Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dolunayda siber-seks

Biliyorum, biraz geç oldu ama sonunda okudum. Bahsini ettiğim popüler sosyolog Can Kozanoğlu’nun son kitabı; ‘‘İnternet Dolunay Cemaat’’...Evet sonunda okudum ama kitabın sonunda da ‘‘Eee?’’ dedim. Kocaman bir ‘‘Eee?’’, ‘‘N’apalım yani?’’..Kitabın üçte birini İnternet’e ayırmış Kozanoğlu. Ama bu üçte birlik bölümde yeni hiçbir şey söylemiyor. Çıkartabildiğim tek fikir, İnternet’in de içinde bulunduğumuz dünyayı yansıttığıydı; ‘‘İnternet’e varolan dünyayı, mevcut hayatı, mevcut insanlık halini, çağ’ı, şimdiki zamanı yüklemiş durumdayız. Eğer İnternet dönüşüm kanallarından biri olacaksa, böyle bir yükleme işlemi tamamlanmadan dönüştürme sürecine geçiş beklenemez tabii ki’’, diyordu Kozanoğlu...Ancak, tırnak içindeki fikrin ilk cümlesini alacak olursak, bu fikir de yeni değil. Yıllar önce defalarca söylendi ve artık pek tekrarlanmıyor. Çünkü bu fikrin ardından ister istemez Kozanoğlu’nun ikinci cümlesi geliyor. Ki, onun da yanlış olduğu su götürmez bir gerçek artık. Bu yükleme tamamlanmadan İnternet’in birşeyleri dönüştürmeye başladığı kesin olarak biliniyor. Bir kitabın üçte biri kadar yere sahip olmadığımız için, daha önceden de vermiş olduğumuz bir örnekle açıklayalım. İnternet’in dönüştürme gücü sayesinde sınırlar ve gümrük duvarları şimdiden anlamsız kalmaya başladılar. Bugün İnternet üzerinden bir yazılım satın alabiliyor ve bu yazılımı birkaç dakika içersinde kendi bilgisayarınıza yükleyebiliyorsunuz. Peki ithal etmiş olduğunuz ürün olan yazılım ülke sınırlarını nerede geçiyor, gümrük vergisi nerede alınacak? Ya da Türkiye’de yasak olan bir yayını, bu yayının yasal olduğu bir başka ülkeden yapıyorsunuz. Belli bir daire içini hedefleyen uyduyla televizyon yayınından çok farklı bu. Yayın belli bir alana değil dünyayı saran İnternet ağı üzerine yapılıyor. Hatta yayın diyoruz ama bu bir yayın da değil, dileyenin görmesine açık, herhangi bir bilgisayarın sabit diskinde sabit olarak duran bir bilgiden başka bir şey değil. Türkiye’yi bilemem ama özgür ülkelerde bu suç oluşturur mu, oluşturmaz mı? ABD Anayasa Mahkemesi (şimdilik bazılarının) oluşturmayacağına karar verdi bile. Bu dönüşüm değil de nedir?Kozanoğlu’nun tırnak içine aldığım cümlelerine müdahale edip, küçük ‘‘i’’ harfiyle yazılmış ‘‘İnternet’’ kelimelerini düzelttim. Kozanoğlu’nun İnternet’i küçük harfle yazması bile, ‘‘İnternet’’i ne kadar kavramış olduğunun bir göstergesi.Küçük ‘‘i’’, büyük ‘‘İ’’ tartışmasına haftaya yine döneceğim. Şimdi kitaptaki bir başka yanılgıya dönmek istiyorum. ‘‘Mastürbasyon ya da yapay araçlar kullanımının sanal cinsellik olup olmadığı tartışmasını -başta bazı köşe yazarları ve bazı dergi editörleri- uzmanlarına bırakarak şunu söyleyebiliriz ki, cinsellik temelindeki yüz yüze ya da ten tene insan ilişkileri hep varolacak’’, diyor sosyolog. Yüz yüze, ten tene kelimeleri yerine insan insana kelimelerini kullansa anlayacağım. Hep varolacak demek yerine daha uzun süre var olacak dese onu da anlarım. Ama er ya da geç, sanal-gerçeklik teknolojileri (diğer teknolojilere göre oldukça yavaş ilerlemesine rağmen) beyinde gerçeklik duygusunu kusursuz olarak yaratma aşamasına gelecek ve insanların seks için yüz yüze, ten tene gelmelerine gerek kalmayacak. En azından seksi beyinlerinde yaşayan ‘‘insanlar’’ için...yurtsan@ibm.net
X