"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Doğan Hızlan: Bir karikatürün anatomisi

Doğan HIZLAN

LATİF DEMİRCİ'nin Hürriyet İstanbul'da yayımlanan bir karikatürünü bugün yazımın içine gömdüm.

Gözden kaçıran okurlarım, onsuz ne demek istediğimi anlamakta zorluk çekmesinler diye.

Yazı başlığını Bir karikatürün anatomisi koyduktan sonra düşündüm, trajik bir karikatür diyebilirdim.

Kuşaklardır yaşadığı şehirde yabancılaşan bir garip yaratık. Kozmopolit uygarlığın simgesi.

Karikatürün mekánını dikkatle inceleyin.

İstanbul surlarının yakınında bir bank, sahil yolundaki mesire(!) yerlerinden biri olabilir.

İstanbullu, İstanbul Efendisi, İstanbul Çelebisi tanımına giren biri. Başında fes var, ayağında tozluklu ayakkabısı ve bastonu. Yaşlı olduğu belli. Kravatlı. Yayılmadan, kaykılmadan oturmuş. Başında fes var. Tanıtma öğesini çok güzel kullanmış Latif.

Öteki sigara içiyor, göğüs bağır açık, ayakkabıları modaya uygun, dört köşe burunlu.

Ayak ayak üstüne atmış, yatmakla oturmak arasında, bankın üstünde kaykılmış. Elinde sigara. Karikatüre bakarsanız, izmaritleri yere atıyor.

Dağdan gelip bağdakine o öldürücü soruyu soruyor:

Yabancısın galiba, memleket neresi birader?

Gözleri fal taşı gibi açılmış İstanbullu neredeyse rüyama girecek. Kábus görürsem sebebi Latif'tir.

* * *

TAŞRALININ sorusuna şaşırmadım.

Bir şehrin çoğunluğu, o şehrin kimliğidir. Adamın çalıştığı, yaşadığı çevre, televizyondaki tipler, dizilerdeki insanlar da kendisine benziyor.

Öyleyse kim bu yabancı?

Sus pus oturan, banka, bir Behçet Necatigil şiirini hatırlatırcasına ilişen bu çekingen, kimseyi rahatsız etmek istemeyen adam İstanbullu olamaz. Çünkü o İstanbullu.

Ayrıca eğlence yerlerinde, İstiklál Caddesi'nde ona rastlamıyor.

Gazete sayfalarında, ekranlarda onun gibi adamlar yok, ancak Ramazan'da direklerarası eğlence programlarından hatırlayabiliyor onu.

İstanbul'un gözde mekánlarında mankenlerle yaşadığı seviyeli aşkların skandalist kahramanı değil.

Adam haklı. Böylesine hiç rastlamamış.

Artık bu şehirde bazı insanlar kendine yabancılaşıyor.

Yeni, İstanbul'a alışsın sözüne katılmıyorum, onun kadar başkalarının da alışmaları gerekir .

Azınlıkların da kültürlerini kattıkları kozmopolit İstanbul yok oldukça, bu soruyu soranlar artacak.

Yeni geldikleri şehir uygarlığını özümseyeceklerine, kendi yerel kültürlerini dayatanların, bir gün bu şehirden sıkılacaklarını bilmeleri için yeterli zaman geçmedi mi?

Dürümlerin yendiği yerlere karşı değilim, ancak pastanelerin de belli oranda İstiklál Caddesi'nde ve yan sokaklarda yer alması şartıyla.

* * *

YABANCI ülkelerin kültür başkentlerini görenler, İstanbul'un çöküşünü seyrederken derinden üzülüyorlardır.

Popülizmin, taşralı politikacıların, yeteneksiz, çapsız yerel yöneticilerin kurbanı olarak tarihe geçecek bu şehir.

Beyoğlu'ya yaptığımız makyaj akıyor, kimse farkında da değil.

X