Dizi: ABD Günlüğü

Güncelleme Tarihi:

Dizi: ABD Günlüğü
Oluşturulma Tarihi: Kasım 20, 2000 00:00

Haberin Devamı

Yabancı dünya

SUNUŞ

KÜLTÜREL değişim, farklı kültürlerdeki insanların karşılıklı davetlerle birbirlerini tanıması anlamına geliyor. Yamanlar Koleji güreşçilerinin ABD seyahati de böyle bir programın parçasıydı. Indiana Güreş Federasyonu'nun daveti, Mason dernekleri ve Baptist Kilisesi'nin sponsorluğunda 20 gün hem kültürel, hem sportif anlamda çok güzel şeyler yaşandı. Amerikalı güreşçinin ailesi, rakip Türk'ü evladı gibi kabullenip evinde konuk etti. Her Türk çocuğu, kıran, kırana güreştiği rakibiyle 20 gün yaşayıp, fair play ruhunu öğrendi. Amerikalılar bize konuk olsa, yapamayacağımız çok şeyi orada yaşadık. Yamanlar Beden Eğitimi Öğretmeni ve eski milli güreşçi Sebahattin Kasap'ı öğrencilerine dünyayı tanıtan çabası için kutluyorum.

Münih’te bir kafede garson, ‘Ben Erzincanlı Murat, ne arzu edersiniz’ deyince, bir garip oldum. ABD’de böyle bir rastlantı ancak 20 gün sonra gelecekti...

ABD'ye yola çıkmadan önce, Münih'te kendi kültürümüzle vadalaştık. Güreşçi Salim Yetiş'in evine konuk olup yer sofrasında Türk yemekleri yedik. Münih'i gezip Türk toplumunun yarattığı atmosferi soluduk. İnsanın yurtdışında Türkçe konuşacak birilerini bulması hoş bir duygu.

Kafede garson, ‘‘Ben Erzincanlı Murat, ne arzu edersiniz’’ deyince, bir garip oldum. ADB'de böyle bir rastlantı ancak 20 gün sonra gelecekti. Ertesi sabah uçakla Frankfurt'a gidip, Münih - Chicago uçağına bindik.

10 saatlik uçuştan sonra Türkiye'nin 8 saat gerisinde kalıp ABD'ye ayak bastık. Havaalanında bizi Kültürel Degişim Direktörü Howard Jones ve Koç Eddy Pendoski karşıladı. 2 minübüsle Indiana'ya bağlı Portage kasabasına gittik. Amerikalı güreşçi aileleri Türk öğrencileri evlerine konuk etti.

Koç Pendoski, antrenörler ve basın mensuplarını kendi evinde ağırladı. Pendoski'nin evi filmlerdeki tipik Amerikan eviydi. Her türlü konforun yeraldığı ama tepeden tırnağa ağaçtan ve plastikten tek katlı villa.

Amerikalılar iş merkezlerinden kilometrelerce uzakta yaşıyor. Herkes yazlıkta gibi. Arabası olmayan yok. Son model cipler 5 bin dolar peşin gerisi taksitle 15 - 20 bin dolar.

Polis beni aradı

BİR galon (3.8 litre) benzin 1.30 dolar. Neden bu kadar ucuz olduğunu soruyorum, Pendoski, ‘‘Biz Araplara mısır ve soya fasulyesi veriyoruz, petrol alıyoruz’’ diyor. Tabii tüm araçlar ve evler klimalı. Kara iklimine rağmen Michigan Gölü, Chicago ve Indiana bölgesini nemli yapmış.

Amerikalı için yemek ve alışveriş çok önemli. Sabaha kadar açık restoranlar, fast food reyonları, elektronikten mobilyaya, her şeyin satıldığı Mol denilen mağazalarda kuyruklar oluşuyor.

Bir alışveriş merkezi, KİPA'dan kat kat büyük olursa bir kaç saatte dolaşılabilir mi? Mol'ün önünde toplanıp 3 saat sonra buluşmak üzere ayrıldık. Ama döndüğümde kimsecikler yoktu. Meğer geç kalmışım. Pendoski, ‘‘Bekleyemem, sonucuna katlanmalı’’ deyip kafileyi, bir yöneticinin evine yemeğe götürmüş. Ben de bekledim. 5 saat sonra gelip beni buluşma noktasından aldılar. Tabi Pendoski'de surat bir karış. ‘‘Sulimın, (Benim adımı böyle söylüyordu) 5 saattir seni arıyoruz’’ dedi.

‘‘Koç, ben buraya araştırma yapmaya geldim. Gezmeliyim, görmeliyim, yaşamalıyım’’ deyince gülmeye başladı. Ertesi gün gazeteler, bir Türk gazetecinin kaybolduğunu, polisin de 5 saat bulunamadığını yazdı. Polise de kırıldım. ‘‘Arkadaşımız kayboldu’’ diye başvurduklarında, ‘‘Hırsızlık yaptıysa tutuklanmıştır’’ demiş.

Müthiş tesisler

YAMANLAR Koleji'nin karşılaşma yaptığı Portage Koleji'nin bir Amerikan futbolu (5 bin kişilik), bir beyzbol stadı, 25 dönüm çim antrenman alanı, 2 futbol sahası, kapalı tenis kortları, yüzme havuzu, güreş ve basketbol salonları var.

Pendoski, bu okulun beden eğitimi öğretmeni. 42 milyon dolara malolan okul için, ‘‘Özel okul mu’’ diye sordum, ‘‘Hayır devlet okulu’’ dedi. Sonradan öğrendim ki arkasında kilise var. ABD'de tüm mezheplerin ana okulu, lisesi ve üneversitesi var. Hatta, hastanesi, emekli okulları, engelliler için dernekleri var. Okul isimlerinin başında Katolik, Babtist, Methodist, Ortodoks isimleri çok dikkat çekiciydi.

Koç Pi (Pendoski) olağanüstü konukseverdi. Sürekli, ‘‘Benim evim değil, sizin evinizmiş gibi davranın’’ dedi. Bahçesinde mangal partisi verdi. ‘‘Ben bu işin uzmanıyım’’ deyince, ‘‘Tamam mangaldan sen sorumlusun’’ dedi. Ama bütan gazlı grili sonuna kadar açınca bütün etleri yaktım. Mangal yaparken üstü çıplak dolaşanların hemen tişortlarını giydi. Ateşin karşısında altımda şort, üstüm çıplak et pişirirken, Sebahattin Hoca gelip, ‘‘Üzerine bir şey giy, Koç Pi'nin annesi gelecekmiş’’ dedi. Sonradan öğrendim ki, bu bir saygı gösterisiymiş.

Doktor çok pahalı

PARMAĞIMDAKİ dayanılmaz ağrı 2 gün sürdü. Koç Pi'ye, ‘‘Doktora gidelim’’ dedim. Aldığım yanıt ilginçti, ‘‘Doktor 200 dolar’’. Eczaneden antibiyotik istediğimde ise, ‘‘Reçetesiz satış yasak’’ dediler. Sonunda beni Pi'nin annesi kurtardı. Ağrı kesici bir magnesyum tuzu getirdi. Sıcak suya tuzu atıp 20 dakika pansuman yaptı. Hayret iki kez yaptığım bu uygulamada parmağım tamamen geçti, ağrı kesildi, şiş indi, 200 dolar cebimde kaldı.

Panayır gezisi

PORTAGE Kasabası'nın geleneksel panayırı bizim Anadolu'dakiler gibiydi. Kasaba, uçsuz bucaksız mısır ve soya fasulyesi tarlalarının uzandığı bir hayvancılık ve tarım merkezi. Ormanlık olduğu için, küçük bir havuzda yüzen kütüklerin üzerinde gençlerin ayakta kalma yarışı halkın bir numaralı eğlencesi. Dönme dolaplar, uzun tahta bacaklı palyaçolar, oyuncak reyonları ve tabii bol miktarda fast food büfeleri.

Koç Pendoski'nin bahçesinde verilen mangal partisinde baş aşçıydım.

Amerikalı ve Türk güreşçilerin konuk olduğu partide, kızarttığım etler kömür gibi olunca, Pendoski, ‘‘Biz kanserojen olduğu için kömürden vazgeçtik, sen bize etleri kömür yapıp yedirdin’’ dedi.

Amerikalılar, eğer Amerikan futbolu oynarsam bende, defans oyuncusu tipi olduğunu söyledi. Ama aksesuarları giyerken korkunç bir sıkıntı bastı. ‘‘İstemiyorum arkadaş’’ dedim ve Amerikan futbolu oynamadım.

Buz gibi suda, kütüklerin üzerinde ayakta kalma yarışı yapan gençlerin sergilediği görüntü, Amerikalıların çok ilgisini çekiyor. Göl kenarında piknik yaptık yapmasına ama, korkarak gittiğimiz gölün her yeri tapulu araziydi ve her an bizi polis zoruyla dışarıya atabilirlerdi.

YARIN: Kardeşim Howard

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!