Gündem Haberleri

    Doğum günü 29 Ekim olan babamla suyun, ışığın ve yenilenmenin umudunu dolu dolu yaşamak

    Ferai TINÇ
    28.10.2003 - 23:00 | Son Güncelleme:

    Hálá türban tartışsak, ırkçı ve ayrımcı hezeyanlara tanık olsak da; zaman zaman kendimizi çok başarısız hissetsek, bazen dev aynasında seyretsek de; Osmanlı'nın, Afrika sahillerine uzanan ‘‘Müslüman’’ coğrafyasına baktığımda her 29 Ekim'de, babamın kollarındaki ışıklı suların fışkırma sevincini yaşarım.

    TAKSİM Meydanı'na yaklaşırken adımlarım sıklaşır, babamın eline daha sıkı sarılırdım.

    Talimhane'deki Granit Apartmanı'ndan Meydan’a yürüyüş uzar da uzardı. Haydi çabuk, daha çabuk... Sular İdaresi'ne renkli suları seyretmeye gidiyoruz.

    Sular İdaresi. Benim için meydanın kenarında kocaman bir duvarın adıydı. Sihirli suları idare eden bir duvar.

    Oraya geldiğimizde durur, babamın kucağına tırmanırdım. Ve bekleyiş başlardı.

    50'ler Taksim'inin bugüne göre loş ışıklı meydanında coşkulu bir kalabalık, zaman yaklaştıkça ağır çekim film gerilimi içinde beklentiye odaklanırdı.

    Işık ve suyun fışkırışına.

    Ve beklenen an.

    Duvarın üzerinden rengarenk yükselen fışkırış!

    Mavi, sarı, yeşilden pembeye dönüşen ışıkların üzerinde hareket eden renkli damlacıkları tek tek keşfetmek, danslarını izlemek, köpükler arasında kayboluşlarına üzülürken yenilerinin peşine takılmak, doğum günü 29 Ekim olan babamla birlikte suyun, ışığın ve yenilenmenin umudunu dolu dolu yaşamak.

    ‘‘Sevinç’’le ilk derin karşılaşmalarım. Yaşam yolumun solmayan çiçekleri. Anılarım.

    İşte 29 Ekim benim için bu ‘‘fışkırma’’dır.

    *

    OSMANLI coğrafyasında dolaşırken ‘‘Türkiye’’nin farkını gördüm.

    Suriye, Irak, Tunus ve Cezayir'de kadınları tanıdığımda, Cumhuriyet'in özellikle kadınlar açısından ne kadar radikal bir modernleşme vizyonu olduğunu gördüm.

    Mesele sadece laiklik değildi. Irak, on beş yıl öncesine kadar en laik ülkesiydi bölgenin.

    Ya şimdi? Bir ay önce Musul'da, ‘‘Aman kısa kolla gezmeyin çok tepki geliyor’’ uyarısıyla karşılaştım. Doğal karşıladım da çünkü, aşiret yapısı hálá dimdik ayaktaydı. O yüzden Saddam sonrası, Baas rejiminin altından güçlü bir şeriatçı devlet talebi çıkması da şaşırtmadı.

    Suriye de laik. Ama birden fazla kadınla nikah kıymanın yeri yasalarla garanti altına alınmış.

    Tunus. Kadının toplumsal hayattaki varlığı laikliğin en güçlü kanıtı olarak kabul ediliyor. Evet, ama bu sizin iktidara bağlılığınızla orantılı.

    Onlar da cumhuriyet. Türkiye Cumhuriyeti'nin farkı batılılaşmayı yani insanlığın ilericilik çizgisini izlemeyi öngören devrimci bir vizyon. Falih Rıfkı Atay, ‘‘Batış Yılları’’ adlı kitabında

    ‘‘Bizim çocukluğumuzda Türk, kaba ve yabani demekti. İslam ümmetinden ve Osmanlı idik’’ diyor.

    Cumhuriyet'in laik, demokratik ve batılı ülke vizyonu, bir ümmetten 80 yıl içinde çağdaş dünya değerlerini paylaşan ve onlara sahip olmayı en doğal hakkı gören bir ulus ‘‘fışkırttı’’.

    *

    HÁLÁ türban tartışsak, ırkçı ve ayrımcı hezeyanlara tanık olsak da; zaman zaman kendimizi çok başarısız hissetsek, bazen dev aynasında seyretsek de;

    Osmanlı'nın, Afrika sahillerine uzanan ‘‘Müslüman’’ coğrafyasına baktığımda her 29 Ekim'de, babamın kollarındaki ışıklı suların fışkırma sevincini yaşarım.
    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı