Dolarda alt tabanı Merkez Bankası belirlesin

Eren GÜLER / hurriyet.com.tr
31.10.2008 - 14:36 | Son Güncelleme: 31.10.2008 - 17:35

Bilkent Üniversitesi İktisat Bilim Başkani Erinç Yeldan, Merkez Bankası'nın döviz kurunda bir alt limit belirleyebileceği politika araçları ile donatılması gerektiğini kaydetti.

Halit Narin: Zenginlik tüm topluma yayılmalı 

 Tekstil İşverenler Sendikası'nın Antalya'da düzenlediği 'Gelecek' temalı konferans Türkiye'nin önde gelen ekonomistlerinin konuşmaları ile devam ediyor.

Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı Erinç Yelda, kapitalizmin sonunun geldiği şeklindeki yorumlara katılmadığını belirterek, “Kamu kaynaklarının banka sermayelerinde kullanılması kapitalizmin ta kendisi” dedi. Türkiye'nin milli gelirinin yüzde 7 seviyesindeki cari açığını sürdürmeye çalışmasının, üretim sektörünün sonu olacağını iddia eden Yeldan, sürdürülebilir cari açık politikasından acilen vazgeçilmesi gerektiğini, onun yerine açık vermeyen bir politikanın oturtulması gerektiğini söyledi.

Konuşmasında, döviz kurları ile ilgili radikal bir öneri de getiren Yeldan, dövizin aşırı ucuzlamasının önüne geçecek bir taban fiyat bulunması gerektiğini ve Merkez Bankası'nın bu konuda yetkili olmasını istedi. Türkiye'nin sadece enflasyon hedefleyen bir Merkez Bankası lüksü olmadığının altını çizen Yeldan, Merkez Bankası’nın kuru kontrol edecek yeni araçlarla donatılması gerektiğini kaydetti.

 İKİ YENİ ÖNERİ

Merkez Bankası Eski Başkanı Fatih Özatay, krizin etkilerinin azaltılması için iki yol önerdi. Dış kredi kanalının kuruyacağını ve iç kanalda da önemli sıkıntılar yaşanacağını kaydeden Özatay, bu konuda Merkez Bankası bilançosundan yararlanılabileceğine dikkat çekti.

Özatay bilançodaki 12-13 milyar dolarlık işçi dövizinin bir fona alınabileceğini ve bu fonun banka gibi çalışarak şirketlere kredi kullandırabileceğini önerdi.

Özatay, iç talepteki tıkanmalara karşı da Kredi Garanti Sistemi önerisini getirdi. Oluşturulacak yeni bir fonun şirketlerin bankalardan alacağı kredilere kefil olabileceğini anlatan Özatay, bu sistemin tüketici kredileri tarafında da uygulanabilir olduğunu vurguladı.

IMF ÖCÜ DEĞİL

Hükümetin son zamanlarda IMF ile ilgili yaptığı açıklamalardan rahatsızlık duyduğunu dile getiren Cevdet Akçay, şunları kaydetti:

“Son zamanlarda beni çok rahatsız eden bir şey var. Hükümetseniz yönetişim çok önemli. Yönetişimde ise iletişim çok önemli. Bugün bir IMF konusu var. IMF ile olur olmaz bu ayrı. Ancak iletişim tarafında, ‘Ümüğümüze basarlarsa, empoze ederlerse’ gibi sözler söylediğiniz zaman, o zaman ‘ben yanlış algılamışım AKP’yi’ derim. AKP’nin IMF programını gönüllü yaptığı kanaatindeydim. Türkiye bugüne kadar 12 stand-by anlaşmasını batırdı. Ben AKP’nin stratejisti olsam, ‘Bu programları sahiplenirseniz batmazsınız’ derim. IMF öcü değildir. IMF’lilerle bugüne kadar birlikte çalıştık ve artık arkadaş da olduk. Türkiye hakkında kötü emelleri olan bir yer değil IMF. Türkiye onlar için önemli. IMF’yi kaçılması gereken bir ajan olarak anlatırsanız sistemdeki siyasilerden farkınız olmaz. CHP’nin AKP’ye ‘IMF’ye bulaşma’ demesi lazım. Siz bu şekilde davranarak bu kartı muhalefetin eline veriyorsunuz.”

IMF’nin Türkiye’ye bugüne kadar çok esnek davrandığını söyleyen Akçay, “IMF birkaç yıldır esneklik tanıyor. IMF bu esnekliği hükümetin performansı iyi olduğu için tanıyor. IMF, hükümetin ümüğünü sıkmıyor” dedi.

İMAJI HIRPALANDI

Türkiye’nin yabancı yatırımcının gözüyle bakıldığında imajını hırpalattığını ileri süren Koç Holding Finansal Hizmetler Baş Ekonomisti Doç.Dr. Cevdet Akçay, “Şimdi diğer tarafa da baktığınızda, ‘Hükümet hiçbir şey yapmıyor. Önlem alınmıyor’ diyorlar. ‘Reform paketlerini devreye soksun' diyorlar. Reform hoş ama kısa vadede ne reformu yapılacak? Krize ne önlem istiyorsunuz? Siz darbe yiyecekseniz ne önereceğinizi de söyleyin. ‘Hükümet önlem alsın ama mali taraflara yüklenmesin' deniyor. Bu işin mali tarafı olmayacak mı? Bir şeyler yapmak için fedakarlıklar yapacaksınız. Yuvarlak laflarla bu olayın görülmesinden rahatsızım. Birtakım insanlar yönetişim krizi sırasında bu krizi daha da artırıyor. Türkiye’de iki kutup var ve iki taraf da başka şeyler söylüyor. Arada bir şey söylenmiyor. Bence sıkıntı bu” diye konuştu.

GÜNEYDOĞU TÜRKİYE’NİN ÇİN'İDİR

Cevdet Akçay, Güneydoğu'nun Türkiye'nin Çin'i olduğunu söylerken şunları kaydetti:

“Türkiye’nin kamu harcamalarının Güneydoğu ile ilgili kısmını çözmesi lazım. Bence hükümet bir şeyi doğru yapıyordu, sekledi. ‘Amerika ile işbirliği halinde PKK ile mücadele, aynı zamanda PKK’ya karşı üstünlük. Güneydoğuya para aktarma, Barzani ile konuşma' bunların hepsini aynı anda yapmanız lazım. Tek tek yaparsanız başarıya ulaşamazsınız. Irak ya da Türk Kürdü, ikisi ile ya barış olacak ya savaş olacak. Bu nihayet anlaşıldı. Güneydoğu Türkiye’nin Çin’idir. Güneydoğu çok bakir bir yer. İşgücü açısından bir fırsat. Bunu değerlendirmek için de fedakarlıkların yapılması gerektiğini düşünüyorum.”


 

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı