Gündem Haberleri

    DİSK: Ekonomi büyüdü halk yoksullaştı

    Hürriyet Haber
    30.04.2004 - 00:00 | Son Güncelleme:

    DİSK'in yaptığı araştırmaya göre, ekonomideki büyüme, tüketim, gelir, istihdam, işsizlik göstergelerine yansımadı. Üretimde verimlilik artarken, emekçiler daha uzun süre çalışmak zorunda kaldı ve reel ücretleri azaldı. Buna karşın yaşam koşullarında ise bir iyileşme olmadı.DİSK Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR) tarafından hazırlanan "Büyüyen Ekonomide Kim Kazanıyor" araştırmasında büyüyen bir ekonomide, istihdamın artması ve işsizliğin azalması beklenirken, DİE verilerinin bunun tersini ortaya koyduğu kaydedildi. Ekonominin 2002'de yüzde 8'e, 2003'te ise yüzde 6'ya yakın büyümesine karşın sonuçların istihdam üzerinde olumlu bir etki yaratmadığına işaret edildi.Son iki yılda hem istihdamın azaldığı hem de işsizliğin arttığı kaydedilen araştırmada, eksik istihdam edilenlerin de eklenmesiyle işsizlik oranının ülke genelinde yüzde 15'e ulaştığı vurgulandı. GELİR VE TÜKETİM DE ARTMADI Ekonomik büyümeyle birlikte gelir ve tüketimin artacağı yönündeki beklentinin de doğru çıkmadığı kaydedilen araştırmada, 1987 yılı fiyatlarıyla 2003 yılında 79 trilyon 862 milyar lira olan özel nihai tüketim harcamalarının 2000 yılındaki 80 trilyon 774 milyar liralık düzeyi yakalayamadığı kaydedildi. Araştırmada, "Bu durum bireylerin geçmişe göre daha az tükettiklerini göstermektedir" denildi. Aynı şekilde istihdama dahil edilen nüfus artmasına karşın, maaş, ücret ve yevmiyeli çalışanların elde ettikleri gelirin de kriz öncesi değerini aşamadığı ve ücretlerin gerilediği kaydedildi.ÜCRETLER AZALIRKEN ÇALIŞMA SÜRESİ ARTTI Ekonomide son iki büyüme yılının ücretle çalışanlara yaramadığı, ücretlerin 2001 yılındaki krizden bu yana yüzde 30 gerilediği vurgulanan araştırmada, imalat sanayinde çalışan işçilerin sayısında değişiklik olmazken, verimliliğin yüzde 30 arttığı belirtildi. Araştırmada, "Son iki yılda imalat sanayinde yatırımların çok sınırlı olduğu düşünülürse, verimlilik artışının arkasındaki tek neden işçilerin daha fazla çalıştırılmasıdır" denildi.Haftalık yasal çalışma süresinin 45 saat olduğu anımsatılan araştırmada, özel sektörde bu sürenin 56 saate ulaştığına dikkat çekildi. Bazı sektörlerde ve özellikle kayıtdışı alanda bu ortalama süreye asıl alınacak günlük çalışma süresinin 11 saati bulduğuna işaret edilerek, bu sayıların verimlilik artışının gerçek nedenini de ortaya koyduğu belirtildi. EN ÇOK KAYBEDENLER DİSK araştırmasında, krizden bu yana hemen tüm sektörlerde saat ücretlerinin düştüğü belirtilirken, çimento ve seramik sanayinde çalışan emekçilerin saat ücretlerindeki yüzde 35'lik düşüşle en çok kaybedenler olduğu bildirildi. DİSK'in belirlemelerine göre en çok işten çıkarma ise petrol ürünleri sanayiinde gerçekleşti. NÜFUSUN YÜZDE 80'İ YOKSUL DİE tarafından yapılan araştırmaya göre 2002 itibariyle yoksulluk sınırının 310 milyon, Türk-İş'in belirlemelerine göre ise 970 milyon lira olduğu anımsatılan araştırmada, Türk-İş'in belirlemeleri dikkate alındığında Türkiye'de yoksulluk sınırı altında yaşayanların sayısının 52 milyonu bulduğu, bunun da nüfusun yüzde 80'ine denk geldiği kaydedildi.  Türkiye'deki toplam mevduatın yüzde 64'ünün 500 bin kişiye ait olduğu belirtilen araştırmada, "Bir başka deyişle, mevduat sahiplerinin yalnızca binde 7'si toplam mevduatın yüzde 64'üne sahip. 2003 yılında 359 katrilyon olan milli gelirimizin yüzde 25'i değerindeki bir büyüklüğün toplam nüfusumuzun yüzde 1'ini bile oluşturmayan bir azınlığın elinde olduğu anlaşılıyor" denildi.VERGİLERLE BÜYÜYORLARAraştırmada, paradan para kazanma yolunu seçen "paranın  efendilerinin" halkın ödediği vergilerle büyüdüğü savunularak, devletin toplam vergi gelirlerinin büyük bir kısımının nüfusun yüzde 1'ini bile oluşturmayan bir avuç insanın cebine gittiği savunuldu.  DİSK'in araştırmasında, ekonomik göstergelerin kriz dönemlerinde herkesin kaybettiği söylemi yalanladığı belirtilerek şöyle denildi: "Piyasa kurallarının geçerli olduğu koşullarda, kaybedenlerin olduğu yerde kazananların da olacağı açıktır. 2001 yılındaki krizden bu yana geniş halk kesimleri yoksullaşırken, paranın efendileri paralarına para katmıştır. Ülkenin çoğunluğunu oluşturan emekçiler sürekli kaybetmiş, kayıpları bir avuç sermayenin ve egemenlerin kazanç hanesine eklenmiştir. Milli gelirin dörtte biri büyüklüğünde bir parayı elinde tutan bu bir avuç azılığın devletten alacakları, milli gelirimizin yarısından daha fazladır."
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı