Gündem Haberleri

    Doğrusunu konuşalım...

    Hürriyet Haber
    11.01.2002 - 00:00 | Son Güncelleme:

    YARGITAY Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu o çıkışı yapmasaydı Anayasa Mahkemesi, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkındaki kararını önceki gün alır mıydı, bilemiyoruz. Ama artık sorgulamanın anlamı da kalmadı.Kanadoğlu bilindiği gibi ‘‘Recep Tayyip Erdoğan, T.Ceza Yasası'nın 312'nci maddesinin ikinci fıkrasına göre hapse mahkûm edildiğine göre, bir siyasi partide kurucu olmasını engelleyen yasa hükmü kendisine uygulanmalıdır’’ anlamına gelen istemini mahkemeye ileteli çok olmuştu.Gerçi istem yazısında Erdoğan'ın ‘‘Genel başkanlık yetkilerini kullanmasının da durdurulması’’ ile ‘‘türbanlı’’ 6 hanımın AKP'de kurucu üye sıfatını taşımalarının da engellenmesi isteniyordu ama biz mahkemenin reddettiği bu iki konuya -yer olmadığı için- girmeyeceğiz.Baştan söyleyelim:Anayasa Mahkemesi'nin, Erdoğan'ın ‘‘kurucu üye’’ olamayacağına ilişkin kararı ister 11 üyenin tamamının oybirliği ile, ister vaki olduğu gibi 5'e karşı 6 oyla alınmış olsun, hukuki değeri zerre kadar farklı değildir. O nedenle 5'e karşı 6 oyu tartışıp durmanın anlamı yoktur.Kaldı ki ‘‘Erdoğan'ın kurucu üye olamayacağı’’na ilişkin karar mevcut yasal hükümlere göre yerden göğe kadar doğrudur. Çünkü Siyasi Partiler Yasası'nın 8'inci maddesi açıkça ‘‘Siyasi partiler, milletvekili seçilme yeterliğine sahip en az 30 Türk vatandaşı tarafından kurulur’’ demektedir.Kimlerin ‘‘milletvekili’’ olabileceğini belirleyen ilgili yasa hükmü de kurucu olmak isteyenler için, ‘‘affa uğramış olsalar bile'', ‘‘Türk Ceza Kanunu'nun 312'nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı’’ bir suçtan dolayı ‘‘mahkûm olmama’’ koşulu koyuyor. Oysa Sayın Erdoğan tam da bu yüzden mahkûmiyet almış durumda. O nedenle lafı uzatmaya hiç gerek yok. (Bazıları Hasan Celal Güzel de aynı durumda değil miydi diyor. Değildi. Çünkü o kurucu sıfatıyla değil, düz üye olarak genel başkan seçildi.)Kurucu üye olamayan bir kimsenin kurucu başkan olması da mantıken imkánsız. O nedenle Sayın Erdoğan her ne kadar ‘‘Biz görevimizin başındayız’’ dese de bunun iman tazelemekten öte bir anlamı yok.Ancak... Erdoğan partisine önce bir istifa dilekçesi sonra bir de üye olmak istiyorum dilekçesi verirse... Arkadaşları kendisini önce üyelikten -ve genel başkanlıktan- çıkarırlar, sonra da üye yazıp yine genel başkan seçerler. Böylece görevine devam eder. Eder ama... Bir yıl sonra mahkemeye başvurup ‘‘yasaklanmış haklarının kendisine geri verilmesi’’ kararını almadıkça veya bugünkü yasalar değişmedikçe ne milletvekili olabilir, ne de başbakanlığa gelebilir.Şart bu olunca Sayın Erdoğan'a ve AKP'ye düşen sistemle kavga etmek değil, demokratik sistemle bütünleşip öncelikle bu hükümlerin değişmesine katkıda bulunmaktır. Yoksa bu yasaklar bir gün yine de kalkar ama, o zamana kadar bakarsınız iş işten geçmiş olur.
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı