Gündem Haberleri

    Doğu-Batı ikilemini avantaja dönüştürün

    Hürriyet Haber
    14.12.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    TÜRKİYE'yi ve Türkleri hiç tanımayanlara genellikle kendimizi şöyle takdim ederiz: ‘‘Ne tam Doğuluyuz, ne tam Batılı’’.Benliğimizin ta derinlerinde hissettiğimiz bu ikilem, Ezcacıbaşı'nın davetlisi olarak Türkiye'ye gelen Amerikalı fütürist Dr. Stan Davis'in üzerinde önemle durduğu bir nokta.Bir akşam yemeğinde biraraya geldiğimiz Davis ne diyor?‘‘İkilem daima karşınıza çıkacak. Bundan kaçmanız mümkün değil. Ne geçmişteki Osmanlı İmparatorluğu'na dönebilirsiniz, ne de herhangi bir Afrika ülkesi gibi olabilirsiniz. Uygarlıkların kavşağında olmanın avantajlarını kullanın.’’Stan Davis'e göre, İslam ve modernliği kaynaştırmayı başarmış olmamız çok önemli bir unsur.‘‘11 Eylül'den sonra bu daha da büyük bir avantaja dönüştü. Avrupa Birliği'nin size her zamankinden fazla gereksinimi var. Bu fırsatı iyi değerlendirin’’ diyor.İddiasına göre, bu modern Türkiye tarihinde karşımıza çıkan üçüncü ya da dördüncü büyük fırsat.Peki Türkiye'nin diğer avantajları?Stan Davis, birçok Avrupalı'nın sık sık vurguladığı ‘‘genç nüfus’’ meselesine değiniyor.‘‘İtalya, İspanya, Japonya'ya bakın’’ diyor. ‘‘Yaşlı nüfus en büyük sorunları. Oysa siz yaşlı bir Avrupa'ya iş gücü sağlayabilirsiniz.’’Almanya'daki Türkler hakkında söyledikleri de ilginç.‘‘Almanya'daki Türkler, ABD'deki Museviler gibi. Bizdeki tüm Musevilerin İsrail'e göç ettiklerini düşünün. İsrail'in kolu kanadı kırılırdı. Asla bugünkü durumda olmazdı. Zira gücünü ABD'deki Musevi lobisinden alıyor. Almanya'daki Türkler sizin için Avrupa'da aynı görevi üstlenebilir.’’Kitapları 15 dile çevrilmiş olan Stan Davis'in Türkiye'ye ilgisinin duygusal bir boyutu var. Çünkü Rus Devrimi'nden kaçan ailesi ABD'ye göçetmeden önce bir yılını İstanbul'da geçirmiş.İşte bu duygusallıktan olsa gerek, ‘‘Kendinizi gelişmekte olan bir ülke olarak tanımlamayın. Türkiye'nin batısındaki standartlara bakın. Avrupa düzeyinde.’’ diyor.Stan Davis'e göre zaten ‘‘gelişmekte olan ülke’’ tanımı Soğuk Savaş dönemine ait. Geçmişte kalmış.Peki ‘‘Gelişmekte olan bir ülke’’ değilsek kendimizi nasıl tanımlayacağız?Bu soruya Davis'in de kesin bir yanıtı yok ne yazık ki...Turizm devi yatırıma geliyorHAFTANIN güzel haberini Paradiana Danışmanlık Şirketi'nin sahibi Leyla Çağatay Üstel verdi.Geçenlerde gazeteye uğrayan Üstel'in verdiği bilgiye göre, Fransa'nın bir numaralı tur operatörü Nouvelles Frontieres, 2002 yaz sezonuna yetiştirmek üzere Kemer ile Side arasında 200 ila 300 odalı, beş yıldızlı bir otel arayışında.Oteli, zengin Fransız ve Belçikalı turistler için istiyor.Nouvelles Frontieres, yılda 3 milyon Fransız turistini tatile gönderen önemli bir kuruluş.Ancak daha önemlisi Nouvelles Frontieres'in, Alman Tui, İngiliz Thomson gibi önemli tur operatörleriyle birlikte Preussag Grubu'nun şemsiyesi altında olması.Yatırımının yüzde 30'unu ağır sanayiye, yüzde 70'ini ise turizme yapan Preussag'ın turist kapasitesi yılda 23 milyon.Dünyanın çeşitli bölgelerinde 270 otele sahip.Ayrıca 89 uçaklık filosu var.Nereden bakarsanız bakın bir dev.Yani Nouvelles Frontieres kanalıyla da olsa Preussag'ın Türkiye'ye ilgi göstermesi turizmimiz açısından son derece önemli.2020'nin ekonomisini merak ediyorsanızİSTANBUL'a, Ezcacıbaşı'nın ‘‘Yaratıcı ve Yenilikçi Buluşmalar’’ toplantısına konuşmacı olarak gelen Stan Davis'in görüşlerini sabah ve akşam olmak üzere iki kez dinleme fırsatını buldum.Aldığım notlardan önemli gördüğüm iki tanesini aktarıyorum.Biri geleceğin ekonomisiyle ilgili.1760'larda İngiltere'de başlayan sanayi ekonomisi ABD'de 1950'li yılların başlarında bitiyor.1970'lere kadar adı dahi konamayan bu yeni ekonomi daha sonra literatüre ‘‘enformasyon ekonomisi’’ olarak geçiyor.Şimdi işte bu ekonominin tam yarı yolundayız. Yaklaşık 2020 yılında yerini ‘‘biyo-ekonomi’’ye bırakacak. Çocukları için geleceğin mesleklerini düşünenlerin işe bu açıdan bakmalarında yarar var. Çünkü ‘‘biyo-ekonomi’’nin parlamasında kuşkusuz biyoteknolojinin rolü olacak.Stan Davis'ten aktarmak istediğim ikinci not şirketlerin geleceğiyle ilgili.Bülent Eczacıbaşı'nın da vurguladığı gibi, ancak yenilikçi ve yaratıcı şirketler fark yaratabilir.Hızlı bir şekilde teknolojiye adapte olduğunuz, hızlı karar aldığınız takdirde mesele yok. Ancak Davis bakın ne diyor: ‘‘İş kapasiteniz hızla büyüyebilir. Yönetim ve organizasyon bu hıza yetişebiliyor mu? Esas sorun burada.’’Bu bence bizim iki kat fazla düşünmek zorunda olduğumuz bir sorun.Rusya'da ‘Euro Günü’FINANCIAL Times'a bakarsanız, bankaların iflasından ve hükümetin para piyasalarındaki oyunlarından iyice bezen Ruslar, çoğunlukla birikimlerini ‘‘yastık altında’’ saklıyorlarmış.Buraya kadar iyi. Ne var ki, yastık altındaki paralar arasında doların yanısıra Alman Markı, Fin Markı gibi Avrupa para birimleri de var.Ve Ruslar bunları yılbaşına kadar ellerinden çıkartmak zorunda olduklarını kavrayamamışlar bir türlü.İşte bu nedenle önceki gün Rusya'da ‘‘Euro Günü’’ ilan edilmiş.Avrupalı elçilikler, Avrupa Merkez Bankası ve hatta Avrupa Komisyonu'nun haftalarca çalışmalarından sonra, 175 bin bildiri ve 35 bin poster basılmış.Alışveriş merkezlerinde ‘‘euro’’ standları kurulmuş, televizyonlara ilan verilmiş.Bu kadar çabadan sonra bakalım Ruslar markları elden çıkartacak mı?
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı