"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Doğan Hızlan: İçimizdeki çocuğu öldürmemek

Doğan HIZLAN

Ne yaparsanız yapın, içinizdeki çocuğu öldürmeyin.

Onu öldürünce tatsız, tuzsuz, hışır bir büyük olursunuz.

Başkan Clinton'ın videosunu seyrettikten sonra, neden cumhurbaşkanlarımız, başbakanlarımız, bakanlarımız böyle değil sorusunu sordum.

Gülerek izlerken, birden hüzünlendim. Ağırlığın, ciddiyetin kiralık bir smokin gibi bizim yöneticilerin üstünden düştüğünü farkettim.

İçinizdeki çocuk öldüğünde, ne çocuğu anlayabilirsiniz ne de büyüğü. Sahte ve göstermelik bir ciddiyet kırılmaz kabuk gibi bütün bedeninizi sarar, ruhunuzun korsesinden de bir daha kurtulamazsınız.

Dikkat ettim, hayatla, kendileriyle dalga geçenler işlerinde çok ciddi oluyorlar.

Başkan Clinton'ın görev sırasında ne kadar ciddi kararlar aldığını, ne kadar ciddi sorumluluklar yüklendiğini sağır sultan bile duymuştur.

Filmi izliyorum....

Kosova Savaşı'nı başlatan adam bisiklete binmiş Beyaz Saray koridorlarında dolaşıyor.

Bizimkiler otomobilden inmiyorlar ki, bisiklete binebilsinler.

Clinton, kendini ti'ye alıyor; o zaman da başkalarıyla dalga geçmeye, onları sarakaya almaya hak kazanıyor.

Oscar heykelini elinde tutarak şaka yapan adam, Amerikan başkanlığına layıktır.

Makam limuzinini hortumla yıkayan başkan, dünyanın bir numaralı devletini yönetebilir.

Hele Beyaz Saray telefonlarına çıkışı yok mu?

Bayıldım. Ben de hemen çalan telefonlara koşarım da onun için hoşuma gitti.

Üstelik başkanlıktan ayrıldıktan sonra origami öğrenecekmiş, onu da becerir.

BEN Clinton'ın canlılığını, yaşayan yanını hep sevdim.

Saksofon çalışını, Beyaz Saray'daki oval ofis maceralarını ilgiyle okudum. Hepsi canlılık belirtisi, ne yapsın kendini tutamıyor.

Açılan davayı da pek anladığımı söyleyemem. Başkanlar her şeyi yapamaz diye bir kural var mı?

İfade sırasında, o masum ve mahzun bakışının ardında, rastladığı ilk kızı baştan çıkaran küçük bir çocuğun çaresizliğini gördüm.

Ona da üzüldüm. Bizim devlet büyüklerimizin sicilinde böyle bir durum yok.

Böylesine organizması canlı bir adam memleketine hizmet edebilir.

Bizimkilerin her an sanki bir resmi toplantıdalar.

Estetik operasyonun nekahat döneminde zannedersiniz, ağızlarını bir türlü açamazlar. Tebessüm için bile.

Yeltsin'le birlikte yaptığı basın toplantısında attığı kahkaha, o ayrıldıktan sonra da Amerikan halkının kulaklarında çınlayacak.

Başkanlık koltuğunu bırakıp sıradan vatandaş olunca, güzellere daha rahat bakabilir. Artık ucunda mahkeme yok.

Çok merak ediyorum, bizim devlet ve hükümet büyüklerimiz yalnız kaldıklarında ne yaparlar?

Aynanın karşısına geçip bir Mınakyan aktörü gibi Shakespeare trajedilerinden bölümler mi oynarlar?

Yoksa tuluatı mı tercih ederler?

Sanmam, zaten toplum önünde tuluat yapıyorlar.

* * *

BİZİM politikacılarımıza bir tavsiyem olacak. 23 Nisan'da koltuklarını çocuklara bıraktıkları anın videosunu çektirsinler, sonra seyrederek, içlerindeki ölü çocuğu diriltmeye çalışırlar.

İnanıyorum ki, o zaman daha iyi yönetirler bu memleketi.

X