Diyet uzmanı zayıflama ilacı öneremez

Diyet hatalarında "yanlış" uygulamalar yalnızca hasta ve doktorlardan kaynaklanmıyor. Diyet uzmanları egzersiz danışmanları veya psikologların da yanlış uygulamaları olabiliyor.

Mesela, obezitenin bir hastalık olduğunu bilmelerine rağmen "şişmanlık hastaları"nı doktorlara danışmadan kilo programına alan diyetisyenler var. Oysa bir diyetisyenin "hastalık tedavi etmesi" ne yasal ne de etik... Diyabetli, hipertansiyonlu, hipotiroidli ya da Kuşing’li hastalara sağlıklı insanlar gibi kilo verdirmeye çalışıp hastalandıran beslenme uzmanları da yok değil.

Kilo kaybı programına aldığı kişilere yalnızca uzman doktorların reçeteye yazabildiği zayıflama haplarını (Reductil, Acomplia) yazan diyet uzmanlarının da olduğu söyleniyor. Oysa, bu ilaçların çok ciddi yan etkileri olabiliyor. İç Hastalıkları veya Endokrinoloji Uzmanlığı olmayan doktorlar bile bunları yazmıyor, yazamıyor.

Yetmedi, deneyimli bir doktorun bile isteyeceğinden daha fazla kan analizi isteyip bunların sonuçlarını değerlendirmeyi bilmeyen, işin uzmanı bir doktordan yardım istemeyi ihmal eden diyetisyenlerle de olabiliyor.

Kısacası doktorlar beslenme uzmanı olmaya, beslenme uzmanları doktorluk yapmaya kalkınca işler karışıyor, hatalar en çok da o zaman başlıyor.

EKİP ÇALIŞMASI OLMAZSA BAŞARI DA OLMAZ

Kilo sorununun çözümünde özellikle obezite tedavisinde "doktor, diyet uzmanı, egzersiz uzmanı, psikolog ve hemşire"den oluşan bir sağlık ekibinin birlikte çalışması gerekiyor. Bu takım içinde herkes sorumluluğunu biliyor, yalnızca kendi işini yapıyor.

En iyisi sorunu kaynağından çözmek. Toplumu beslenme ve aktivite konusunda bilgilendirmek. Eğer sorunun çözümünde köklü adımların atılması isteniyorsa -ki bunun zamanı çoktan gelmiştir- daha küçük yaşlarında çocukların eğitilmesi, ailelerin bilinçlendirilmesi, beslenme endüstrisinin ürünler ve reklamları için desteğinin alınması ve denetlenmesi gerekiyor. Yani işin içine mutlaka Sağlık, Milli Eğitim, Gıda Bakanlıklarının da girmesi, beslenme endüstrisinin ve medyanın yardımcı olması şart!

Çocuklara diyet yaptırılmaz

Çok özel durumlar dışında büyüme çağındaki çocuklara diyet yaptırılmaz. Kilo problemi olan bir çocuk için hazırlanan beslenme planının temel özelliği doğru, dengeli, çeşitli ve besin kalitesi yüksek bir mönüdür. Yani çocukların yaptıkları beslenme hatalarını engellemek ve onlara doğru ve dengeli beslenmeyi öğretmek amaçlanır. Mevcut kilo sorununun çözümü için mutlaka gerekli görülüyorsa son derece ılımlı bir kalori kısıtlaması programı yapılır ve bu belirli bir süre uygulanır. Bu durumda da mutlaka bir "Çocuk Sağlığı Uzmanı" ile birlikte çalışılır. O uzmandan bilgi, destek, onay ve izin alınır. Kısacası çocukların kilo probleminin çözümünde diyetten çok dengeli beslenme ve bedensel aktivitelerden faydalanılır.

Egzersizin azı karar çoğu zarar

"Egzersiz yaparak zayıflanır mı" sorusunun yanıtını vermek kolay değildir ama ölçülü bir kalori tüketiminiz yoksa, yani yediklerinize dikkat etmiyorsanız, sadece egzersiz yaparak kilo vermeniz hoş bir hayaldir. Birazcık kalori kısıtlaması ve ılımlı bir egzersiz planını kısa bir süre uygulamak bile kilo verdiriyor. Egzersiz planı hazırlanırken de kişinin sağlık durumuna, yaşına, genetik mirasına dikkat etmek gerekiyor.

Kilo verme sürecinde uygulanan egzersizlerin makul tutulmasında fayda var. Çünkü fazla kilolu kişilere uygulanan ağır egzersizler ya eklemleri zorluyor ve sakatlıklara neden oluyor ya da kalbi, damarları zorluyor ve ritim bozukluklarına, tansiyon yükselmelerine veya düşmelerine yol açıyor. Kısacası, hangi programda olursanız olun bir saatten fazla egzersiz yapmanız tavsiye edilmiyor.

Genel olarak sağlıklı bir egzersiz programında egzersiz ile kaybedilen kalori miktarının haftada 1000’den aşağı 7500’den yukarı olmaması gerekiyor. Aşırı egzersiz yapan kişiler ağır diyetleri de aynı anda uyguladıklarında tükenme sendromuna, kalp ritmi bozukluklarına ve kan şekeri düşmesi yani hipoglisemi ataklarına rastlanma sıklığı artıyor. Egzersiz programlarını "egzersiz danışmanları"na bırakmak gerekiyor.

Yememe hastalığına dikkat

Kilo vermeyi asla "takıntı" haline getirmeyin. Kilo vermek temel olarak vücudunuzun neyi nasıl yaptığını, ne zaman nasıl düşündüğünü öğrenmekle ilgili bir süreçtir. Vücudunuzu asla zorlamayın.

Anoreksiya özellikle kız çocuklarında, bazen orta yaşlı kadınlarda, seyrek olarak da erkeklerde görülebilen "yememe hastalığı"nın tıptaki adıdır.

Bu hastalık çoğu zaman psikolojik bozukluklar, hormonal hastalıklar, metabolik travmalar ile sonuçlanmaktadır. Ciddiye alınmadığında hayatı bile sonlandırabilir. Yemeklere karşı tiksinti duymak, yemeklerden sonra kusmak, belli yiyeceklere elini bile sürmemek ve depresyon hali bu hastalığın ilk işaretleri olabilir.

Aneroksiyanın gelişiminde yanlış diyet yönlendirmelerinin, aile içi ilgisizliklerin, ekonomik krizlerin, ayrılıkların da rol oynadığı biliniyor.

Sırası gelmişken gizli aneroktiklerin de sayıca bir hayli fazla olduklarını belirtelim. Bu insanlarda bir süre sonra beslenme bozukluklarına bağlı böbrek yetmezliği, kas erimeleri, kemik boşalmaları ve kırılmaları, adet düzensizlikleri, tüylenme ve cilt sorunlarının başladığını hatırlatalım.

İdrar söktürücü ve laksatiflerle zayıflanmaz

Sürekli olarak idrar söktürücü kullanmak vücudunuzu sürekli olarak susuz bırakmak anlamına gelmektedir. Susuz bir vücut susuz bir hücre demektir. İdrar söktürücüler vücudunuzu yalnız susuz bırakmakla kalmazlar, kanınızdaki elektrolit dengesini de bozarlar, potasyum ve tuz kaybına yol açarlar.

Tuz kaybı ani ve şiddetli tansiyon düşmelerine, potasyum kaybı kas güçsüzlükleri ve kalp ritmi düzensizliklerine neden olur. Sürekli diüretik kullanmak vücutta magnezyum kaybını da artırır. Magnezyum azlığı kemikleri, kasları, kalbi ve sinir sistemini bozar.

Kilo vermek isteyenlerin sık sık yaptıkları hatalardan biri de bağırsak boşaltıcı laksatifleri bilinçsizce kullanmak. İşin acıtan yönü, bazı besin desteği üreticilerinin kilo verme çağrışımı yapan isimlerle pazarladıkları ve insanların doğal diyerek korkmadan satın aldıkları "zayıflama hapları"nın içinde bağırsak boşaltıcı bu maddelerin bulunmasıdır.

Eğer Sağlık ve Tarım Bakanlıkları vitamin tezgahlarını veya verdikleri ruhsatları yeniden gözden geçirirlerse bunları hemen göreceklerdir. Sürekli laksatif kullanmak da vücudun elektrolit dengesini bozar.

Şok diyetler hasta eder

Şok diyetler çok düşük kalorili diyetlerdir. Ve ancak doktor gözetiminde, diyet uzmanı kontrolünde kısa süreli olarak uygulanabilirler. Her yaşın, cinsin bedeninin temel kalori ihtiyaçları aynıdır ama sağlıklı bir bedenin günde ortalama 1200 kaloriden daha az enerjiyle ihtiyaçlarını karşılayamayacağı söylenebilir.

Bu nedenle 600-700-800-1000 kalorilik "çok düşük enerjili diyetler" yalnızca tıbbi gözlem altında ve kısa süreli olarak özel amaçlarla uygulanabilir. Şok diyetler uzun süre uygulandığında hele bir de yoğun egzersiz programlarıyla birlikte yapıldığında önemli sağlık sorunlarına yol açabiliyor.

Hipoglisemi yani kan şekeri azalmaları, hipotansiyon yani kan basıncı düşmeleri, şiddetli yorgunluk hali, bağışıklık zayıflaması hatta kalp ve beyin krizleri bu diyetleri yapanlarda görülebilen sağlık sorunları. Şok diyetlerin kalp kası iltihaplarına, kalp ritmi bozukluklarına da yol açabileceği biliniyor.
Yazarın Tüm Yazıları