"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Dişi Prometheus Pervin Özdemir

ŞADAN Gökovalı, Pervin Özdemir’i mitolojiye göre “İleriyi gören” anlamına gelen ve toprağı, kendi gözyaşlarıyla kararak bu balçıktan insanı yaratan Prometheus olarak tanımlamış. İzmirli seramik sanatçısı Pervin Özdemir, farklı şekillerde oluşturulan dışavurumları bu alana taşıdığını ve Anadolu’yu kendi coğrafyasından çıkarıp dünyaya tanıtmayı hedeflediğini söylüyor.

Tasarım sancılı, üretim meşakkatli, paylaşmak keyifli

»Seramik sanatı sizin için ne ifade ediyor?
»Seramik kısaca toprak, su ve ateştir. Seramik bir tutkudur, yaşam şeklidir. Kendini ifade edebilmektir. Sınırsız olanakları, çeşitleri, teknolojisi vardır. Sürekli yenilenme vardır. Seramikte tasarım sancılı, üretmek meşakkatli, paylaşmak keyiflidir.
»Siz seramikle neyi anlatmak istiyorsunuz?
»Seramik sanatıyla, sevgi ve dayanışma duygularını yüceltmeye çalışıyorum. Doğa sevgisini insanla bütünleştirip, evrensellik katmaya çalışıyorum.
Düşüncelerimi,
yüreğimi sınırlamadan aktarmaya çalışıyorum.
Amacım; doğanın kirletilip yokedilmesinin sevgisizlikten kaynaklandığı mesajını vermek. Herkesi doğayı sevmek ve korumak için birlikteliğe davet ediyorum.

Kendimi ifade edebilmenin yolunu buldum

»Sanata ilginiz ne zaman başladı?
»Babam Kemal Durgungöl’ün döküm atölyesi benim oyun parkımdı. 3-4 yaşından itibaren toprak kalıplara merak sardım. Toprak ve ateşten güzel şeyler, heykeller yapılabilmesi benim için mucizeydi. Ergenlik dönemlerimde ise yazar, sanat eleştirmeni teyzemin yazılarıyla büyüdüm, yazarak kendimi ifade etmeyi öğrendim. Kendimi geliştirdim.
»Neden seramiği seçtiniz?
»Kendimi ifade edebilmek için. Kilin, çamurun esnekliği kolay şekillenebilir olması seramiği seçmeme neden oldu. Teknik birikimlerime içgüdüsel vurgularımı ekledim. Seramik tekniğinin sınırlarını zorlayarak, “Yontuya ulaşan seramik” adına farklı bir seramik penceresi açtım. Benim sanat yaşantım için eleştirmenlerin “Seramiğe adanmış bir ömür” diye vurgu yapmaları yerinde bir tanımlama. Kille boğuşmaktan büyük heyecan duydum.

Sır fırınından çıkan seramikler bana heyecen veriyor

»Artık teknoloji gelişiyor. Seramik bu anlamda çeşitleniyor mu?
»Seramiğin farklı şekilleri var; Torna, çark; İzmir Menemen’de yaşayanlar iyi bilir. Testiler, saksılar, vazolar, kaplar çarkta çekildiklerinde simetrik, genelde işlevseldir. Endüstriyel seramik ise panolar, fayanslar, banyolarda, hatta uzay teknolojisinde kullanılıyor. Döküm çamuruyla da istediğimiz biçimleri çoğaltma olasılığı vardır. Seramik sanatıysa, sınırsız olanaklarıyla resim ve heykelin bir bileşkesidir, diyebiliriz.
»Ne tip malzeme kullanıyorsunuz?
»Kil, dünyada her yerde var ama geldiği bölgeye göre çeşitlidir. Kullandığımız kil, demir oksitli kırmızı kil ve içinde şamot dediğimiz öğütülmüş pişmiş toprak parçalarıyla daha güçlü hale gelen beyaz kildir. Fırınlama ısısı 1050 – 1150°C arasında değişir. Sır uygulamasından önce parçalar 800 – 1000°C bisküvi fırınlama işlemi yapılır. Sır fırınından çıkan işler heyecan verici ışıltılardır. Kristalize renk uyumları büyük sevinç, mutluluk verir.

Sanatçının özgürlüğünü kontrol etmesi, sanatın ölümüdür

»Sizce sanat galerileri yeterli mi?
»En son Ege Üniversitesi’nde bir galerinin daha açıldığı müjdesini aldık. İyi galeriler kültürel ve sanatsal araştırmalar yapmak, sergileri izlemek, sanatçıları tanımak, gerçek sanatçıların yetişmesinde gereklidir. Yaratıcılık araştırmacılıkla doğru orantılıdır.
»Etkilendiğiniz sanatçılar var mı?
»Çağdaş seramik deyince ilk aklıma gelen FÜREYA’dır. Yaşam şekli, tutkusu beni etkiledi. Cevat Şakir Kabaağaçlı’nın kızı, dostum İsmet Noonan ile her sohbette onu anarız. Seramiğe başlar başlamaz doğaçlama yaptığım işlerin Henry Moore’a yakın olduğunu görmüştüm. Bilinçli araştırdığımda ise benim işlerimden çok farklı çalıştığını anladım. 80’li yıllardan beri söylediğim fikirlerimi geliştiriyorum ki Rollo May’in şu tanımı sanatımın temel taşı oldu; “Bir sanatçının özgürlüğünü kontrol etmesi demek sanatın ölümü demektir.”
»Çalışmalarınızı nerede sürdürüyorsunuz? Öğrenci yetiştiriyor musunuz?
»Kendi atölyemi oluşturdum. Etik Sanat Evi’nde seramik dersi verirken duvar rölyeflerimi çalıştım. Şimdi Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür Merkezi’nde kurduğum seramik atölyesinde başkanımız Dr. Hakan Tartan’ın büyük desteği ve Konak Halk Eğitim’in katkısıyla yüzlerce öğrenci yetiştirmeye devam ediyorum. - Adınıza bir de seramik yarışması düzenlendi değil mi?
»Evet, bu yıl Pervin Özdemir Atölyesi Seramik Yarışması düzenledik. İzmir İş Sanat Galerisi’nde, Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür Merkezi Seramik Atölyesi’nde yetişen öğrencilerimden oluşan Ateş Grubu’nun sergisi olumlu eleştiriler aldı. Ayrıca bu yıl sonunda Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür Merkezi’nde açacağım sergi için çalışmalarımı yoğunlaştırdım.

Torunum bir gün mutlaka filiz verecek

»Eşiniz ve çocuklarınızın sizin seramik çalışmalarınıza nasıl yaklaşıyor?
»Ailem her zaman destekledi. Eşim 30 yıl sonra, emekli olur olmaz seramiğe başladı ve Konak Belediyesi Güzelyalı Kültür Merkezi’nde öğrencim oldu. Yaşar Üniversitesi’nde yardımcı doçent olan kızım Gökçe bir yazısında, “Annem yaratıcılığını ve enerjisini eserlerine yönlendirerek özgün çalışmalara imza atmıştır. Her zaman en iyi eserlerinin abim ve ben olduğunu söyler. Ama bence en iyi eseri kendisidir” demişti. Ayrıca oğlum Cenk’in 10 aylık oğlu Demir’den ümitliyim. Şimdiden seramikle oynuyor. Ona şimdiden sanat tohumları ekiyorum, biliyorum bir gün mutlaka filiz verecek.

Biçilen değer asla eserin karşılığı olmuyor

»Seramik satışı hakkında ne söylemek istersiniz?
»Türkiye’de seramik satışı yurt dışına oranla daha az. Kırılabilir olması koleksiyonerleri düşündürüyor. Tasarımı, kilin hazırlanması, kuruması, fırınlanması, sırlanması geniş zaman dilimine yayılıyor. Dışarıdan ben de yaparım gibi görünen işler çok sancılı, emek ve zaman isteyen el yapımı işler, sizi yansıtan eserler. Ancak gerçekten değerini bilenlerin almasını arzu ediyorsunuz. Çünkü ortaya yüreğinizi koyuyorsunuz. Biçilen değer asla eserinin karşılığı olmuyor.
»Sizin eserlerinizi kimler alıyor?
»Genelde benim işlerim müzelerde, resmi ve özel koleksiyonlarda, yurt dışı koleksiyonlarında bulunuyor. Kurumların duvarlarında sergilenen özgün rölyef yapıtlarım da var.

X