Ege Haberleri

    Doğa, Kadın ve...

    Erol Aksoy
    19.05.2008 - 22:36 | Son Güncelleme:

    ’Doğa’ ve ’kadın’... Bu iki sözcüğün yanına ne koysak yakışır acaba? Ya da bir ilişki arasak aralarında?

    Hani şöyle desek: ’doğmak’la ilişkilendirilip adını koyduğumuz, bir sonsuz süreklilik içinde doğup yokolan ve yeniden canlanan yeryüzü varlığıdır da ’doğa’, ya ’kadın’? Eksikliğiyle, bu güzel dünyamıza gelebilir miydik? Doğa sürekli yeniler kendini, özgürce. Ya kadın? Onlar giderek yaşantıları "üç çocukluluğa" bağlanıp kalmış analarımız mıdır yalnızca? Hürriyet Kadın Kulübü’nün bir etkinliğiyle ilgili törene çağrılı olarak katıldığımda, karşımda her yaştan kadınlarımızı görünce, ülkemizde kadına yaklaşımımızdaki çelişkili gerçekleri anımsayıverdim. Etkinlik, görünürde basitti. Akademi Ege’nin de destek verdiği, Hürriyet Kadın Kulübü’nün düzenlediği kurslar sonunda kadınlarımızın kimisi ingilizce öğrenmiş, kimisi bilgisayar kullanmayı. Kurslar bitmiş, sertifikalar alınacak. Buyrun, size bir görüş: çoğu çoluk çocuğa karışmış o kadınlar ingilizce konuşmasalar ya da bilgisayara dokunmasalar ne eksilecek ki kadınlıklarından? Hayatın içinde olmak"Ev kadını"... ne kandırıcı bir söz! "İş adamı" gibi, sanki bir meslekmiş de ev kadınlığı, yakıştırılmış güzelce. Karşı kavram da "ev adamı" olmalı! Duydunuz mu böyle bir söz? Evinin dışında da, hayatın içinde olmak isterse kadın? Karşımıza çıkıveren şu söze bakın:"Hayat kadını". Hayatın içinde olmanın karşılığı böylesi aşağılayıcı bir niteleme mi olmalı? Yaşadıklarımız ya da bize dayattıklarıyla koşullanışımız sonucu, ’kadın’ denen varlığın yaratıcılığını bırakın gözardı etmeyi, üstelik yargılarımızla kıpırdayamaz hale sokuyoruz onu. Sadece "doğurmuş" olmakla kalmayan, yeryüzüne sunduğu canlı varlıkları "insan" etme yolunda verdiği uğraş. Yaratılanı, çağdaş kişiliklerle sanki yeniden yaratmak!Yaşam değerleri edinmeliGazetelerde, televizyonlarda "dişi" olmakla "kadın" olmayı birbirine karıştırıp boy gösterenleri göre göre oyalanıp duranlarımız az değil! Ama kendini tanımlamak, çağdaşlıkla yeniden kurmak, gelenekselin biçtiği kılıklardan sıyrılıp üç çocuklu olmanın ötesinde yaşam değerleri edinmenin yollarını aramakta kadınlarımız. Bu arayışın sonunda bir ’halkevi’ işlevi yüklenmiş TÜLOV gibi vakıflar ve Akademi Ege gibi kuruluşlarla işbirliği içinde Hürriyet Kadın Kulübü’nün kapılarından içeri girmekte "hayatın içinde" olmak isteyenlerimiz. Bu yazının sanatla ilgisi ne mi dediniz? Kadın olmak, dış yüzü gittikçe değişen toplumumuzda kadının kadınlığını yüceltme yolunda verilen her uğraş, başlı başına bir sanat. Ben ayna karşısına geçip kendime baktım. Henüz sanatçı olmuş sayamadım kendimi. Ya siz?

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNAN HABERLER

        Sayfa Başı