Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Diyanet: Ölüm orucundakilere müdahale gerekir

    Hürriyet Haber
    25 Aralık 2000 - 00:00Son Güncelleme : 25 Aralık 2000 - 00:01

    Diyanet İşleri Başkanı M. Nuri Yılmaz, İslam dininde insan hayatının kutsal olduğunu belirterek, ölüm orucundakilere müdahale edilmesi gerektiğini bildirdi. Yılmaz, ''Bu can benimdir, istersem yaşarım, istersem öldürürüm deme hakkına sahip değilsiniz. Can Allah'ındır, o vermiştir, canı veren alır'' dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı M. Nuri Yılmaz, düzenlediği basın toplantısında, son günlerde Diyanet İşleri Başkanlığı'na karşı yöneltilen eleştirilere yanıt verdi.

    Diyanet İşleri Başkanlığı'nın milli ve dini bütünlüğün korunması konularına hassasiyet gösterdiğini vurgulayan Yılmaz, ''Dini ve milli bütünlüğümüz tehlikeye düştüğü an, ülkemiz zarar görecektir. Birliğin bozulması büyük felaketlerin habercisidir'' dedi.

    Yılmaz, son günlerde Diyanet İşleri Başkanlığı'na haksız saldırılarda bulunulduğunu söyledi. Dini konularda görüşlerini açıklamanın herkesin tabii hakkı olduğunu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın da eleştirilere açık bulunduğunu belirten Yılmaz, ancak bu kişilerin kendi fikirlerinin Diyanet'ten onaylanması gibi bir beklenti içerisine girmelerinin yanlış olduğunu söyledi.

    Yılmaz, bu kişilerin kendi fikirlerini vatandaşlara açıklamalarının kendilerini rahatsız etmediğini, ancak devletin bir kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığı'na yapılan sataşmalara ve iddialara da cevap verme durumunda bulunduklarını kaydetti.

    Milli bütünlüğün korunması konusunda da hassas davrandıklarını belirten Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti'nin tek dili, tek bayrağı ve tek ordusu olduğunu ifade ederek, ''bunları gözümüz gibi korumak hepimizin vazifesidir'' dedi.

    TÜRKÇE İBADET TARTIŞMASI

    Türkçe namaz meselesinin, her yıl ''ısıtılarak'' milletin önüne getirildiğine işaret eden Yılmaz, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın sanki buna karşıymış gibi haksız yere Arapçılık ve Arapçacılık'la itham edildiğini söyledi. Yılmaz, ''Diyanet İşleri Başkanlığı'nın İslam'ın asliyyetini korumak konusundaki hassasiyetini Arapçılık olarak değerlendirmek, mugalata ve tahriften başka bir şey değildir'' dedi.

    Bu konuda iddia sahibi olanların kamuoyu önünde demagoji yaparak konuyu saptırma gayreti güttüklerini öne süren Yılmaz, bu kişilerin ''Arapçılıkla zulüm yaptığı'' iddiasıyla kamuoyunu Diyanet İşleri Başkanlığı aleyhine yönlendirmeye çalıştıklarını anlattı.

    Yılmaz, namaz kılan bir insanın eğer orijinal metninden okuyamıyorsa, Türkçe de okuyabileceğini, hatta hiçbir şey okumadan da namazın diğer rükunlarını yerine getirerek ibadet yapabileceğinin basit bir kaide olduğunu vurguladı.

    ''Sanki Diyanet İşleri Başkanlığı, 'Kuran okumasını bilmeyenler namaz kılmasınlar' diyor'' diyen Yılmaz, şöyle devam etti:

    ''Böyle bir şey yok. Biz diyoruz ki, elbette orijinal metninden Kuran okunmalıdır. Bilmiyorsa, namaz kılmasın mı? İnsanların duasına, niyazına, yakarışına kesinlikle karışmamak lazım. Dualar istenildiği dilde yapılabilir, Allah her dili bilir.

    Kuran evrensel bir kitaptır. Elbette ki, her dile çevrilecektir. Kuran çevirilerini vatandaşlarımıza okumalarını da her vesileyle tavsiye ediyoruz. Bizzat hurafelerle ve uydurma hadislerle mücadele ettiğimiz de bir vakıadır.''

    ''KUTSALLIK YAFTASI"

    ''Bizi kahreden dinin istismar edilmesidir'' diyen Yılmaz, günümüzde dinin ticaret için kullanıldığına işaret ederek, bunun İslam dinine aykırı olduğunu kaydetti.

    Bazı kişilerin kendilerine ''kutsallık yaftası'' yapıştırarak, ''Allah, din ve peygamber'' diye din tüccarlığı yaptıklarını ve ceplerini para ile doldurduklarını belirten Yılmaz, Allah'ın Kuran'da ''Benim ayetlerimi az bir değer karşılığında satmayın'' diye emrettiğini hatırlattı.

    Yılmaz, dini duyguların, para veya herhangi bir menfaat karşılığı satılamayacağına dikkati çekerek, ''Bu dinimizde büyük bir günahtır ve İslam bununla mücadele etmek için gönderilmiştir. Biz başkanlık olarak halkımıza bu doğruları anlatmaya devam edeceğiz'' diye konuştu.

    MEZAR ZİYARETLERİ

    Bayramlarda mezar ziyaretlerinin bir gelenek haline geldiğini hatırlatan Yılmaz, bu konuda da İslam dininin kaidelerine uymak ve ölçülü davranmak gerektiğini söyledi. Yılmaz, mezarlara tapmak ve mezardan yardım istemenin İslam dininde yasaklandığına dikkati çekerek, kabir ziyaretlerinin ders almak için yapılması ve dua edilmesi gerektiğini söyledi. Hz. Muhammed'in ''Öldükten sonra benim kabrimi mabet haline getirmeyin'' vasiyetinde bulunduğunu hatırlatan Yılmaz, ''Mezarlara tapmak, ilahlaştırmak, onlardan yardım beklemek dinimizde yasaklanmıştır'' dedi.

    Bayramların sevinç ve neşe günleri olduğunu ifade eden Yılmaz, bayramlarda trafik kazalarının arttığına da işaret ederek, bu sevinçli günlerin kedere dönüşmemesi için içkili ve uykusuz araba kullanılmaması gerektiğini vurguladı.

    M. Nuri Yılmaz, ziyaretlerin yapıldığı, kırgınlıkların giderildiği sevinçli günler olan bayramların, günümüzde tatil günlerine dönüşerek anlamını kaybettiğini söyledi. Yılmaz, insanların bu güzel gelenekleri devam ettirmesini diledi.

    ÖLÜM ORUÇLARINA MÜDAHALE

    Yılmaz, bir gazetecinin sorusu üzerine İslam dini açısından ölüm orucundakilere istekleri dışında da tıbbi müdahale yapılıp yapılmaması konusundaki görüşlerini sorması üzerine, bu kişilere müdahale edilmesi gerektiğini söyledi.

    Yılmaz, şöyle devam etti:
    ''Dinimize göre sizin hayatınız aynı zamanda topluma aittir, siz karar veremezsiniz. 'Bu can benimdir istersem yaşarım, istersem öldürürüm' deme hakkına sahip değilsiniz. Can Allah'ındır, o vermiştir, canı veren alır. Aynı zamanda toplumun malıdır. Bunlara müsaade edilmemesi ve müdahale edilmesi lazım.''

    Yılmaz, faaliyette olmayan Kuran kurslarının sokak çocuklarına tahsis edilmesine ilişkin bir soruyu yanıtlarken de, sokak çocuklarına sahip çıkılarak topluma kazandırılması gerektiğini belirtti. Yılmaz, Milli Eğitim Bakanlığı ile bir protokol imzalayarak vatandaşların desteği ile faaliyette olmayan 3135 Kuran kursunda sokak çocuklarının barınması ve eğitilmesinin planlandığını söyledi.

    ''İMAMLARIN İŞİ YAVAŞLATMASI''

    Yılmaz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'ın imamların işi yavaşlatmaları yolundaki sözlerinin hatırlatılması üzerine de, ''herhalde şakadır, böyle şey olmaz'' dedi. Yılmaz, ''Görevlerini yavaşlatmaları, namazlarını ihmal etmeleri falan söz konusu olamaz. Yani din görevlisi grev yapamaz'' dedi.

    Din adamlarının mali durumlarının yürekler acısı olduğunu, bir imamın hiç olmazsa bir öğretmen kadar maaş alması gerektiğini belirten Yılmaz, bu konuda gerekli çalışmaları yaptıklarını söyledi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı