"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Doğan Hızlan: Sardunyalardan görünen derin deniz

Doğan HIZLAN

Charles Baudelaire gündüz boyu yaptığım çağrıyı mısralaştırmış:

‘‘İşte akşam olsun diyordun oldu akşam.’’

Ahmet Haşim gibi güneşin parlak aydınlığı yerine, gecenin belirsizliğini tercih ederim.

Belki de bir söz, gizli tedirginliklerin sır tutan gecelerini açıkça özetliyor:

‘Gecenin şahidi yoktur.’’

Tanıksız yaşamlar ve yaşantılar...

Oktay Akbal'ın geçen hafta Cumhuriyet'te yazdığı bir yazısını okudum. Gökova'da gün batımında Nail V. (Çakırhan) ile birlikte bir kadeh rakının ömre bedel güzelliğini anlatıyordu.

O yazıdan sonra Akbük'teki akşam içkisini onun şerefine kaldırıyorum.

‘‘Şerefine ... Sağlığına Oktay Akbal. Türk hikayesinin büyük ustasına. Nasirlerin (düzyazıcıların) en şairine...’’

* * *

AKBÜK'TE ‘‘gün bütün saltanatıyla giderken’’ akşamın yumuşak, ipeksi dokusu her yanımızı kaplıyor.

F. Scott Fitzgerald'ın, hayatımın kitaplarından biri olan 'Tender is the Night'ını hatırlarım.

Şehrin ışıltılı dağdağası yoktur Akbük kıyılarında.

Koya vuran kıyı lambalarının denizdeki titrek yansımaları, size, kendinizle başbaşa kalmanın tahammül edilmez buhranını yaşatır. Çevreniz, sevdikleriniz, ilginin size sitem gibi dönüşleri. Kahrolası yanlış bir bumerang.

Biraz daha sizi sarıp sarmalayan akşamlara teslim olsanız, belki de sevginizi anlamayanları lanetleyerek döneceksiniz büyük şehirlere.

Akbük gecesinde sanki sesli bir albümün yapraklarını çevirir gibiyim.

Renkliler bile sepyalaşmış.

Maddi ve manevi çıkarların karşısındakini ne kadar yaraladığını, zedelediğini bilmeden yapılan hatalar...

Değer mi? İki açıdan da...

Sizin yaptıklarınıza ve onun yaptıklarına. Çok garip değil mi?

Değer mi, sorusunun cevabını bir gün bir dostum vermişti:

‘‘Hayat, değmeze değer, değere değmez.’’

Ben hangisini yaptım, ya siz...

Bütün bu sorular kafanıza çöreklendi mi, bitişlerin baykuşu sizi gözlemeye başlamıştır.

* * *

EVET, Akbük geceleri bir yazarın sözünü tam gece yarısı uyanık belleğime getiriyor:

‘‘Sonsuz felaket mi? Felaket bir son mu?’’

Aşkların, ilişkilerin kördüğüm sorusu bu.



X