Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Diyalektik Avrupa

Hadi ULUENGİN

Tez-antitez-sentez, diyalektiğin yasasıdır evrenin şeyleri çelişki içerirler ve kaotik bir süreç nihayetinde kendi zıtlarına dönüşürler. ‘A’lar ‘B’ olurlar, sonra ‘C’de bütünleşir ve tekrar ‘D’ye bölünürler.

Bu devinim hiç bitmez ve madde ve hayat zıtların birliğinden fışkırır.

* * *

Yukarıdaki girizgahı yaptığım için felsefi lugat parçalayacağımı sanmayın.

Ben sadece AB'nin çok uluslu hükümeti olarak görev yapan ve yürütme organı sıfatıyla anılan Brüksel Komisyonu'nun bugünkü durumundan söz etmek istiyorum.

Çünkü şu sıralar bütün oklar bu Komisyon'u hedef alıyor. Nispeten uzak bir ihtimal olsa dahi, perşembe günü Avrupa Parlemantosu'nda gerçekleşecek oylamayla Ortak Pazar kabinesinin ‘düşürülmesi’ bile takvime yazılıyor.

Nedenine gelince...

İddialar odur ki, biraz ne kokar ne bulaşır cinsten silik bir şahsiyet olan Lüksemburglu Jacques Santer'in 1994'den beri başkanlığını yürüttüğü AB kurumunda rüşvet ve kayırıcılık gırla gitmektedir.

Söz konusu olgu bilhassa da Santer hükümetinin eğitim ve araştırma sorumlusu Edith Cresson'un çevresinde yoğunlaşmaktadır.

Rivayet odur ki, eski Fransa Cumhurbaşkanı François Mitterrand'ın sabık ‘gözdesi’, maaş süper yüksek ve ultra ayrıcalıklar da caba ya, her üye ülkeden binlerce insanın bir yolunu bulup ‘avrokrat’ memur olarak kapağı atabilmek için bekleştiği Komisyon'a kendi yakınlarını doldurmaktadır.

Üstelik Ali'nin külahını Veli'ye giydirerek, örneğin Akdeniz havzasına yardım kredisi mi çıktı, bu parayla tanışlarının ücretini ödemektedir. Veya yine tanışlarının kurduğu firmalara Ortak Pazar adına iş havale etmektedir.

Açıkçası, Madam Cresson Paris adetlerini Brüksel'e taşımaktadır.

* * *

Aslına bakarsanız yukarıdaki iddia ve rivayetler pek doğrulanmadı. Kılı kırk yaran soruşturma heyetleri öyle dişe dokunur bir yolsuzluk saptayamadı.

Ancak, gerçek ya da iftira şu kesin ki, adem-i merkeziyetçi, yatay ve şeffaf yönetimlerin hayata geçirilmek istendiği yeni AB'de Brüksel Komisyonu bu hedeflerle büyük ölçüde çelişiyor. Merkeziyetçi, dikey ve karartılı bir görünüm sunuyor. Ütopyanın ruhuna ters bir uygulama sergiliyor.

Avrupa Parlemantosu'nun teorik kontrol yetkisine rağmen ‘avrokrat’ denilen bürokrat ordusu denetim mekanizmalarını iplemiyor. Dediğim dedik davranıyor.

Üstelik, her ikisinin de ana karar organı Konsey'le mevcut çelişkileri söz konusu Parlemanto'yla Komisyon arasında gizli bir bağ örüyor.

Lafta çok demokratik davranan ‘Avrupa’nın vicdanı', iş ‘Avrupa’nın bastonu'na gelince ona göz yumuyor ve dolayısıyla kendi prestijini de sarsıyor.

Üstüne üstlük, ilkin Thatcher tipi anti Ortak Pazar hükümetler tarafından ortaya atılmış iddiaların bu kez Strasbourg organındaki aynı eğilime mensup milletvekilleri tarafından dile getirilmesi olaya siyasi boyut kazandırıyor.

Brüksel'den şeffaflık istemek illa AB'yi reddetmekmiş gibi yorumlanıyor.

* * *

Yukarıda belirttim diyalektik yasasıdır, şeyler kendi zıtlarını içerirler.

Dolayısıyla, adem-i merkeziyetçi, yatay ve şeffaf yapı hedefleyen Avrupa da süreç içinde, bunların tersini ihtiva eden bir AB Komisyonu üretmiştir.

Tez anti tezini yaratmıştır.

Ne var ki, nihayetinde sentez ortaya çıkacaktır. Ortak Pazar ve onun yürütme organı mutlaka bu badireyi de atlatacak ve orta noktada buluşacaktır.

Sonra o da bir üst aşamada başka çelişki üretecek ve süreç yenilenecektir.

Maddenin, hayatın ve diyalektiğin yasası budur, yeni Avrupa'nın oluşumu ve Avrupa ütopyasının inşası zigzag ve çelişkilerle sıçrama yapacaktır.



X