en komik gelen şeylerin biri "party bus" dedikleri bir şey. Bu bütün gece sokaklarda dolaşan bir otobüs, diskoteğe çevirmişler. İstediğiniz yerde binip, istediğiniz yerde iniyorsunuz. Dans ede ede gidiyorsunuz. Yemekler süper. Deniz mahsulleri konusunda gerçekten iyiler. Deniz demişken, Boston’a giden bütün gençler New England Aquarium’a gitmeli bence. Muhteşem bir yer. Boston Fine Arts Museum’da dünyanın her yerinden mobilyadan resme, müzik aletinden heykele binlerce görülecek şey var. Fahrenheit’s isimli restoran gençler arasında çok popüler. Heymarket’ta Yahudi soykırımı için yapılan bir anıt var, o çok ilginç. İçinden geçerken gaz odasındaki gibi efektler yapmışlar.

ASIL GÖRMEK İSTEDİĞİM AMERİKA

Nerede kaldınız?

- Bir ailenin yanında kaldım. Yanında kalacağınız aileleri bu işi yapan internet siteleri üzerinden bulabiliyorsunuz. Belli başlı güvenilir adresler var bunun için. Benim kaldığım yer büyük bir evdi ve çok medenilerdi ama çok soğuk ve mesafeli insanlar. Samimi de değiller bence. Bir de parayla olan ilişkileri hiç bizimki gibi değil. Seni yemeğe götüreceğiz ama herkes kendi parasını ödeyecek diyorlar mesela. Bizde hakaret gibi algılanır bu. Ama Amerikalı bir aileyle yaşamak, günlük hayat kültürünü tanımak için çok iyi oldu. Onlar da Türklerin sıcaklığına ve yakınlığına şaşırıyorlar. Bize benzeyenler sadece İtalyanlar.

Boston dışında bir yere de gittiniz mi?

- Evet. Çalışma sürem bittikten sonra New York’u gördüm. Dört saat mesafede olduğu için otobüsle gittim. Manhattan’a ayak bastığım anda aslında görmek istediğim Amerika’nın orası olduğunu anladım ama biraz geç olmuştu tabii. Beni çok etkiledi New York. Çok büyük bir enerji var. Gökdelenler, insanlar çok farklı. Empire State’ten Özgürlük Anıtı’na, Wall Street’ten World Trade Center’dan arta kalan Ground Zero’ya kadar her yere gittim. Daha evvel WTC’ı görmemiştim ama çok garip şeyler hissettim Ground Zero’da.

Work & Travel programıyla Amerika’ya gidecek bir öğrencinin yaklaşık ne kadar paraya ihtiyacı var?

- Aracı kuruma ödediğiniz parayı ve uçak biletini saymazsanız yaklaşık olarak ayda 1000 dolar yetiyor. Çünkü zaten bir ailenin yanında kalıyorsunuz ve para kazanıyorsunuz. Tabii çok fazla dışarıda yiyip, çok gezerseniz bu para yetmez.

Bu tecrübe size ne kattı?

- Okulda öğrendiklerimden çok daha fazlasını öğrendim. Yaşayarak öğrenmek, okumaktan daha farklı. Orada olduğum sürede Türkiye’ye dışarıdan bakma şansım da oldu. Onların da bizi nasıl gördüğünü gözlemledim. Gençler pozitif ama orta yaşlılar ve yaşlılar çok negatif. Türkiye’yi çok geri kalmış bir ülke zannediyorlar. Müslümanlıktan dolayı başka bir günlük düzenimiz olduğunu sanıyorlar. Yanında kaldığım aile beni böyle modern görünce hayret etti. İçkinin Türkler için tabu olmadığını görünce daha da şaşırdılar.

NEWBURRY BİZİM BAĞDAT CADDESİ

Newburry Street, bizim Bağdat Caddesi gibi. Millet yanınızdan "Ne haber Selin" diye geçiyor. Boston Common çok büyük bir park. Bir gün yanından geçerken Türki işi bir piyanist-şantör sesi duyduğumu zannettim. Bir baktım, doğruymuş. Türk festivali yapılıyormuş. Biraz utandım adımıza çünkü kendimizi başka türlü tanıtabilirdik. Biraz basit ve alaturka bir organizasyondu. Ben orada kaldığım dört ayda U2, Rolling Stones, Cake konserlerine gittim. Bizim için süper tabii bunlara gidebilmek.

En sevdiği 5 yer

New York Boston Freiburg (Almanya) Paris Strasbourg (Fransa)

seyahatte ne okuyor

Gittiği yerin gazete ve dergilerini okuyor, bir de yanında götürdüğü kitapları.

ne dinliyor

iPod dinliyor.

ne yiyor, ne içiyor

Çok yemek seçiyor ve midesi hassas, o yüzden farklı tatları deneme konusunda biraz çekimser.

ne giyiyor

Tüm gençlerin üniforması gibi olan Converse ayakkabı, şort, tişört ve parmakarası terlik.

neyle seyahat ediyor

Trenle.

nerede kalıyor

Hostelleri ve yanında kalabileceği aileleri tercih ediyor.

kimle seyahat ediyor

Arkadaşlarıyla.

çantasının olmazsa olmazları

Islak mendil, ağrı kesici, fotoğraf makinesi, kağıt kalem

Kaynak: Evrim SÜMER

GezginGezgin
Rusya'da taksiye binerken bilinmesi gerekenler
GezginGezgin
Pablo Escobar’ın memleketinde çılgın bir Türk!
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Dünyanın en zor geçidi: Jianmen
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Sosyal medyada en popüler 7 yurt dışı tatil noktası
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Seyahatte farklı bir trend: Gönüllü Çalışma
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
En çok gidilmek istenen ülke belli oldu!