"Melike Karakartal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Melike Karakartal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Melike Karakartal

Doğal seleksiyon yöntemiyle trafiği çözmek

İşte beklediğimiz haber: Şehir içi hız limiti 90’a çıkarılarak trafik problemi çözülecekmiş.

Hayır efendim. Yanlış yapıyorsunuz. 90 az, 120’ye çıkarın, 150’ye çıkarın, o da olmadı otomobillerin arkasına portatif sıcak hava balonu bağlayın, zorda kalınca uçuveririz, trafik ancak öyle çözülür.
Bravo, doğru anlamışsınız, trafiğin sebebi şehir içinde 70 ile gidenler.
Sağa-sola, acil ulaşım yollarına park edenler değil öyle mi?
Araç kullanmayı sürücü koltuğuna oturmak sanan kadın ve erkekler değil öyle mi?
Biri arkasında top patlasa bile aynasına bakmaz...
Diğeri paralel park yapmayı bilmez, arkasında kalan araçların hepsine Eskihisar-Topçular feribot sırası zulmünü reva görür, hiiiç umuru olmaz...
Trafiğin sebebi 4 şeritli yolu sağlı sollu saçma sapan park etmek suretiyle 1,5 şeride düşürenler değil.
Acil ulaşım yolunu bloke edenler değil öyle mi?
Trafiğin sebebi ışıklar kırmızıya dönerken kavşağı tıkama pahasına sarıda geçen son insan olmak için gaza basanlar değil öyle mi?
Adam “kırmızıya takılmayayım” diye komple kavşağı kilitliyor, haberi yok.
(Haberi var da işte, “o totoyu kurtardı”. Kurtardı, çünkü kırmızıya son saniye yakalananı katran ve tüye bulayıp sokakta dolaştırıyorlar. Falakaya yatırıyorlar.)
Trafiğin sebebi önce yüz şerit olan, sonra 3 şeride düşen, sonra altmış şeride dağılıp olmayacak bir yerde 2 şeride düşen muhteşem tasarlanmış yollar değil, öyle mi?
İş çıkış saati veya işe gidiş saati olmamasına rağmen trafik varsa, bir düşünelim, acaba neden...
Trafiğin sebebi iş çıkış saatlerinde servis zulmünden değil öyle mi?
Sağlı sollu usulsüzce park etmelerinden değil. Bekleşip toplu halde ters yöne girmelerinden değil.
Trafiğin sebebi telefonla konuşarak aracı kaydıran ve şeridi ortalayıp 55 km ile giden adamlar değil öyle mi?
Soldan mahşerin dört atlısı gibi gelen otobüsler, kamyonlar, hatta karayolunda “Dünyalar Savaşı” ortamları yaratan TIR’lar değil yani, öyle mi?
Bırakın Allah’ınızı severseniz.
Trafik kurallarına hele bir uyalım, sonra bakarsınız 70 mi olsun, 90 mı olsun diye.
Daha işin ABC’sinde sorun var, adam takip mesafesi bilmiyor, 70’le tampon tampona gidip can havliyle selektör yapıyor. Önündeki yol veriyor ama “Ulan sen misin bana selektör yapan” deyip gaza basıyor ve yakalayıp önüne kırıyor.
En eğitimli adamın bile takip mesafesi bilmeyenden böyle “intikam” alabildiği... Yaya geçidinden geçmeye çalışan insanın üstüne sürülen...
Yayaya yol verdiğinizde ZAAAAAAAART diye arkadan korna yediğiniz...
İlk insan dürtüleriyle otomobil kullandığımız yollarda...
70 mi yoksa 90 mı derseniz, elbette 70.
Medeniyetsizlik içinde ne kadar yavaş, o kadar iyi.
Paşa paşa, takip mesafesiyle gitmeyi öğrenecekler önce.
Ambulans mısınız ayrıca, F1 yarışçısı mısınız, nesiniz, ne bu acele?
Trafiğin bu haliyle hız limitinin 90’a çıkarılması ölüme davetiyeden başka bir şey değil.
Acaba yollardaki kalabalığı “doğal seleksiyon” anlayışı ile “ayıklamak” mı amaç?
İyi/kuralına uygun otomobil kullananın direkt vefat etme riski artacağına göre...
Yoksa kossskoca trafiği sol şeritte 60 ile giden teyzeler ve amcalar mı yapıyor?
Öyle galiba. Oradan görünen o herhalde.
Peki madem. Çıkarın limiti 90’a. Hatta 120’ye.
Cezalarda da indirim var...
Tahtalıköy’e giden kestirme yolu sormamıştık ama...
İlle göstereceksiniz.

X