"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Doğan Hızlan: 'Sarı Gelin' bir ses akrabalığıdır

Doğan HIZLAN

Ekran tararken bir habere rastladım. Anadolu Ajansı kaynaklı. İlk paragrafı şöyle: ‘‘Halk müziği sanatçısı Arif Sağ'ın seslendirdiği ve daha sonra Yavuz Bingöl'ün müziğiyle Salkım Hanım'ın Taneleri'nde kullanılan Sarı Gelin türküsünün, Erzurumlu gencin bir Ermeni kızına olan aşkını anlattığı ve Ermeni türküsü olmadığı bildirildi.’’

‘‘Erzurumlu folklor uzmanı Nuri Güraksın, yörede dilden dile dolaşan bir efsanenin türküsü olan Sarı Gelin'in ilk kez 1940 yılında Hasankaleli Hafız Faruk tarafından derlendiğini ve yine bu tarihte Muzaffer Sarısözen tarafından notaya alındığını hatırlattı.’’

Beş Şehir'de Ahmet Hamdi Tanpınar'ın da bu türküden etkilendiğini belirtiyor uzman.

Tanpınar şöyle anlatıyor Sarı Gelin türküsünü: ‘‘Billur Piyale bizi 'mahalli klasik' adını verebileceğimiz orta sınıf musikisine götürür. Bu sınıf musikisinin daha belli hususilikler taşıyan eserlerine geçmeden önce, iki türküden bahsetmek istiyorum. Bunlardan biri Billur Piyale gibi gelin havası olan Sarı Gelin'dir. 'Erzurum Çarşı pazar' diye başlayan bu türkünün canlandırma kudretine daima hayran oldum.’’

Sarı Gelin türküsünü şimdiye kadar bir çok kişi dinlemiştir, ancak türkü yaygınlığını, Salkım Hanım'ın Taneleri'nden sonra kazandı.

Sinemanın gücüne yeni bir örnek.

* * *

YUKARDAKİ ulusal aidiyet tartışamasını abes buldum doğrusu.

Türkünün kaynağını merak edenler - ben merak etmiyorum - bu bilgiyle ilgilenebilirler.

Ben türkülerin özüne bakıyorum, Ermeni ya da Türk kaynaklı olması bir yana.

Türkülerin, müziğin vatanı olur mu?

Bach'ın ölümünün 250. yılı dolayısıyla Bach bir Alman bestecisi midir tartışması açılmış, evrenseldir yargısıyla tartışma noktalanmıştı.

Üstelik bizim tükülerimiz, şarkılarımız için bir aidiyet çetelesi yapmak zor iştir, gereksizdir de.

Osmanlı'nın uçsuz bucaksız siyasal coğrafyasıyla ses coğrafyası öylesine iç içe geçmiştir ki, cumhuriyet bile bunun analizini yapmamış/yapamamıştır.

Son günlerde dinlediğim CD'ler, bu düşüncelerimi destekleyen örneklerle dolu.

Kalan Müzik'in çıkardığı CD'lerde, etnik diyebileceğimiz - sık kullanmıyorum bu kavramı - çalışmalar, konu üzerindeki görüşlerimizi zenginleştirecek malzeme ile doludur.

Sesler aynı coğrafyada birbiri içinde erimiştir.

Fifth Avenue'da Ermeniler, CD'sinde, İstanbul'da dinlediğimi bir çok şarkı, türkü seslendirilmiş.

Sevdiğim şarkıları bir kez de onlardan dinledim.

Türkiye nire, New York nire ama sesin gücü oraya gidiyor.

Hagopian adında bir udi Türkçe ve Ermenice şarkı söylüyor.

Yunanistan'a gittiğimde oradan aldığım bir CD'nin adı; Constantnople in Old Recordings. Rumca ve Türkçe şarkılar, Rumcanın arasında Türkçe sözler.

Şarkıların çoğuna buzuki değil ut eşlik ediyor.

Bu şarkıların kökeni, kaynağı nedir, kime aittir sorusunu sormadım.

Çünkü ses akrabalıklarının nesebi sorulmaz.

* * *

SARI Gelin kime ait olursa olsun güzel bir türkü.

Dinlediğim zaman hüzünleniyorum, milliyetini de merak etmiyorum.

X