"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Doğan Hızlan: İstanbul kültür başkenti olamayacak

Doğan HIZLAN

BAŞLIĞI gören okurlarım, daha önceki yazdıklarımla, İstanbul bir kültür başkentidir, yargımla çelişkiye düştüğümü söyleyebilirler.

Haklıdırlar.

Bazen makro planda umut veren gelişme, mikro planda sizi hayal kırıklığına uğratabiliyor.

Somut olaylar soyut övgülerin zeplinini pıs diye söndürüveriyor.

Hüseyin Sermet, yurt dışında yaşayan önemli, tanınmış piyanistlerimizden biri.

Türkiye'de verdiği konserlerden sonra, gazetelerde övgü dolu yazılar yayınlandı.

İyi güzel de, konserden sonra onun CD'lerini bulabildiniz mi?

Hayır.

Dinlediğinizle yetineceksiniz, kulaklarınızda kalan yeter de artar bile.

Bekleyeceksiniz ki, Hüseyin Sermet bir daha Türkiye'ye gelsin, o zaman müzik özleminizi gidereceksiniz.

Aziz Nesin'in öyküsünde yazdığı gibi, koordinasyonsuzluk yüzünden, sanatçının eserini evimizde dinleyemiyoruz.

* * *

İSTANBUL'da, günümüzün en önemli virtüözlerinden piyanist Murray Perahia bir resital verecek. Üstelik Mozart çalacak.

Gerçek bir müzik olayı. Müzikseverler için bir şölen.

Saflığıma verin, sandım ki, bizim CD ve kaset satan mağazalarımızın vitrinlerinde Perahia'lar dolu. Dinle dinle al. İster Mozart, ister Beethoven, ister Bach.

Dün Murray Perahia'nın CD'lerini aradım İstanbul'da. Telefonun başına çöktüm, çevir Allah çevir.

Bir aralık şüpheye düştüm, acaba burdaya geliyor diye yanlış bir haber mi okudum.

Ak Merkez'deki Uzelli dışında tek CD'sini bulamadım. Bach'ına da Akusta'da rastladım.

Bakın Perahia, belki Uganda'da, Çat'da da çalıyordur, konser salonundan çıktığınızda o ülkelerde de CD'sini bulamıyorsunuzdur. Türkiye'den ne farkı var?

Oysa böyle bir müzikçi İstanbul'a gelince, ben, müzik mağazalarının, CD, kaset satan dükkánların vitrinlerini onun icralarıyla süslemelerini beklerdim. Onun yeni doldurduğu Bach'ın Goldberg Varyasyonları - ki Akusta'da buldum - CD'sinin vitrinlerde sergilenmesini umuyordum.

Ünlü bir piyanist gelince, onun CD'lerini satın alabilmeliyim.

İstanbul Müzik Festivali'nin Aya İrini konserlerinde kapı önünde o sanatçının icralarının, bestelerinin satılması, müzik severler için bir hizmetti.

Sanatın arz edilmedikçe talep edilmeyeceğini dünya álem biliyor. Ama biz dünyanın bildiğini genellikle bilmiyoruz.

Sadece ve sadece popçuların CD'lerinden oluşan vitrin görmekten bıkıyor insan. Başka bir tür müziğin varlığından haberdar olanlar için satış mağazaları bunu yapmak zorundalar. Azınlık zevklerine de hitap etmeyi öğrensinler.

Sadece çok satanların yeri değildir oraları, Murray Perahia gibi, Hüseyin Sermet gibi has, kaliteli sanatçıların CD'lerinin de satıldığı mekánlar olmalıdır.

Kulaktan yaşayan, kulaktan öğrenen bir toplumuz. On sayfa okumak yerine on saat bir konuşmayı dinleriz.

Müzik zevkimizi de bir takım insanlar böyle sanıyor herhalde, dinlediler ya, CD'ye ne gerek var, diyorlar.

* * *

SEVGİLİ Evin İlyasoğlu dün Cumhuriyet'teki Allegro köşesindeki yazısına şöyle bir başlık atmış:

‘‘İstanbul New York mu oldu?’’

New York'ta böyle bir iş gelir mi başına?

Sabah yazıyı okuduğumda sevinmiştim ama öğleden sonra bana bir fantezi gibi geldi.

Aziz kardeşim İlyasoğlu.

Ne kendini aldat, ne de beni.

X