"Yonca Tokbaş" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yonca Tokbaş" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yonca Tokbaş

Döndüm...

İşe, eve, günlük koşturmaya, rutin hayata, çocukları yine yine yeniden okula hazırlamaya, kendimi yeniden kışa hazırlamaya ya ya ya ya ya...

Döndüm çoktan alışmış olmam gerekse de hala hiç alışamadığım ayrılıklara...

 

Sizlere de döndüm, kendime de bu arada.

 

Çok uzun süren, ya da bana ilk defa bu sene hakikaten çok uzun sürmüş gibi gelen yaz tatilimi sonlandırdım ve artık olabildiğimce buradayım. Öyle bir dağıldım ki bu yaz, toplayana aşk olsun! “Hürriyetkomtere”siz kalmıştım, çok şükür kavuşmuş durumdayım.

 

Eeee sizler ne yaptınız ben size yazamayalı beri? Sizlerden gelen yüüüzlerce e-postaya bakamadığım, cevaplayamadığım; sizlere düzenli yazamadığım için kendimi yemiş bitirmiş olduğumdan beri siz nasılsınız acaba?

 

Ben mi?

 

Ben depresyondayım!

 

E zaten kim değil ki? J

 

Neyse.

 

Ben benim depresyon halimi nasıl olsa sonra bol detaylı anlatırım. Şimdi, hiçbir şey olmamış gibi gayet sakin, önümde duran birikmiş tonlarca işe boş boş bakıp bu işlerin içinden nasıl çıkacağıma çok takılmadan sakince halletmeye çalışacağım.

 

Yine, yüzbininci kere aldığım ve asla uygulayamadığım kararlarımı da, uygulamaya çalışacağım.

 

“Kasmayacağım, umursamayacağım...” diyerek herşeyi kasıp umursayıp kavrulacağım.

 

Siz beni tanıdınız ama, ben kendim hala tanıyamadım ya, buna da ekstradan gıcık olacağım.

 

Devam Yonca...

 

Yüzlerce polisin, bir sabah ansızın, bir linç girişimi ayinine gider gibi gidip yıktıkları o güzelim okulun fotoğraflarına bakarken gördüğüm “yıkılışımıza” nasıl dehşete düştüğümü, inanın yüreğimde derman bulup da yazamayacağım.

 

Yazamayacağım da değil. Kasten yazmayacağım. Yangınımıza körükle saldırıp alevleri kalbimize sıçratmayacağım.

 

Ülkem insanlarının insanlıktan çıkmakta olduğunu,

 

Açılımla nasıl da kapanıldığını,

 

Birlikten doğan güç yerine bölünmeden kaynaklanan güç kaybının beni hepimizin ortak geleceğine dair nasıl düşündürdüğünü,

 

Ülkemde sanatçı varlığının hissedilebilirliğinin nasıl da azaltıldığını gördüğümü,

 

Tüm bunlara içimizin cızzz etmesinin kimseye birşey ifade etmemesinin bizi nasıl etkilediğini mesela... tek tek yazmaya kalksam, hepimizi birden kendi depresyonuma dahil edeceğimden hiçbirini yazmayıp inatla yazacak başka şeyler kovalayacağım.

 

Uzun ve karmaşık cümlelere yenik düşüp sizi de bunalttığımı düşünüp kendime kızacağım. Cümlelerimi kısaltamasam bile, beni anlayanlar olduğunu bilip teselli bulacağım.

 

Sonra, hepimiz gibi depresyona gire çıka, güle ağlaya hayatın tam da içinden olma şeklimle uzuuuun süre aranızda dolanacağım.

 

Karmakarışık bir garip Yoncayım tatilden dönüşte...


Canım sağolsun, hayatta ve hakkımızda herşeyin en hayırlısı olsun.

 

Ağzımıza yapışan bu laf beynimize de yapışmış.

 

Ama...

 

Herşeyden önce gerçekten sağlık olsun.

 

Olsun; çünkü giderek daha fazla abuk subuk hastalıklara yakalanan çocuk haberleri duyarak döndüm evime...

 

Hem üzüntüm büyük, hem de hiç durmadan şükrediyorum her halime!

 

Korkuyorum hastalıklardan...

 

Olay bu kadar basit... korkuyorum.

 

Koyverdim gitti daldan dala yine maşallah...

 

Eeee... ana kucağından çıkıp gurbete dönüş psikolojisi böyle birşey işte!

 

Yonca

“bu(du)ruk”

X