Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Dışişleri, Bayındırlık ve İskán bakanlarımıza açık deprem mektubu

Sayın Bakanlarım, bildiğiniz gibi, yıllardır Türkiye Cumhuriyeti’nin ana hedefi, dolayısıyla politikalarımızın temeli, "çağdaş uygarlık" olarak adlandırılan "muasır medeniyet seviyesi"ne ulaşmak.

Son yıllardaki, AB álemiyle bütünleşme çalışmaları muasır medeniyet seviyesinin coğrafik Batı olarak yorumlanmasına yol açmış olmalı! Herhalde sırf bu yanlış algılama yüzünden yıllardır ülkemiz Asya Afetleri Azaltma Merkezi (ADRC) gibi önemli bir kuruluşa üye olamıyor.

Sayın Bakanlarım, takdir edersiniz ki yüzümüzü Batı’ya dönmek ile başka bir coğrafyaya taşınmış değiliz. Türkiye’nin, "üç kıtanın ortasında" olması bizim için hem imkán hem de risk yaratmakta. Bu risklerin en önemlilerinden biri de deprem. Deprem ve afet yönetimi konusunda Türkiye’nin Avrupa’dan öğrenebileceği fazla bir şey yok. Muasır medeniyet seviyesine ulaşmak söylemi, bir coğrafyaya değil, bir ilkeler bütününe gönderme yaptığına göre, Afet Yönetimi konusunda yüzümüzü Doğu’ya çevirmekten kaçınmamalıyız.

YÜZÜMÜZ BATI’YA SIRTIMIZ ASYA’YA

Ülkemizde ve dünyada yaşanan deprem gibi afetler çok acı, pahalı dersler içermekte. Bu tür yıkımlara neden olan olaylardan deneme-yanılma yöntemiyle öğrenmek, yol almaya çalışmak hiçbir şekilde akılcı bir yol ve yöntem değil. Dünyada yaşanan acı deneylerden ve tecrübelerden de yararlanmak zorundayız. Bu nedenle, İstanbul’da yıkıcı bir deprem beklerken olası büyük can ve mal kayıplarını azaltmak için Japonya’nın engin deneyimlerden yararlanmak üzere özellikle son 5 yıldır Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı’nın (JICA) düzenlediği programlarla birçok uzman, bürokrat ve idarecimiz Japonya’da ADRC’yi ziyaret etti. Ama bu konuda bilgi paylaşmak, insan kaynaklarını geliştirmek ve toplumun afetlerle baş etme kapasitesini artırmayı amaçlayan bu kurumla kurumsal ilişki kurma konusunda henüz hiçbir adım atılamadı.

Afet Yönetimi konusunda Japonya’ya yapılan ziyaretlerin birinde "Neden Türkiye’nin ADRC’ye üye olmadığı" sorulunca bir yetkilimizin "Avrupa ülkesi olarak yüzümüzü Batı’ya döndük, Asya ülkelerinin üye olduğu bir kuruluşa üye olmayız" şeklindeki açıklaması, herhalde yukarıda belirtildiği gibi yanlış bir algılamanın eseri olarak söylenmiş sözlerdi. Hálbuki 1998 yılında 25 Asya ülkesinin üyeliği ile kurulan bu merkeze Avustralya, Fransa, Yeni Zelanda, İsviçre ve Amerika Birleşik Devletleri katılmış.

BÜTÜNLEŞİK AFET YÖNETİMİNE GEÇMELİYİZ

Hz. Peygamber’imizin de emrettiği gibi bilim nerede ise oraya gidip ve onu oradan almalıyız. Diğer bir deyişle, takdir edersiniz ki önemli olan coğrafya değil, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşma ülküsüdür. Şu ana kadar, ülkemizin ADRC’ye üye olmaması ben dahil olmak üzere afet yönetimi konusunda çalışan birçok uzmanımızın bu merkezdeki uluslararası çalışmalara aktif olarak katılmasını engellemiştir.

Sayın Başbakanımızın direktifleri Afet Yönetimi ile ilgili kurum ve kuruluşlarımızın yeniden yapılandırılması için Bayındırlık ve İskán Bakanlığı bünyesinde başlatılan çalışmalarda da Afet Yönetimi konusunda evrensel bilimin ulaştığı seviyenin ve dünyadaki gidişatın dikkate alınması hayati önem taşımakta. Ancak küresel ve bilimsel bir bakış açısı kazanarak ülkemizi afetlerdeki "yıkım ve yara sarma sarmalı"ndan çıkarabiliriz.

Sayın Bakanlarım, ADRC’ye üye olmamız bilim insanlarımızın önünü açacak, ülkemizi ilkel kriz yönetiminden kurtarıp daha çok risk yönetimine ağırlık veren bütünleşik afet yönetimi sistemine geçmemize yardımcı olacak. 10 yıldır ihmal edilen üyelik konusunda gereğini bilgilerinize saygı ile sunarım.
X