"Doğan Hızlan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Doğan Hızlan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Doğan Hızlan

Doğan Hızlan: Beethoven'la başımız dertte

Doğan HIZLAN

KÜLTÜR BAKANLIĞI bütçesi görüşülürken, FP Grup Başkanvekili Kahramanmaraş milletvekili Avni Doğan, Beethoven'in 'Dokuzuncu Senfonisi'nin kilise müziği olduğunu savunmuş.

Biliyorsunuz, birtakım partililer, bu müziği Refah Partisi'nin cenaze marşı olarak nitelendiriyorlar.

Sanatın gücü, diye yazarım ya zaman zaman, ama bu gücün parti kapatacak derecede olduğunu tahmin etmemiştim.

Sayın Doğan, kültür konusundaki tezleriyle de dinleyenleri aydınlatmış.

Tam cevap verilecek konu diye düşünürken, Tuğrul Şavkay'ın Müzik ve Çağdaşlık yazısını okudum, Avni Doğan'ın söylediklerini eleştirirken, mecbur kalıp, zarif üslubundan bile fedakárlık etmiş. 'Ahmakça' kelimesini kullanmış.

Sayın milletvekili, Beethoven, Mozart yerine Yunus Emre'yi dinleyelim, demiş.

'Yerine' sözü burada tutmamış.

Şavkay'ın bu garip mukayese üzerine düşündüklerine ben de imzamı atıp, köşeme aldım:

‘‘Yunus Emre, Beethoven veya Mozart'ın veya Schiller'in seçeneği değil. Hiçbir büyük sanatçının bir diğerinin seçeneği olmadığı gibi.’’

Dokuzuncu cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in katıldığı Ankara Müzik Fiestivali'nin açılışında Beethoven'in Dokuzuncu Senfonisi çalınmış, Demirel de, ‘‘İşte çağdaş Türkiye,’’ demişti.

Anlaşılan Refah'lılar, partiyi kapatanın Vural Savaş değil, Beethoven olduğunu sanıyorlar. Bir kere bu saplantı, bilinçaltlarında yer etmiş.

FP'nin kapatılma davasının görüşüldüğü bu günlerde elbette bu senfoni belleklerde kötü çağrışımlar uyandırır. Nasıl Hasan Mutlucan'ın sesini duyduğumuzda darbe yapıldığını anladıysak, onlar da Beethoven çalındı mı, eyvah FP de kapatılacak korkusuna kapılıyorlar.

Beethoven Fobisi'ne tıp literatüründe rastlamadım.

* * *

TÜRKİYE'NİN kültürel zenginliğinden söz ederken, aynı topraklardaki çeşitliliği örnek gösteriyoruz.

Doğan'ın dediği gibi İslámi kültür de vardır, din dışı kültür de.

Özellikle batı çok sesli müziğine bu düşmanlığı anlamak mümkün değil, üstelik bir muhafazakár milletvekilinin tavrı daha da anlaşılmaz.

Sarayda Beethoven'in çalındığı, resminin yapıldığı bir imparatorlukta, yedi yüzyıldan daha geriye düşmek için bu gayret niye!

Eğer bir dönem, bir senfoniyle son bulduysa, Türkiye'nin yarınlarına güvenim artar.

Herkes o dönmede, o senfonide cumhuriyetin getirdiği çağdaş yaşama biçimimin sesini buldu. Schiller'in şiirini, Beethoven'ın bestesini kamuoyu birlikte söyledi.

Tuğrul Şavkay'ın yazdığı gibi, biri diğerinin alternatifi değil ki! Hepsi bir arada yaşamalı, çalınmalı, söylenmeli.

Yunus Emre'nin otantik iláhilerini de dinlerim, Adnan Saygun'un Yunus Emre Oratoryosu'nu da, Itri'nin, Zaharya'nın bestelerini de.

Hiç kuşkusuz çok sesli batı müziğinin en güzel eserlerini, icralarını da.

Beethoven'sız, Mozart'sız yaşayamam.

* * *

KÜLTÜREL zenginliği yoksullaştırmayalım.

Sayın Avni Doğan'a tavsiyem.

Yunus Emre iláhilerini dinlesin, arkasından da Beethoven'ı. Çünkü Beethoven'ın müziği onun düşüncelerini değiştirecek güce sahiptir.

X