"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Doğan Hızlan: Bırakın siyasetçiler şiir söylesin

Doğan HIZLAN

YASİN HATİPOĞLU'nun şiiri başına dert açtı.

Önce şiiri birlikte okuyalım:

Aydınlar lál olmasa her dil konuşur

Suskunlara nisbet ile bülbül konuşur

Bir ülke ki aydınları suskun ve esir

Aydın yerine orda azázil konuşur

İki kelimenin açıklamasını yapmak gerekiyor: Lál, dilsiz demek. Azázil: Şeytan'ın melekler arasında yaşadığı ve henüz Hazreti Ádem'e secde etme emrini alıp da isyan etmediği zamanki adı.

Siyasetçilerin şiir söylemesine karşı değilim. Hele şiir yüzünden başlarının belaya girmesine hiç razı değilim.

Hiç olmazsa onların iyi kötü bir edebiyat türüyle ilgilendikleri anlamına gelir ki sevindiricidir.

Şiirin bela getiren bir meşgale olduğunu daha önce bir yazımda belirtmiştim. Anlaşılan bu uyarımı (!) kimse dikkate almamış.

Üstelik Yasin Hatipoğlu'nun önünde, kendi partisinden Recep Tayyip Erdoğan'ın durumu var. Onun akıbetini unuttu mu?

***

Yasin Hatipoğlu'nun şiiri üzerine yazacağımı söylediğimde arkadaşlarımdan bazıları şu itirazlarda bulundu.

Sen o şiiri beğendin mi?

Onun kasdettiği ideolojiyi mi savunuyorsun.

Biliyorsun, o sadece bir şiir değil, başka yere bir gönderme.

Yanlış itirazları teker teker gündemden düşürme işlemine başlayalım:

Burada şiir eleştirisi yapmıyorum, kısaca belirteyim, ben bir antoloji düzenlersem Hatipoğlu'nun şiirlerini kitabıma almayacağım.

Ayrıca bunlar şiir değil birer manzume.

İkincisi belli bir ideolojiyi savunmayalım diye, sanatın özgürlüğüne zarar verdiğimizi biliyor muyuz? Şairin sağcısını da, solcusunu da savunurum. Çünkü benim için aslolan şiirin özgürlüğüdür.

**`*

ŞİİR yüzünden, hangi ideolojinin savunucusu, propagandası olursa olsun, bir insanın yargılanmasını nasıl kabul edebilirim.

Ancak ülkemizdeki adalet yetkililerinin, şiire karşı bu duyarlıklarını da takdir etmiyor değilim.

Boşuna 'şair milletiz' dememişler, hem yazıyoruz, hem okuyoruz, hem de yazanın canına okuyoruz.

Lanetli Şairler'i bilirim ama Lanetlenmiş Şiir'i Türkiye'de öğrendim.

Bizde 'şiir yüzünden katl' tarihinin en unutulmaz örneği Nef'i'dir. Şiiri yüzünden boğdurulmuş.

Padişah, Nef'i'nin Sihám-i Kazá'sını (Kaza Okları) okurken yakınına yıldırım düşmüş padişah da şairi azletmiş ve bir daha hiciv yazmaması için şairden söz almış. Ama yazmayı sürdürünce canından olmuş.

O zamanın başka bir şairi de bunun üzerine şöyle demiş:

Gökden názire indi Sihám-i Kazá'sına

Nef'i diliyle uğradı Hakk'ın belásına

Cemal Süreya, Şiir Anayasa'ya aykırıdır, demişti. Yoksa gerçekten Anayasa'mızda böyle bir madde var mı?

Bildiğiniz, sevdiğiniz, okuduğunuz, başına gelenler yüzünden hala üzüldüğünüz şair adlarını hatırlatmak gereksiz.

Názım Hikmet, Rifat Ilgaz ve 1940 Gerçekçi Kuşağı'nın nice çilekeşleri.

***

ŞİMDİ diyeceksiniz ki, olay aynı mı?

Şiirde özgürlüğün sağı solu olmaz.

X