Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Diyanet'ten Pakistan'a 25 trilyon lira yardım

    ANKARA (A.A)
    20 Ekim 2005 - 07:50Son Güncelleme : 20 Ekim 2005 - 07:50

    Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, Pakistan'lı depremzedeler için düzenledikleri kampanyada yaklaşık 25 trilyon lira toplandığını duyurdu.

    Diyanet İşleri Başkanlığı'da dün basın mensuplarıyla iftar yemeğinde bir araya gelen Bardakoğlu, yemek sonrasında yaptığı konuşmada, geçen hafta cuma günü yurtiçi ve yurtdışındaki camilerde Pakistan'daki depremzedeler için düzenledikleri yardım kampanyasına halkın yoğun ilgi gösterdiğini belirtti. Bardakoğlu, “Şu ana kadar yurtiçinde 20 trilyonu geçtik. Yurtdışında 3-4 trilyon kadar para toplandı. Yaklaşık olarak 25 trilyon kadar camilerden toplanmış olacak” dedi.

    Bu yardımın, insanların az veya çok demeden gönlünden gelen bir istekle katılmasıyla toplandığını ifade eden Bardakoğlu, Pakistan'a dünyadan çok ciddi bir yardım akmadığına dikkati çekti. Bardakoğlu, ”Ben, bu konuda sadece ulusların değil, BM'nin de iyi bir sınav vermediği kanaatindeyim. Gönül ister ki dünyanın bir yerinde acı oldumu, hemen ulusların ortak aklı devreye girmeli ve uluslar o yarayı sarmalı. Dinine, diline, ırkına, bölgesine, cinsiyetine hiçbir şeyine bakmaksızın... Acının coğrafyası, dini, kimliği olmaz” diye konuştu.

    “CAMİYE SİYASETİ, TİCARETİ SOKMAMALIYIZ”

    Bardakoğlu, konuşmasında, daha sonra son zamanlarda yapılan camilerdeki estetik ve mimari kusurlara dikkati çekti.
    “Camilerimiz gerçekten estetik ve mimari yönüyle bizim arzu ettiğimiz, hatta layık olduğumuz düzeyde değil. Osmanlıdan devraldığımız o güzelim mimari çizgiyi koruyamadık ve adeta camileri mimari ve estetik açıdan ucube sayılabilecek bir şekilde inşaa ediyoruz. Bunların düzelmesi lazım” diyen Bardakoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:
    “İki şeyi birden yapmalıyız. Caminin içinde anlattığımız dini söylemi, mutlaka bütün insanları birleştiren, barıştıran ve mutlu eden düzeyde tutmalıyız. Caminin içine ayrılığı gayriliği, siyaseti, ticareti sokmamalıyız. Camide sunulan din hizmetinin güzelliği önemli. Ama bir de camide fiziki mekanların güzelliği önemli. İkisi bir arada olmalı. Camilerin estetik ve mimari bakımdan hızlı bir şekilde iyileştirilmesi lazım.”

    Yapılan camilerden en son kendilerinin haberdar olduğunu belirten Bardakoğlu, “Burada bir yanlışlık var. Türkiye'de 50 bine yakın cami köy tüzel kişiliklerine ait. Bunun 10 bin kadarı özel şahısların, özel vakıf ve derneklerin. Geri kalanı da Türkiye Diyanet Vakfı ve kamu mülkiyetinin. 10 bin kadar caminin özel şahsa ait olması ciddi bir sorun. Bunun düzelmesi gerekiyor” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, camiler yapılmadan mülkiyetinin mutlaka “Diyanet İşleri Başkanlığı'na, Hazine'ye, Vakıflara yani kamu mülkiyetine çevrilmesi gerektiği”ne işaret ederek, “Kamu mülkiyetine çevrilmeyen camiye başlanmasına valiliklerin, kaymakamlıkların, belediyelerin izin vermemesi gerekiyor. Hiç olmazsa bundan sonra alabileceğimiz tedbirlerden birisi budur. Biz de bunun için gerekli yasal prosedür açısından teşebbüse geçtik” diye konuştu.

    Cami avlularının adeta “panayıra” çevrildiğini ve oraya gelen cemaatin de “potansiyel müşteri” olarak görülmeye başlandığını da dile getiren Bardakoğlu, şunları kaydetti:
    “Belli illerde ve belli camilerde ticarethaneler, dükkanlar, kebapçılar falan açılmaya başladı. Biz camiyi siyasetin, ticaretin, her türlü çıkar ilişkisinin, her türlü ayrılmanın ve bölünmenin dışında tutmak zorundayız. Biz bunu başaramazsak, fevkalade yanlış yapmış oluruz.”

    GÖZTEPE PARKI'NA CAMİ TARTIŞMALARI

    Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, Göztepe Parkı'na cami tartışmalarıyla ilgili bir soruyu cevaplandırırken, “İhtiyacın olduğu yerde camiinin yapılmasını, en az okul ve hastane yapılması kadar önemli” gördüğünü anlatarak şunları kaydetti:

    “Ancak hastane, okul, yol ve köprü yapılmasını da en az cami yapımı kadar ibadet sayıyorum. Toplumumuzda camiye karşı olan kimse yoktur. Gönül ister ki bu konular toplumsal mutabakatla, ortak akılla çözülsün. 'Cami yapalım, yapmayalım' tartışması; hiçbir zaman, medyaya yansıdığı şekliyle, bir tartışma ve siyasi bloklaşma sebebi olmasın. Ben bunu doğru bulmuyorum.

    Cumhuriyet'in temel ilkeleri, Atatürkçülük, laiklik, dindarlık, modern dünya ile barış içinde yaşamak, insan ve kadın hakları üzerinde bir konsensüs sağlamalıyız. Bunların gerekip gerekmediğini tartışmamalıyız. 'Nasıl işletirsek, nasıl anlarsak topluma daha iyi bir yarın çizeriz' bunu konuşmalıyız. Bunların esasına ilişkin tartışma yapmamalıyız. Sadece nasıllığını ve yerindeliğini tartışmalıyız.”

    “TÜRKİYE DİNDARLIĞI”

    Türkiye'de dini konulardaki yayınların yetersizliğine de dikkati çeken Bardakoğlu, şunları söyledi:
    “AB ile görüşmelerde artık İslam'ın bizim konuştuğumuz şekilde tanıtılması önem kazanıyor. Hızlı bir şekilde Avrupa'da bizim temsilcimiz durumundaki aileleri, soydaşlarımızı ve dindaşlarımızı aydınlatmalıyız, onlara dünya vatandaşı olmanın bilincini aşılamalıyız. Aynı zamanda laik, demokratik, modern hayatla dindarlığı uzlaştıran, birleştiren ve barıştıran Türkiye dindarlığının Batı'ya anlatılması gerekiyor.”

    SAKAL-I ŞERİF TARTIŞMALARI

    Sakal-ı Şerif tartışmalarının hatırlatılması ve bu konuda Diyanet'in yönetmeliklerinin ve hukuki görüşünün ne olduğunun sorulması üzerine Bardakoğlu, şunları kaydetti:

    “Bu konuda halkın bir yönetmeliği vardır. Bu da Sakal-ı Şerif'in yerinde ziyaret edilmesidir. Halkın uyguladığı, yazılı olmayan yönetmelik budur. Bizim yönetmeliğimiz de Sakal-ı Şerif'in ancak izinle dışarı çıkarılacağı yönündedir. İzin alınmadıkça Sakal-ı Şerif dışarı çıkarılamaz. Orada bir usul hatası vardır. Görevliler hakkında inceleme yapılıyor. Ancak Sakal-ı Şerif tartışmasının esasının basına yansıdığı şekilde olmadığı kanaatindeyim.”

    ATIL DURUMDAKİ KUR'AN KURSU BİNALARI

    Diyanet İşleri Başkanı Bardakoğlu, atıl durumdaki Kur'an kursu binalarıyla ilgili bir başka soruyu cevaplandırırken şu bilgileri verdi:

    “Bunların, hangi ölçüde nasıl kullanılabileceğini şu anda planlamakla meşgulüz. O konuda henüz mülkiyet tespitleri tamamlanmış değil. Bunlar tamamlandıktan sonra bazı Kur'an kursu binalarımızın kimsesiz çocuklara tahsis edilmesi ve bu konuda ilgili Devlet Bakanlığı ile işbirliği yapılması fevkalade önemli ve gerekli. Hazırlık çalışmaları sürüyor. Bunlar, kimsesiz çocuklar için yetiştirme yurtları olabilir.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı