Gündem Haberleri

    Dolarla oynanan kumar

    Washington Post
    12.11.2009 - 15:50 | Son Güncelleme:

    ABD hükümetinin para ve tahvil basmasıyla, piyasada enflasyon riskinin başgöstermesi ve doların değerini kaybetmesiyle, dünyanın altına yatırım yapma iştahı her geçen gün biraz daha kabarıyor

    George F. Will’in “Gambling with dolar” başlığıyla Washington Post’ta yayımladığı köşe yazısında, altının yatırım konusunda değer kazanan bir seçeneğe dönüşmeye başladığının altı çiziyor.

    Will yazısında, Hindistan’ın geçtiğimiz ay ons fiyatı 1.045 dolardan 200 ton altın satın aldığını, bu alımın hemen ardından altının ons fiyatının 1.108 dolara çıktığına dikkat çekiliyor.

    Çin de yoğun bir şekilde yatırımlarını tahvilden altına kaydırıyor. Bazı yatırımcılar altının ons fiyatının önümüzdeki 2 ya da 3 yılda 2.500 dolar seviyesine çıkacağına inanıyor.

    Hindistan’ın GSYİH’sı 1.2 trilyon dolar olduğundan, ülkenin 6.7 milyar dolarlık altın alımı çok büyük bir gelişme değil ama işaret ettiği başka bir konu var. Altın yatırımcılara hükümet tahvillerinden, özellikle de ABD hazine bonosundan çok daha çekici gelmeye başladı. ABD hükümetinin sağlık reformu yasa tasarısının ülkenin borcu ve borçlanmasının artırma tehlikesinin bu duruma etkisi oldukça büyük.

    ABD’nin bütçe açığı, 2008’in üç katına çıkarak, 2009’da GSYİH’nin yüzde 10’nuna denk hale geldi.

    ABD’nin önceki Başkanı George W. Bush’un ekonomi danışmanı ve ABD Merkez Bankası’nın eski üyelerinden Lawrence Lindsey, ABD hükümetinin politikalarının önümüzdeki 10 yıl boyunca ülkenin cari açığını GSYİH’nin yüzde 7’sine denk tutacağını söylüyor ve 2007’nin Aralık ayında başlayan ekonomik krizden bu yana ABD’nin öz varlıklarında 13 trilyon değerinde gerileme yaşandığını belirtiyor.

    NE YAPILMASI GEREKİYOR?

    ABD’liler hızlı bir şekilde tasarruf yapmaya başlayabilir ancak bu kez resesyon derinleşip, uzayabilir. Alternatif olarak, Amerika para basarak da varlıklarının değerini artırabilir.

     

    Lindsey, ABD’nin halihazırda bunu yapmakta olduğunu söylüyor. ABD, herhangi bir ayrım gözetmeksizin tahvil basıp, bankalara nerdeyse sıfır faizle borç veriyor. Bankalarda aldıkları paraları bono satın almak için kullanıyor. Bu hareket, ülkedeki para arzını artırırken, enflasyona da zemin hazırlıyor.

     

    ABD’deki kamu politikaları araştırma merkezi Hudson Institue analistlerinden Irwin Stelzer, ABD’ye en büyük kredi veren ülke olan Çin’in elindeki dolar rezervini yüzde 20 oranında artırdığına dikkat çekiyor.

     

    Stelzer, Ortadoğu’dan gelen petrol akışının durdurulması gibi felaket benzeri olayların, yatırımcıları değer kaybetmesine rağmen doları güvenli liman olarak görmelerine ve bu yatırıma yönelmelerine neden olacağını söylüyor. 

     

    Böyle bir gelişmenin olmadığında ise dünya kontrollü bir enflasyon politikası yürüten ABD'nin yüksek seviyelerdeki borcunu görmezden gelmesini izliyor olacak. Ancak enflasyonun net bir şekilde kontrol edileceğini düşünmek kafalarda soru işaretleri yaratıyor.

     

    ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Ben Bernanke, enflasyon yükselmeye başlamadan önce yeni basılan trilyonlarca doları piyasadan nasıl çekeceğini biliyor. Ancak bu noktada Bernanke’nin böyle bir şeyi yapmak isteyip istemeyeceği sorgulanıyor.  Bernanke, işsizlilik oranının azaltılması için gevşek para politikaları uygulamaya devam edebilir.

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı