Gündem Haberleri

    Disiplin cezası almış mahkum da açık görüşten faydalanacak

    A.A
    01.08.2012 - 12:01 | Son Güncelleme:

    Danıştay 10. Dairesi, cezaevinde kınama cezası dışında disiplin cezası almış ve bu cezası kaldırılmamış tutuklu ve hükümlülerin açık görüşten yararlanamayacaklarına ilişkin yönetmelik hükmünün yürütmesini durdurdu.

    İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nce 2006'da tutuklanan ve Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı İnfaz Kurumu'na konulan Erdener D, 2010 yılında attığı sloganlar nedeniyle 3 ay süreyle haberleşme ve iletişim araçlarından yoksun bırakma, daha sonra attığı sloganlar nedeniyle de 3 ay süreyle ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma disiplin cezalarıyla cezalandırıldı. Tutuklu Erdener D'nin cezaları, infaz hakimliği ve ağır ceza mahkemesi aşamasından geçerek kesinleşti.

    Tutuklu D'nin eşi Selin D, yılbaşı nedeniyle cezaevine giderek, açık görüşten yararlanmak istedi. Tutuklu Erdener D, 3 ay süreyle haberleşme ve iletişim araçlarından ve ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma şeklinde iki ayrı disiplin cezası bulunması nedeniyle ilgili yönetmelik hükmüne göre açık görüşten yararlandırılmadı.

    Selin D, Adalet Bakanlığı'nın Hükümlü ve Tutukluların Ziyaret Edilebilmeleri Hakkında Yönetmeliği'nin, disiplin cezası alanların açık görüşten yararlanamayacaklarını öngören hükmünün iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay 'da dava açtı.

    Davayı görüşen Danıştay 10. Dairesi, yönetmeliğin ilgili hükmünün yürütmesini oybirliğiyle durdurdu.

    Karardan

    Daire'nin kararında, idare hukukunda yetkinin idareye Anayasa ve yasalarla tanınmış karar alma gücünü ifade ettiği ve idare işlemlerin en temel ögesini oluşturuğu vurgulandı.

    Yetkinin, yasa koyucu tarafından hangi makam veya merciye, hangi sınırlar içinde verilmişse ancak o makam veya merci tarafından söz konusu sınırlar dahilinde kullanılabileceği belirtilen kararda, yetki hükümlerinin genişletici yoruma tabi tutulamayacağı ifade edildi.

    5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'da, cezaevinde ziyaret konusunun düzenlendiği, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'te de Kanun'un ziyarete ilişkin hükümlerine paralel düzenlemeler getirildiği belirtilen kararda, Tüzük'te, ziyaretin esas ve usullerinin, kapalı ve açık görüş olmak üzere kurumların yapısı dikkate alınarak yönetmelikle düzenleneceğinin öngörüldüğü kaydedildi.

    Hükümlü ve tutuklulara yönelik disiplin suç ve cezalarının düzenlendiği 5275 sayılı Kanun'da ayrıca, kınama, bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma, ücret karşılığı çalışılan işten yoksun bırakma, haberleşme veya iletişim araçlarından yoksun bırakma, ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma ve hücreye koyma cezalarının öngörüldüğü hatırlatıldı.

    Kararda, bunlardan yalnızca ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma ve hücreye koyma cezalarının, hükümlü ve tutuklunun ziyaretçi kabulüne engel olduğunun belirlendiği, idareye bu yönde bir düzenleme yapma izni de verilmediği kaydedildi.

    Görüşlerin koşul ve süreleri hakkında düzenleme yapma yetkisi

    Dava konusu yönetmeliğin dayanağı 5275 sayılı Kanun'un 83. maddesinin son fıkrasında, Adalet Bakanlığı'na, açık ve kapalı olmak üzere iki şekilde yapılacak görüşlerin koşul ve süreleri hakkında düzenleme yapma yetkisi verildiği belirtilen kararda, “Yasa koyucu tarafından davalı Bakanlığa yalnızca görüşme saat ve yerleri, konuşma dili, ziyaretçi sayısı gibi şartlar ile görüşme sürelerini belirleme yetkisi verildiği söz konusu yetkinin açık ya da kapalı görüş yasağı koyma konusunda herhangi bir düzenleme yapma yetkisini içermediği sonucuna ulaşılmaktadır” denildi.

    Kararda, 5275 sayılı Kanun'un ziyarete ilişkin maddesinin gerekçesinde, “Hükümlülerin iyileştirilme ve topluma kazandırılabilmeleri yönünden aile bireyleriyle bağlılıklarının devamını sağlamak üzere Adalet Bakanlığı'nca açık görüş yapılabilmesi konusu düzenlenmektedir” denilerek, hükümlü ve tutuklular bakımından önemli bir hak ve topluma kazandırma yöntemi olması nedeniyle açık görüş olanağından yoksun bırakılmamalarının amaçlandığı vurgulandı.

    Daire'nin kararında, ilgili Tüzük'te de kurumların yapısı dikkate alınarak ziyarete ilişkin düzenleme yapılmasının öngörüldüğü, Adalet Bakanlığı'na tanınan düzenleme yetkisinin ceza infaz kurumunun yapısına yönelik koşulları belirlemeyle sınırlı tutulduğunun anlaşıldığı vurgulandı.

    “Adeta ikinci ceza”

    Bu durumda, idarenin yasallığı ilkesi ve idari düzenlemelerin ikincil niteliği gereği, hükümlü ve tutukluların yakınlarıyla görüşmelerini kısıtlayacak her türlü düzenlemenin, yasayla ya da yasanın, sınırları belirli ve açıkça verdiği yetkiye dayanılarak davalı idarece yapılmasının gerekli olduğuna işaret edilen kararda, şu tespitler yapıldı:

    “Dayanağı 5275 sayılı yasada açık görüş yasağına ya da idarece bu yönde bir yasak konulabileceğine ilişkin herhangi bir yetkiye yer verilmemesine karşın, açık görüş yasağı getiren yönetmeliğin dava konusu fıkrasında, Anayasa'ya ve idarenin yasallığı ilkesine uyarlık bulunmamaktadır.

    5275 sayılı Kanuna göre, yalnızca ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma ve hücreye koyma cezaları, cezanın infazı süresiyle sınırlı olmak kaydıyla, hükümlü ve tutuklunun açık ve kapalı görüşten yararlanmasına tümüyle engel olmakta iken, dava konusu yönetmelik hükmüyle kınama cezası dışındaki tüm disiplin cezalarının varlığı, açık görüş yasağıyla sonuçlanmakta, ayrıca söz konusu yasağın süresi, yalnızca cezanın infaz süresini değil bu süreye ek olarak cezanın kaldırılması için gereken süreyi de kapsar hale getirilerek yönetmelikle adeta ikinci bir ceza yaratılmaktadır. Dolayısıyla yönetmelikte, dayanağı yasayı, görüş yasağı içeren disiplin cezasının türü ve yasağın süresi bakımından aşması nedeniyle de hukuka uyarlık bulunmamaktadır.”

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı