"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Doğan Hızlan: Yargıtay Başkanı'na antoloji önerileri

Doğan HIZLAN

YARGITAY Birinci Başkanı Sami Selçuk'un Adli Yıl Açış Konuşması'nın kitapçığını gördüm. Belki de 115 sayfalık bir metne kitapçık yerine kitap demeliydim.

İlk dikkatimi çeken Gülten Akın'ın şiiri oldu. Gülten Akın'ın onca güzel, çarpıcı şiiri varken, pek de Gülten Akın şiirini temsil etmeyen sıradan birkaç dize alınmış:

'Kulaklarımızı tıkıyoruz: Para, para para/Kulaklarımızı açıyoruz: Kavga kavga/Sorar belki biri/Kavga, ama neden kavga'

O kadar uzun konuşmayı dinleme yeteneğinden yoksunum. Benim gibi, dinlemekten çok, konuşmaya alışmış kişiler kötü dinleyicilerdir.

Daha doğrusu, okumaya, müzik dinlemeye şartlanmış herkes böyledir. Gözüm sayfada kulağım müzikte.

Katıldığım edebî toplantıların açış konuşmalarında, dinleyicilerin eline metin verilince, konuşma, onun özeti olur.

İnanıyorum ki, hiç kimse 115 sayfayı dağılmayan bir dikkatle, yoğun ilgiyle izleyemez.

Metnin hukuki yanı beni ilgilendirmiyor, düşünürlerden, edebiyatçılardan seçilen metinler yorum alanıma giriyor.

Sami Selçuk'un alıntıları düşünürlerden, şairlerden. Demek ki başkan roman ve öyküyü pek sevmiyor ya da az okuyor.

* * *

MevlÁnÁ'dan alınan bölüm:

Her solukta yeni bir dünya kurulur./Dün dünle birlikte gitti cancağzım/Bugün yeni şeyler söylemek lázım.'

Sanırım bu sözü yazarken ve okurken, sayın başkan ıstırap duymuştur, değişmeyen sorunların yıldan yıla devrolduğu bir ülkede bu sözün geçerliği olmadığını en iyi bilenlerden biridir.

Türkiye'de eskiler üzerine yeni şeyler söylemek mümkün mü? Söyleyeni/ söyleyebileni takdir ederim.

NÁZIM HİKMET'in Ben yanmasam/Sen yanmasan/Biz yanmasak/Nasıl çıkar/Karanlıklar aydınlığa dizeleri, bu tür konuşmaların klasik metni unvanını kazanabilir.

Tabii seçiminizi tartışacak değilim, ancak karamsar bir dünyanın şiirlerini seçmişsiniz, oysa Názım Hikmet'in yaşamaya çağıran, umut fışkıran bir kaç dizesini alabilirdiniz konuşmanıza.

Nedense devlet ve adalet büyüklerinin ortak şiir zevki ve belleği Názım Hikmet'tle sınırlı. Resmi şairimiz olmak üzere. Yıllarca yapılanların günah çıkarması olsa gerek.

1940 Toplumcu Gerçekçi Kuşağı'ndan da inancınıza, tezinize uygun şairler bulabilirdiniz: A. Kadir, Şükran Kurdakul, Rifat Ilgaz, Ahmed Arif gibi. Attilá İlhan'ın da dizelerini aradım.

Hukukî konuşmalarda pek rastlanmayan adlardan alıntılar yapmanız beni sevindirdi. Azra Erhat'ı, Memet Fuat'ı hatırlamanız güzel.

Çünkü bilirsiniz, eskiden adalet adamları; yazarları, şairleri mahkûm etmek amacıyla okurlardı. Bu seçiminiz, demokratlaşmada aldığımız mesafenin uzunluğunu gösteriyor.

G.Bernard Shaw'un bir sözünü almışsınız:

'Yanlış bilgi, bilgisizlikten daha tehlikelidir.'

Yıllarca yarı aydınlarımız Ebussuud Efendi gibi fetva verdiler, bunun ardına da bir çok eser adı, bir çok kitap ve dipnotu yüklediler. Öğrenmek isteyenler, bu bilgi şovu karşısında aşağılık kompleksine kapılıp, yarı aydınlara teslim oldular.

Kitabınızdan Martin Hartmann'ın şu sözünü okudum:

'Evet, belki kopya çekmekle, taklitle, çeviriyle bir şeyler yapılabilir. Ancak eleştiriye kapalılık, Türklerin değiştirmeleri gereken eski zayıflıklardandır.'

* * *

YUKARDAKİ söze sığınarak bu eleştiriyi yaptım.

Daha çok şiirli, düzyazılı açılışlar dileğiyle.

X