Doğu Perinçek neden içeride?

Hürriyet Haber
28.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

Yavuz GÖKMEN

Ben Doğu Perinçek'i Ankara Hukuk Fakültesi'nden tanırım. Benim öğrenciliğim sırasında Doğu asistandı.

Yıllar boyunca Doğu Perinçek'le tanışıklığımız oldu. Ama hiçbir zaman fikirlerimiz uyuşmadı. Doğu, Mao Ze Dung hastalığına tutulunca yollarımız iyice ayrıldı ve neredeyse hiç görüşmedik. Herkes kendi yoluna gittiği zaman daima ortaya en iyi sonuçlar çıkar.

Doğu, daha sonra çok çileler çekti ve inandığı dava uğruna uğraşlar verdi. Bu arada bir de parti kurdu. Maoculuk denen olayı hiçbir zaman sempatiyle karşılamadığım için bunlarla asla ilgilenmedim.

Doğu'nun çizgisinde beni şaşırtan olay bundan bir süre önce Tansu Çiller'in CIA ajanı olduğu konusunda iddialarla ortaya çıkmasıydı. Sosyalist olduğunu iddia eden Doğu, Tansu'ya düşman kutsal devletin bir adamı gibi çalışıyor ve sanki kullanılıyordu. Kutsal devletin bence Doğu'yu 501'inci de olsa, ‘‘tehlike’’ olarak görmesi gerekiyordu ama nedense bir ara Doğu el üstünde tutuluyordu.

Doğu'nun bugün başına gelenler, belki o zaman aldığı görevi yüzüne gözüne bulaştırmış olmasından kaynaklanıyor.

Gene de ben buna isyan ediyorum.

* * *

Düşünebiliyor musunuz, birisi size bir mektup yazıyor ve teşekkür ediyor. Siz ondan gelecek böyle bir mektubu beklemiyorsunuz. Ama adam, tutup size yazıyor. Ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre bu adamın size yazdığı mektup, ‘‘suç’’ teşkil edebilecek ifadelerle dolu.

Doğu Perinçek'e işte böyle bir mektup yazılıyor. Benim kanaatime göre böyle bir mektup, Doğu Perinçek'in yanında bir dolu insana, hatta Türkiye Cumhuriyeti'nin önde gelen şahsiyetlerine yazılabilirdi. Mektupta şöyle ifadeler de olabilirdi.

‘‘Böylesi anlamsız bir savaşı sürdürmekte direndiğiniz ve sonuçta devletiniz ve ulusunuza kan kaybettirerek işimize yaradığınız için size sonsuz teşekkürlerimizi sunarız. Derin saygılarımızla.’’

O zaman ne olacaktı? Bizler elbirliğiyle böyle bir mektubu, ‘‘küstahlık’’ olarak niteleyecek ve mektubun yazarına yıldırımlar yağdıracaktık.

Ama mektup Doğu Perinçek'e yazılınca iş değişiyor. Çünkü Doğu Perinçek, bir zamanlar kullanılmış dahi olsa şaibeli bir kişi ve 501'inci tehlikeyi oluşturuyor. İşte burada Türkiye Cumhuriyeti hukukunun standart dışı uygulaması ortaya çıkıyor.

Hukuk, subjektif değil objektif uygulanacak ve böylece adalet yaratacak bir kavramken, tamamen tersi bir sonuçla karşılaşılıyor.

* * *

İmdi: Tayyip Erdoğan konusunda da böyle yapıldı ve kendi kitleleri ona destek verdiler. Doğu Perinçek'e yapılan bu uygulamaya da kendi cılız kitleleri destek veriyorlar. Herkes kendi hukukuna sığınmış, herkes sadece kendi hakkını savunuyor.

Benim özlediğim Türkiye, herkesin en az kendisi kadar başkalarının hukukunu savunduğu, savunacağı Türkiye'dir.

Gerçek ‘‘hukuk devleti’’ne ancak böyle ulaşabiliriz.

İşte bu yüzden hayatımda ilk defa Doğu Perinçek'i savunuyorum.

İnşallah bu ilk ve son olur.













Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı